Öne Çıkanlar gündem URAF KÖPEKDÜŞTÜ YERELGAZETE rabia meydanı

Urfalı Büyükelçi: Artık Çin'den alma değil, satma zamanı!

İşte, Habertürk Muhabiri Kübra Par'ın Urfalı büyükelçi ile yaptığı röportaj

Kübra PAR: Emin Bey siz bir buçuk yıldır Pekin büyükelçisisiniz. Türkiye’deki Çin algısını konuşarak başlamak isterim. Türkiye’deki arkadaşlarım, her şeyin sahtesi burada üretiliyormuş, çok ucuz bir ülkeymiş gibi bir düşünce içerisinde. Halbuki şu anda Pekin dünyanın en lüks başkentlerinden biri. Türklerin kafasındaki Çin algısı ile gerçek Çin arasında nasıl farklar var?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Öncelikle Çin ile ilgili yanlış algılarımızın nereden kaynaklandığına bakmamız gerekiyor. Çeşitli üniversitelere yaptığım ziyaretlerde gençlerle sohbet ederken bu algıyla alakalı konuşuyoruz. Buraya “Uzakdoğu” deniyor. Oysa “Uzakbatı” diye bir kavram duymazsınız. Batı yakındır, kapı komşunuzdur ama Doğu uzaktır, gidemezsiniz, ulaşamazsınız. Siyasi doktrinleri kimin nasıl koyduğuna bakmak lazım. Bu bölgeyi zihinlerde uzaklaştırmışlar. İstanbul-Washington arası mesafe, İstanbul-Pekin arası mesafeden daha uzun. Ama Çin’in uzak olduğu algısı bizim kültürel ve ekonomik olarak iletişim kurmamızı engellemiş. Bundan dolayı da Çin’i öğrenirken Batı kaynakları üzerinden öğrenmişiz. Bir İngiliz veya Amerikalı yazarın gözünden Çin’i değerlendirmişiz. Çinliler de Türkiye’yi ve Türk örf adetlerini Batılı kaynaklar üzerinden okumuş. Aslında iki ülke toplumu birbirine çok uzak değil. Buraya geldiğimden beri çok fazla ortak nokta olduğunu görüyorum. Türkiye’de, “en ucuz iş gücü”, “ayda 100 dolara çalışan insanlar” ya da “pirinç tarlalarında hasır şapkayla çalışan fakir insanlar” şeklinde düşünceler söz konusu. Oysaki burası dünyanın en lüks başkentlerinden bir tanesi. Daha da önemlisi burada yaşam standardı Türkiye’nin çok üzerinde olan ultra zengin bir sınıf var. Ayrıca orta sınıfın yaklaşık 350 milyonluk kısmının yıllık gelirleri 20-25 bin dolar civarında. Burası zenginleştiği için, artık sadece üreten değil tüketen de bir yer oldu. İnsanlar daha iyi yemek yemek, daha iyi yerlere seyahat etmek, daha iyi giyinmek istiyor. Gerek giyimde gerek gıdada gerekse de turizmde bu alışkanlıklara hitap edebilecek çok iyi Türk markalarımız var. Ama bunları çok cüzi miktarda ve münferit olarak burada görüyoruz.

Kübra PAR: Bu yatırımcılar hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor?

Abdulkadir Emin ÖNEN : Altyapı, bankacılık, elektronik, bilişim gibi aklınıza gelebilecek her alanda faaliyet gösteriyorlar. Söz konusu şirketler yatırım miktarlarını artırdıkları zaman bu farkı kapatacağız. Geçenlerde Ankara’daki Çin büyükelçisi bir hedef koyup, “3 milyar dolar olan Türkiye’deki yatırımları önümüzdeki 5 yılda ikiye katlamak istiyoruz” dedi. Bence o bile yeterli değil ama tabii ki bir hedeftir, en azından bir basamaktır.

