UA-89691712-1

                                            “Taşları yemek yasak” “Surat asmak hakkımızdır” Demişti İsmet Özel!Ne ki, yasak olmasına rağmen; taşları yutanlar çoğaldığı gibi, taşları yutanlara karşı surat asanlarda azalmış durumda!... İnsanoğlu fıtratından uzaklaştığı zaman; harama ve günahlara bulaşmasının önünde hiçbir engel de kalmıyor haliyle. Mesele, günahın en büyüklerinden olup da af edilmesi mümkün olmayan Şirk; günümüzde farklı isimlerle (Ateizm, Deizm vs.) tarif edilip birçok tartışmalara konu olduğu gibi, kerahiyeti adeta sıradanlaş durumda ve insanların büyük bir kısmı, bu amansız girdabın çıkmazında yuvarlandığı bilinmektedir… Anne babaya isyan, zina, kumar, faiz ve fuhşun her türlüsünün sıradanlaştığı günümüz Müslüman toplumlarında; bu bağlamda, Müslümanlar başlarının neden felaketlerden kurtulamadığı üzerinde, iyice düşünmeleri gerekmektedir…

                                            Günahların normal karşılandığı, kirlisinin, akıl fakirinin ve Firavun’nun bol olduğu bir çağda yaşamaktayız. Allah’ın yasaları yerine beşer yasalarının, Resul (s.a.v)’in sünnetinin yerine ideologların çarpık ve karanlık felsefi kuruntularının yerleştirilmeye çalışıldığı, dintahrifçileri ve etraflarında kümelenen sığır kafalıların, işkembe-i Kübra’ dan merdut fetvalar savurdukları iflah olmaz bir süreçten geçmekteyiz. Hakeza, İdarecilerinin israfta, idare olunanlarında günahta yarıştıkları toplumlarda; ahlaki ve manevi denge bozulur, merhamet azalır, sevgi ve saygı kaybolur; insanlar aş iş gailesinden başka hiçbir şey düşünemez duruma gelir ve zulüm ile zorbalık kol gezer.Şimdi insanlığın içerisinde bulunduğubin bir sıkıntılar gibi! Çünkü bir toplumda, Manevi ifsad ile fakirlik yana geldiği zaman; o toplumda yaşayan insanların düşünce algıları kısırlaşır, aş ve iş derdinden başka hiçbir şey düşünemez duruma gelirler ki, zaten, dünyayı fesadhaneye çevirmeye çalışan müfsitlerin gayeleri de budur. 

                                            Diğer taraftan, Müstehcenlik (açıklık saçıklık), sokak ortasında çirkin işlerin yapılması; artık sıradanlaşmış durumda. Kol kola gezen on beşlik gençlerin yaptıklarırezaletlerinin aşk; aynı yaşta evlenenlerin ise suçlu görüldüğü toplumlarda, bir neslin kıyameti kopmuş,insani erdemlik katledilmişdemektir… On sekizden önce (zina) flörtve birlikteliğin aşk, ama aynı yaştakilerin meşru yoldan evlenmelerininyasalarla yasaklandığı ise ayrı bir felakettir! Ve bu tür ithalgeleneklerin aile müessesesinin altını dinamitleye ve baltalamaya yönelik,birer yıkımgirişimlerinden başka bir şey değildir? Oy kaygısından başka gaye gütmeyen, birçok siyasinin ve etkin yetkin çevrelerin; Müslüman ve gayri Müslim ayırımı yapmaktan kaçındıklarından dolayı, dini hassasiyetler asgariye indirilmiş hata birçok kesim arasında bırakıldığı bile görülmektedir…

                                            Günahların sıradanlaştığı çağ mı, yoksa günahlarıyla çağı kirleten insanlar mı desek daha isabetli olur doğrusu bilemiyoruz? Daha önemlisi de, sözde Akademisyen olanların bir kısmının; bu gün, Kur’an ve Sünnet üzerinden büyük tartışmalar meydana getirip, din adına dinle uğraşmaları; ve onların bu cinayetlerini engelleyen yasalhiçbir mâniin bulunmayışı hadisesidir. Bir taraftan servet ve şehvet peşinden koşan haramzadeler; bir taraftan da içimizdeki oryantalist, müsteşrik ve bilim adamı (!) müsveddeleri? Hani, eskiden insanlarda samimiyet diye bir karakter vardı. Yani, birçok insan savunup güttüğü davasını, fikir ve ideolojisini mertçe söyleyebiliyordu. Oysa günümüzde kaypaklıkta ve kıvırmaktamahir, o kadar eşik kulları çoğalmış ki, artık kimin kim olduğunu kestirmekde zorlaşmış gerçekten.

                                            İsterseniz biraz maziye doğru gidelim: “Ka’beyi yıkmaya gelen Kâfir Ebrehe’nin askerleri, Efendimizin dedesinin develerini de gasp ederler. Abdülmutalip develerini almak için, Ebrehe’nin otağına gider ve aralarında şöyle bir konuşma geçer: Ebrehe sorar: Kimsin ne istiyorsun? Abdülmutalip adını söyler ve develerini istediğini ifade eder.. Ebrehe: Yahu ben sizin Kâ’be’nizi yıkmaya gelmişim sense develerinin derdine düşmüşsün dediğinde; Abdülmutalip şamar gibi bir cevap yapıştırır melunun suratına: “Ben develerin sahibi olduğum için onlardan sorumluyum, oysa Kâ’be’nin sahibi Allah’tır O, (c.c) onu korur. Sonrası malum, Fil ordusunu yerle yeksan eden Ebabil kuşlar ordusu…

                                            Hani,insan söylemeden edemiyor bazen, Abdülmutalip ’de olan o günkü samimiyet ve teslimiyet; bu gün Müslüman geçinen bir kısım çevrelerdeolsaydı,belki İslam âlemibu gün bu kadar ağlamazdı? Çarşı pazarlara çıkın, ( tabi çıkabiliyorsanız) ve çevrenizde olup bitenlere şöyle bir göz atın; manzaranın kahredici olduğunu görür ve büyük bir ümitsizlik hissedersiniz… Neden? Çünkü sokakta, çarşıda, pazarda, yani evin dışındaki her alanda; gayri İslami olaylarla karşılanmanız mümkündür. Kol kola girip sokak ortasında öpüşenlerden tutun, toplumun manevi değerlerini hiçe sayıp şehvet dağıtanlara varıncaya kadar; toplumun alt yapısına kadar nüfuz etmiş çarpık bir zihniyetin,virüs gibi türemiş olduğunu göreceksiniz…

                “Toplumlar açlıktan ve sefaletten yıkılmaz, bilakis; hayasızlıktan ve hakkın sınırlarını ihlal etmektendolayı yıkılır diyen bilge’ nin,” ne kadar doğru bir tespitte bulunduğu bu gün daha güzel anlaşılmaktadır!... Evet, günahların çağı veya çağın aman vermez günahları; günümüzün İslam coğrafyasındaki nesilleri yozlaştırmışolduğu inkarı kabil olmayan bir gerçek. Belki sadece, her yıl 31 Aralık yaklaştığında, piyango (kumar) biletlerini satan gişelerin önündeki insan kuyruklarına bakmak; insanların günah bataklığına ne kadar batıpsaplandıklarını öğrenmekiçin yeterli olacaktır…  Akıbetimiz hayırla bitsin inşallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.