UA-89691712-1

                                Her çağın, her devrin düşünce ve fikir adamları olduğu gibi, o düşünce ve fikir adamlarına; Sıla’da gurbet hayatını yaşatan insanlar da hep var olmuştur… Gariplik hali yani… Yaşadıkları çevre ve muhitte, gariplik ve yalnızlığı yaşadıkları için, iç dünyalarında kaynamakta olan hakikatin sevdasını ancak kelimelere dökerek,meram, aşk, sevda ve davalarını anlatarak kendilerini rahatlatmaya çalışmışlardır… Tarih boyunca, dava şuurunu heva ve heveslerin aldatıcı çağrılarına tercih ettikleri için; yaşadıkları dönemin insanları tarafından iyice tanınmamış, ve fikirlerinde yeterince istifade edilmemişlerdir.

                                Her nedense, her fikir ve düşünce adamı, öldükten sonra daha kıymetlenmekte ve bırakmış oldukları eserleri ya okunup istifade edilmekte ya da eleştiriye tabi tutulmaktadır. Bizim Güneydoğu’da şöyle bir tabir vardır: “Kişinin avlusunda yetişen ot acıdır” diye! Şanlıurfalı yazar ve fikir adamı Şahin Doğan’dan bahsediyorum. En son İz yayınlarından çıkan, “Hakikatin izinde” isimli eseri; bilgi ve birikimde kıdemli olan dimağlara hitap ettiğini, öncellikle belirtmeliyiz. Özellikle Sanat ve Edebiyata aşina olanlar için eser, tam bir memba mesabesinde! Bu gün bu mütevazı köşemde, Şahin Doğanın Hakikatin izinde isimli eserinin değerlendirmesini değil; (değerlendirmesini başka bir yazı da inşallah) belki de dikkatlere arz etme noktasında onunla ilgili birkaç kelam serdetmeye gayret edeceğiz!

                                Şahin Doğan’ın, Hakikatin İzinde eseri; üç bölüm altmış dokuz konu başlığı ve 264 sayfadan oluşmaktadır… Şahin Doğan eserini Zaruriyat, Haciyyat ve Tahsiniyyat diye üç lügat-i bölümle isimlendirirken; okuyucuya, sahip olduğu derin bilgisive tefekkür dünyasının işaretlerini sunmuştur. Belki de bize göre! Eserde, Ateizm ’denDeizme, çağdaş ve klasik birçok olumlu ve olumsuz fikir akımlarına değinilmekte; bazı konuların izahınıyaptıktan sonra, değerlendirmesini okuyucuya bırakıp aradan çekilmektedir. Tabi bilmediğinden değil, okuyucunun bilgi nabzını yoklamak için olsa gerek; Şahin Doğan’ın kullandığı dil hem sanatvari hem de edebiyat ağırlıklı olduğundan dolayı, okuyucunun birçok konuyu anlama melekesini zorlamaktadır adeta…

                                Eserde kullanılan dil ve üslup, Edebiyat ağırlıklı olduğu için; daha çok entelektüel kesimine hitap etmektedir. “Misalen: “İhtilaflar tarihi insanlık tarihi kadar eski. İnsanın olduğu yerde ihtilafta vardır. Dinler tarihi, Mezhepler tarihi, Felsefe tarihi, Tefsir tarihi, Kelam tarihi biraz da yanlış anlamalar, yani ihtilaflar tarihidir. İhtilaflar genellikle dini veya felsefi metinleri yorum tarzından, yorum farkından doğarlar. Hakikat (metinler) bir ve tek. O hakikate muhatap olan zihinler ise binlerce. Hakikat mutlak, sınırsız ve kuşatılamaz bir bütünlük arz etmekte. Ancak onu anlamaya, kavramaya çalışan beşer zihni izafi, dar ve kapasiteli. İşte bütün ihtilafların, ayrılıkların ve aykırılıkların ana rami burası.”

                                Paragrafın başında verilen, “tarih veya tarihler” zinciri, hakkında; insanlarımız ne kadar bilgi sahibi. Mesela Dinler, Mezhepler, Felsefe, Tefsir, Kelam; ilave olarak Tasavvuf, Mantık, Fıkıh vs. İşte Şahin Doğan eserinde, bu gibi önemli konuları okuyucunun nazarına sunarken; aynı zamanda da okuyucuya, sakın ha hakkında bilgi sahibi olmadığın konular hakkında peşin konuşma demeye getirmektedir meseleyi. Haksızda değildir, yani… Hakikaten günümüzde, hakkında bilgi sahibi olmadığı halde her meselede peşin ve ön yargılı konuşmaya meraklı o kadar çok insan var ki durumları; yüzme bilmeden okyanusa dalıp ta boğulan insanın durumuna benzer.

                                Evet, Zaruriyat kısmının son ve en önemli kelamları: “Şirk Allah’a ait (zati) bir vasfı kendinde vehmetmekten ibarettir. Bütün şirkler/müşrikler er ya da geç ifşa ve yok olmaya mahkûmdur. Fertlerin şirkini herkes bilir ve konuşur, kolaydır çünkü. Ama devletlerin şirkini bilen veya söyleyen çok az zekâ vardır. Peygamberler bunların başında gelir. Allah dışında kutsanmaya (dolayısıyla kalıcı hale getirilmeye) layık hiçbir varlık yoktur. Tek kutsal zat-ı baridir. Ve O’nun veçhi (kutsallığı) dışında her şey helak olacaktır.”

                Hakikatin izinde iz süren Şahin Doğan’ın, birçok yerli değerimiz gibi, il sınırlarımızın dışında tanındığı kadar, Memleketimizde yeterince tanınmadığından eminim!... Kısa bir biyografi bilgisi: “Şahin Doğan 1978 Urfa doğumlu. Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat tarihi ana bilim dalından 2004 yılı mezunu. Birçok dergi, mecmua, yerel ve ulusal gazetede makaleleri yayımlanan Şahin Doğan; el-an, Şanlıurfa da ikamet etmekte ve hakikatin izinde iz sürmeye devam etmektedir… Şahin Doğan, Hakikatin izinde isimli eserinde kullandığı dil ilmi ve edebi olduğu için; her kesimin anlayıp kavrayabileceği türeden bir eser değildir. Yani, eser; birçok konuya vakıf olmak için kafa yormuş, uykusunu kaçırmış, rahatından feragat etmiş olanların anlayacağı nitelikte bir eser! Herkes ve her kesim anlamasa da, işin ehli olanların anlayacakları kesindir. Şahin Doğan kardeşime, nice güzel ve müstefid eserlere imza atmasını ve; “Hakikatin İzinde” bir ömür boyu yol alıp düşlediği menzile vasıl olmasını temenni ederim… Eserle baş başa kalın, Hakikatin izinde,zinde kalın… Dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.