Öte yandan, önemli olan Türk işadamlarının buraya ilgisinin artmasıdır. Ben işadamlarımıza, “Artık buradan bir şey alma zamanı değil buraya satma zamanıdır” diyorum. “Buraya üç beş aylığına geldiyseniz paranıza yazık; burası orta ve uzun vadede size kazandıracak bir yer” diye de ekliyorum. Geçtiğimiz yıl Çin ilk kez ithalat fuarı düzenledi ve devlet, “Yılda 2.2 trilyon dolar ithalat yapacağız” diye açıklama yaptı. Türkiye bindelik dilimlerde. Şirketleri buradaki ithalat fuarına zorla getiriyorum. TÜSİAD, MÜSİAD başkanlarını bizzat arayıp, “Burada böyle bir şey var, aman kaçırmayın” diyorum. Buraya olan ilgi alakamızı artırmamız gerekiyor, çünkü burada tüketim alışkanlığı her geçen gün değişiyor ve artıyor. Orta kesime hitap edecek birçok ürün getirmemiz lazım.

Kübra PAR: Çin’e ne satabiliriz de satmaktan imtina ediyoruz?

Abdulkadir Emin ÖNEN : Beyaz eşya satabiliriz. Erkek ve kadın giyim konularında çok iyi markalarımız var, onları da satabiliriz. Ayrıca gastronomide çok iyiyiz, bu alandaki birçok markamızın da buraya gelmesi gerekir. Pekin’de pek Türk markası ya Türk restoranı yok.

Kübra PAR: Kiraz galiba önemli bir ürün.

Abdulkadir Emin ÖNEN : Kirazı imzaladık, hayırlı olsun. 14 günlük bir fümigasyon süreci vardı. Bu, kiraz gibi narin bir meyve için uzun bir süre, çünkü bayatlıyor. Yaptığımız girişimler neticesinde, bu karantina sürecini 2 saate düşürdüler. Şu an Türkiye’nin yaklaşık 810 milyon dolarlık kiraz ihracatı var. Sadece Çin’in geçen yıl dünyadan ithal ettiği kiraz miktarı ise 1.3 milyar dolar.

Çin dünyadan 90 milyar dolarlık gıda alıyor. Bu piyasa Türk tarım ürünleri için de çok büyük fırsatlar var. Şu an zeytinyağı, nar, narenciye, süt ve süt ürünleri, kanatlı ürünler ve fıstık ürünlerinin Çin pazarına girmesi üzerine konuşuyoruz.

Kübra PAR: Çin’e yatırım yapma fikri işadamlarımızı korkutuyor olabilir mi? Dil ve alfabe engeli var. Ayrıca bürokrasinin ağırlığı söz konusu, nihayetinde burası komünist bir yönetim.

Abdulkadir Emin ÖNEN : Muhakkak bunlar birer etken ama hiçbiri bir bahane olmamalı. Çünkü dünyanın bütün dev şirketleri burada. Onlar bu mücadeleyi verebiliyorsa; burada genel merkezlerini kurup, burada üretip dünyaya buradan satış yapabiliyorlarsa Türkler neden yapmasın? Biraz kolaya kaçtığımızı düşünüyorum, çünkü burası sabır istiyor. Burada sadece lisanı öğrenmek değil, ticaretin lisanını, yani kültürü de öğrenmek gerekiyor. Burası İstanbul’dan mail atarak ticaret yapabileceğiniz bir yer değil; gelip insanlarla tanışacaksınız, yemek yiyeceksiniz, onları Türkiye’ye davet edeceksiniz. O temaslardan sonra ancak belli bir noktaya gelebilirsiniz. Elbette burada ciddi bir bürokrasi var ama bir yandan da çok disiplinli bir şekilde giden ekonominin hızı var. Doğru yatırım noktalarında, doğru işlemler ve doğru hamleler yapılırsa burası orta ve uzun vadede Avrupa’dan da Ortadoğu’dan da çok daha fazla kazandıracak bir yer.

Kübra PAR: Çin’de işsizlik oranı da çok düşük. Yurtdışında iş arayanlar için burada imkân var mı? Türklerin çalışmak için buraya gelmelerini tavsiye eder misiniz?

