UA-89691712-1
Öne Çıkanlar belediye sıckalık meclis başkan vekili Toplu Taşıma 20 kişi

Teknoloji laboratuvar hatalarını düşürüyor!

Şanlıurfa’da düzenlenen ‘Laboratuvar Hataları ve Yönetimi Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Dildar Konukoğlu, “Laboratuar hatalarının yüzde 70’i laboratuarın dışında gerçekleşen hatalar. Son gelişen laboratuar teknolojileriyle birlikte analitik olarak denilen hataların oranı oldukça az. Literatürü baktığımızda yüzde 3’lere, yüzde 5’lere varan hatalar” dedi.

Bir otelde Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Klinik Biyokimya Uzmanları Derneği tarafından düzenlenen ve iki gün sürecek olan ‘Laboratuvar Hataları ve Yönetimi Sempozyumu’nda uzmanlara tarafından bilimsel sunumlar yapıldı.

 



Sempozyuma ilişkin bilgi veren Konukoğlu, laboratuvar uzmanlarının hastaların teşhis ve tedavine katkı sağlayacak sonuçları vermek için çalıştıklarını kaydetti. Dildaroğlu, “Laboratuvar hataları diyorum, aslında laboratuvar hataları sanki, biraz biyokimya laboratuvarı olarak hatalıymışız gibi bir durum ortaya çıkıyor. Aslında öyle değil, işin gerçek şeyi. Herhangi bir klinikle uyumsuz bir sonuç çıktığı zaman hekimin aklına gelen hemen ilk şeylerinden biri ‘bu bir laboratuar hatasıdır’ ifadesi. Biz, bunu yaptığımız sempozyumlarla ve izlediğimiz konularla aslında bu hata olarak nitelendirdiğimizi ve laboratuvara atfedilen hataların birçoğu aslında testi isteyen hekim aşamasında başladığını söylüyoruz. Çünkü hekimin doğru testi, doğru zamanda hastadan istemesi çok önemlidir. Çünkü bir ön tanıyla, bir beklentiyle testler istendiği zaman ancak sonuçları hasta güvenliği açısından, klinik açıdan değerli olacaktır. Bunun yanı sıra laboratuvarlara hastaları hekim, ‘git laboratuara kanını ver’ ya da ‘numuneni ver, test örneğini ver’ diye gönderir. Bundan sonra bizim preanalitik dediğimiz süreç başlar. Ve yapılan çalışmalar göstermiş ki, preanalitik olarak nitelendirdiğimiz süreç, yani numunenin alınması, ki bu kansa kan örneğinin alınması, idrar örneğiyle idrar örneklerinin toplanması, laboratuara taşınması ve ön işleme geçen aşamalar genelde laboratuvar hataları olarak söylenen hataların yüzde 70’ine karşılık geliyor. Dolayısıyla bu laboratuvarın testi yapmak, testin sonucunu vermek gibi düşünülürse numune geldikten sonra aslında laboratuvarın işi başlıyor. Dolayısıyla laboratuvar hatalarının yüzde 70’i laboratuvarın dışında gerçekleşen hatalar. Son gelişen laboratuvar teknolojileriyle birlikte analitik olarak denilen hataların oranı oldukça az. Literatürü baktığımızda yüzde 3’lere, yüzde 5’lere varan hatalar. Biz laboratuvar uzmanları olarak bir test sonucunu onaylarken, hastaya raporu verirken bütün bu süreçleri gözden geçirmemiz gerekiyor. Amacımız herhangi bir sonuç vermek değil. Hastanın tedavisini etkileyecek ya da tanısını etkileyecek, hastanın güvenliğini tehdit etmeyecek bir sonucu ve klinisyene doğru sonucu verecek bir sonucu vermek bizim amacımız. Dolayısıyla bir raporu verirken, o raporu etkileyecek, preanalitik, postanalitik gibi süreçleri düşünerek o raporun altına imza atıyoruz. Bu tür sempozyumların amacı laboratuvar uzmanları olarak yönetmesini bilmek ve hata kaynaklarını, bizimle doğrudan ilgili olan ya da bize yansıyan hata kaynaklarının farkındalığını arttırmak, belli bir kalite standartları çerçevesinde çözüm getirmek ve yönetmek” dedi. 

 



KALİTE KONTROL SÜRECİ

Kalite kontrol süreçlerini takip etmek zorunda olduklarını kaydeden Dildaroğlu, “Kalite yönetim süreçleri zaten Sağlık Bakanlığımızın üzerinde durduğu konular. Dernek olarak Sağlık Bakanlığındaki birçok toplantıya katılıyoruz. Özellikle bu preanalitik süreci kontrol etmemizi sağlayan kalite indikatörleri zaten bizim laboratuar yönetmeliğimizde de yapmamız gereken unsurlardan ya da takip etmemiz gereken unsurlardan biri. İç kalite kontrol, dış kalite kontrol özellikle analitik fazı değerlendiren kalite kontrol çalışmalarını belli siteler üzerinden Sağlık Bakanlığına bildirmek zorundayız. Yaptığımız denetimlerde de bu iç kalite ve dış kalite değerlendirme tutanaklarını belgelemek ve sunmak zorundayız. Bu zorunlu bir durum” diye konuştu.

 



Dildaroğlu, Urfa’yı çok beğendiğini ve tarihi bir mekanda bulunmanın mutluluk ve keyif verici olduğunu sözlerine ekledi. 

 



GÖBEKLİTEPE TEMASI

Sempozyum için Göbeklitepe temasının seçilmesinin önemli bir tevafuk olduğunu kaydeden M. Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Biyokimya Uzmanı Dr. Uğur Fahri Yürekli ise, “Türkiye genelindeki biyokimya uzmanlarının böyle bir bilimsel bir toplantısı. Yılda böyle birkaç tane toplantı olmakta. Bu sempozyumların amacı bu meslek grubunun biraz daha mesleki hatalar konusunda farkındalık olmasının sağlanması. Bir de böyle doğuya doğru kaymamızın bir sebebi de doğuda gelemeyen arkadaşlarımız varsa onların da bu konudaki bazı bilimsel konulardan geri kalmamaları. Urfa’mızda düzenlediğimiz bu sempozyumun hem Urfa’nın kültürel varlıklarına hem bilimsel çalışmalarına karşı bir artış amaçladık. Göbeklitepe temasına ilişkin olarak ise Göbeklitepe yılı seçilmeden seçmiştik. Çünkü arkadaşlarımızın Göbeklitepe’ye karşı bir ilgileri vardı. Göbeklitepe’yi seçtikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın Göbeklitepe Yılını ilan etmesi çok büyük bir tevafuk oldu. Arkadaşlarımız bu konuda çok memnun oldular” ifadelerini kullandı.

Hüsetin ÖZKAN/İPEKYOL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.