Abdulkadir Emin ÖNEN : Çalışmak değil ama ticaret yapmak için burada fırsatlar daha yoğun. Ülke ekonomisi geçtiğimiz yıl yüzde 6.5 büyüdü ve bu son 28 yılın en düşük oranı. Amerika’yla içine girdikleri ticaret savaşından dolayı şu an ekonomide bir durgunluk hissediliyor. Ekonomide, istihdamda bir daralma olacağını öngörüyorlar ama bunu iç tüketimle aşmaya çalışıyorlar. Yurtdışından ithalata çok daha fazla önem veriyorlar. Eskiden bu çok daha kapalıydı. Buraya çeşitli markalarla gelen beyaz yakalı çalışanlarımız var. Ama onun haricinde buraya çalışmak üzere değil, ticareti artırmak üzere gelinmesini tavsiye ederim.

Kübra PAR: Peki, "Diğer ülkelerdeki hatlar hızlı ilerliyor ama Türkiye daha yavaş ilerliyor" gibi bir durum var mı?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Bu biraz göreceli ve iki ülke arasındaki ilişkiye de bakıyor. Cumhurbaşkanımız ile Şi Cinping, 2015 yılında Antalya’daki G-20 Zirvesi’nde Orta Koridor’u uyumlaştırma projesini imzalamışlardı. Bu projeyle beraber biraz daha hareket oldu, karşılıklı olarak komisyonlar oluşturuldu. Bunun üzerinden artık daha hızlı bir şekilde mesafe kat edeceğiz.

Kuşak ve Yol projesi 3 farklı koridoru içeriyor. Kuzey Koridor ve Güney Koridor’dan daha kısa olan Orta Koridor’un öncelikle mesafe avantajı var. Bunu Çinliler de biliyor ve 2015’ten itibaren kendi haritalarına Orta Koridor’u koymaya başladılar. Orta Koridor’un ayrıca mevsimsel anlamda da bir avantajı var, çünkü Kuzey Koridor çok soğuk. Oradan tekstil ve gıda ürünleri giderken çok ciddi zararlar görebiliyor. Orta Koridor yaklaşık 2 bin kilometre daha kısa. Deniz yoluyla buradan Avrupa’ya 45 günde ulaşan bir ürün, Orta Koridor’la 15 günde varıyor. Şu an ticarette zaman kadar değerli bir sermaye yok. O yüzden Orta Koridor oldukça kıymetli. Ama Orta Koridor’da sadece Türkiye anlamında değil, buradan geçen diğer güzergâhlarda bazı sıkıntılar var. Hazar geçişindeki bağlantıların yapılması, yatırımların artırılması lazım. Orada Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın da olması gereken birçok proje var.  Bunların hepsini değerlendirdiğiniz zaman şu an siyaseten çok da arzu etmediklerini söyleyebiliriz. Çünkü Çin, “Orası stabil olsun, sıkıntı çekmeyelim” diye düşünüyor. O yüzden şu an Kuzey Koridor çok daha etkili. Orta koridoru işlevli hale getirmek için bu koridor üzerindeki sorunlu alanlarda yatırımlar yapmak ve siyasi çözümler üretmek gerekiyor.

Kübra PAR: Buradaki araştırmalarımız sırasında Çin’in hızlı tren konusunda çok gelişmiş olduğunu gördüm. Türkiye’deki metro ve hızlı tren projeleri konusunda Çin ile daha fazla işbirliği yapılabilir mi?

Abdulkadir Emin ÖNEN: 90’ların başında 1 kilometre bile hızlı demiryolu ağı olmayan Çin’in 2018 itibarıyla 22 bin kilometre hızlı demiryolu ağı var. 2030’dan sonra bu rakamın 38 bin kilometreye çıkacağını söylüyorlar. Şu an 350 kilometre hızla giden ve o hızda bir bardak suyun bile titremediği güvenli bir hatta sahipler. Bu ağ bütün Çin’i kapsıyor ve bu teknoloji için şu an artık “Çin teknolojisi” diyebiliriz. Daha önce Almanya’dan, Fransa’dan almışlar ama sonra her birinin zayıf yanlarını çıkarıp daha güçlü yanlar ortaya koyarak kendi mühendisleriyle beraber kendi teknolojilerini ortaya koymuşlar. Ankara-İstanbul hızlı tren hattının bir bölümü de Çinliler yaptı. Türkiye’deki diğer hatlar için de kendileriyle görüşmemiz devam ediyor.

Kübra PAR: Türkiye’deki 3. nükleer santral projesi için de Çin’le görüşmeler yapılıyordu. O  ne aşamada?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Enerji bakanlıkları arasında bir çalışma var. Son zamanlarda bu çalışma daha da hızlandı ve belli noktalardaki başlıklarda anlaşıldı. Bu bir süreç ve masada hâlâ belirli konular var.
Nükleer enerji santralleri konusunda ciddi eleştiriler de var. Çinliler kendileri Çin’de yapıyorlar mı ve ne kadar güvenli?
Çin’in imal ettiği nükleer santrallerin dünyada herhangi bir kazası yok. Çin şu an dünyada farklı noktalarda nükleer tesis imalatı gerçekleştiriyorlar, çünkü Çinlilerin artık kendilerine ait teknolojisi var. Bugüne kadar yapılan tüm veriler ve testler gösteriyor ki kalite ve güvenlik anlamında da herhangi bir sorun yok.

Kübra PAR: 3.6 milyar dolarlık bir kredi alınmıştı. Gündemde yeni bir kredi paketi var mı? Çin’den kredi almak Türkiye için iyi olur mu?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Elbette. Çin’in kredi imkânları her geçen sene zorlaşıyor, çünkü Çin’in şu an ABD’yle girdiği mücadele aslında Çin’i de zorluyor. Yurtdışındaki yatırımlarını daha da hassasiyetle seçmeye başladılar.

Kübra PAR: Çinliler Türklere nasıl bakıyor?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Genel olarak burada Türklere bakış pozitif. Tanıyanlar, bilenler için Türkiye âşık oldukları bir yer. Hatta burada, “Seni romantik Türkiye’ye götürmek istiyorum” diye bir şarkı var. Bu şarkıyı Xiao Zhang isimli genç bir şarkıcı seslendiyor. Zhang’ı  elçiliğimize davet edip kendisini Türkiye’nin turizm elçisi olarak ilan ettik.

Sonra bu şarkıya bir de Türkiye’de klip çekmesini önerdik ve kendisine bir Türkiye seyahati ayarlayarak  Türkiye’ye gönderdik. Kapadokya, Çeşme ve Urfa’ya gidip bir klip çekti ve şimdi o klip Çin’de dönüyor. Türkiye’ye karşı bakış açıları pozitif ama ben hâlâ iki halkın birbirini yeteri kadar tanımadığını düşünüyorum. Bu tanıtım faaliyetlerini artırmamız gerekiyor. En iyi tanıtımın Çinlilerin gözünden olması gerektiğini düşünüyorum. Buranın internet fenomenlerini, bloggerlarını, yazarlarından oluşan farklı grupları geçen sene Türkiye’ye gönderdik. Onlar için en popüler yer Kapadokya, ancak Türkiye’nin her bölgesiyle ilgili bir izlenim elde etmeleri için Mardin’e, Gaziantep’e, Urfa’ya, Konya’ya, İzmir’e gitmelerini sağladık. Ayrıca müze uzmanı bir ekip Türkiye’de 7 ayrı şehirde dolaştı. Çin’e döndükten sonra 32 müzemizin tanıtımı için 28 saatlik profesyonel stüdyo seslendirmesi yaptılar. Bu seslendirmeyi de WeChat’ten bir aplikasyon haline getirdik. Türkiye’yi ziyaret eden bir Çinli şu an o aplikasyonu yükleyip herhangi bir tercümana ihtiyaç duymadan müzeleri dolaşabiliyor.

Kübra PAR: Çin-Türkiye ilişkilerinde güvensizlik hatları neler?

Abdulkadir Emin ÖNEN: İki ülke arasında gerçekten olumlu alan sayısı çok daha fazla; 100 alan varsa 99’u olumlu. Çin’in kendi bölgesine baktığınız zaman ikili olarak çok ciddi sıkıntılarının olduğunu görüyorsunuz. Vietnam’la, Kore’yle, Japonya’yla birtakım sıkıntıları var. Ama Türkiye’yle bunların hiçbirisi yok. Bizim yumuşak karnımız Uygur meselesi, onun dışında sorunsal alanımız yok. Uygur krizi sadece bir örnek ama onun ötesine geçeceğimizi çok net görüyorum.

Kübra PAR: Uygur Türkleri hassas bir konu. Bu meseleye daha rasyonel bir perspektiften baktığımız zaman nasıl bir politika izlense daha doğru olur?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Bu çok kırılgan bir konu. İki ülke, aralarındaki diplomatik kanalları kullanıp farklı istişare mekanizmaları oluşturarak bunun üstesinden gelebilir. Birbirimizi anlamak zorundayız. Birbirimizin hassasiyetlerini öğrenmezsek onlara çare olacak politikalar üretemeyiz. Burayı anlamamız lazım. Ancak o zaman dost olabilir, ticaretimizi artırabilir ve ilişkilerimizi geliştirebiliriz. Bu iş çözüme kavuştuğu andan itibaren yatırımların hızlandığını, vize sorununun kalmadığını, orta kuşağın çok daha hızlı ivmelendiğini göreceksiniz. Çin ve Türkiye’nin uluslararası konulara bakış açısı benzerdir. ABD, Kudüs’teki büyükelçiliğinin yerini değiştirdiği zaman ilk tepki veren Çin olmuştu. İlişkilerimizin çok daha ileriye gitmesinin kökünde bu konuyu hassasiyetle ele almamız gerekiyor. Buranın siyasetini 20 yıldır yakından takip ederim, Türkiye’de bu meselelerin seçim zamanlarında çok ciddi malzeme olduğunu gördüm. Bir de iki ülke ilişkileri ne zaman yakınlaşmaya başlarsa bu konularla alakalı dezenformasyon başlar. Elbette sorunsal alan var ama giderilmesi için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Vatandaşlarımız emin olsunlar ki Uygurlu soydaşlarımızın her türlü hakkını sonuna kadar müdafaa ediyoruz. Ama bu hassas konuların diplomatik kanallar arasında kalması gerekiyor. 

Kübra PAR: Eğitim sistemleri Türkiye’dekinden çok farklı mı?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Çok farklı değil. Burada da aynı Türkiye’deki gibi üniversitedeki sınavlarda merkezi bir yönetim var. Ama buradaki üniversite sayısı Türkiye’dekinden çok çok fazla; sadece Pekin’de 70’in üzerinde üniversite var. İki ülke arasındaki eğitim işbirliğini çok ciddi şekilde artırmamız lazım. Sadece öğrenci değişimlerini değil, öğretmen değişimlerini de beraberinde getirmemiz gerekiyor.

Kübra PAR: “Çin’deki eğitim Türkiye’dekinden daha iyi” diyebiliriz, değil mi? Matematikte şu an dünyada ilk 6’dalar.

Abdulkadir Emin ÖNEN: Burada artık yapay zekâya, ArGe’ye ağırlık verilen bir modele geçiliyor. Bu model sayesinde de tersine beyin göçü başlattılar. Artık Batılı ülkelere gitmiş Çinli öğrenciler ülkelerine dönüyor, çünkü o imkânların daha fazlasını burada alacaklarını görüyorlar. Bu konuda Türkiye ile Çin’in de birbirlerine katkı sağlayacakları hususlar var. Üniversiteler arası işbirliği çok önemli ama onun da ötesinde bir çatı kuruluşla beraber gerek denklikler gerek kariyer hedefleri noktasında çalışma yapmalıyız. Şu anda Pekin’deki öğrencilerle çok yakın çalışıyoruz.

Kübra PAR: Öğrencilere, yeni mezunlara, yurtdışında biraz deneyim kazanmak isteyenlere Çin’e gelmelerini tavsiye eder misiniz?

Abdulkadir Emin ÖNEN: Çin’e gelmelerini kesinlikle tavsiye ederim. Çin, Avrupa kimliğinin dışında değişik bir kültür. Burada yaşayan öğrencilerimizin bakış açıları çok değişiyor. Daha dün burada sekiz tane hâkim ve savcımız vardı. Bir senedir burada bulunuyorlar ve Çince kursuna gidiyorlar çünkü gelişen politikalarla beraber, yarın öbür gün iki ülkenin lisanını konuşmaya ihtiyacı olan hukukçu da, mühendis de, doktor da lazım olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.