UA-89691712-1

Kur’an’da sıkça dile getirilen çoğunlukla bir arada zikredilen iki kutsi kavramdır. Göklerde ve yerdeki her şeyin Allah’ı hamd ile tesbih ettiği bildirilir. “Allah’ı hamd ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur” (İsra, 44) ayeti veciz bir şekilde ilahi kanunu ifade eder. Bazı ayetlerde de Allah’ı hamd ile tesbih etmek emredilmiştir.

Ayetler, “Hamd ile tesbih eder” dediğine göre, asıl yapılan işlem tesbih’tir, ancak bu tesbihihamd ile yaparlar. Hamd, övgü anlamındadır. Yani yaratılan her şey Yüce Yaratıcıyı övgüyle tesbih eder.

Başta Fatiha suresi olmak üzere birçok surenin baş ve sonlarında “elhamdulillah” kutsi kelimesiyle Hamd’ın yalnız Allah’a mahsus olduğu belirtilmiştir. Buna göre övgü, yalnız Allah’ın hakkıdır, gerçekte övülmeye layık olan yalnız Allah’tır.

Aklın nazarında övülmeye ayık görülen üç vasıf vardır: mükemmellik, iyilik ve güzelliktir. Yani bir şey ya mükemmel ve kusursuz olduğu için, ya iyilik olduğu için, ya da güzel olduğu için övülür. İnsanın sevdikleri ve övdükleri, mutlaka bu vasıflara sahip olarak gördükleridir. Ancak yaratılmışların hiç biri bu üç vasfın gerçek sahibi değildir. Odamızdaki aydınlık, odanın duvarlarından değil, görünmese de güneşten kaynaklanır; aynadan ışık saçılmasında ışık kaynağı aynanın camı değildir, güneşin yansımasından kaynaklanır. Ancak güneşi bilmeyenler aydınlığı duvardan, ışığı camdan sanır. Aynen bunun gibi övülmeye konu olan bütün mükemmellikler, güzellik ve iyilikler, üzerinde görünen mahlûkattan değildir; asıl kaynak, onları yaratan Yüce Allah’tır. Övülen üç vasıf, “Cemal, Kemâl ve İhsan” sıfatlarının gerçek sahibi olan Allah’a aittir. Kâinatta mahlûkat üzerinde görünen bütün güzellikler, bütün mükemmellikler ve bütün iyilikler Allah’ın bu üç vasfının yansımasından ibarettir. Başka bir deyişle, Yüce Allah kâinattaki güzelliklerle Cemal’ini, kusursuz san’at nakışlarıyla Kemal’ini ve canlılara verdiği nimet ve rızıkla İhsan’ını göstermektedir. (Bkz. Bediüzzaman, Lem’alar) İşte bu nedenle bütün övgüler, hakkıyla Allah’a mahsustur, O’nun dışında hiç bir şeyin övülmeye hakkı yoktur. Bu gerçeği bilinçaltına yerleştirmek hikmetiyle, her farz namazdan sonra otuzüç kez “Elhamdulillah” kutsi kelimesini zikretmek istenmektedir.

Demek, Allah’ı tanımayanlar dahi bilmeden Allah’ın üç vasfını övmüş oluyorlar.

İnsan bilinçli olarak diliyle ve yaşayışıyla övgüyü gerçekleştirir, hamd eder.  Başta namaz olmak üzere bütün ibadetler “hamd” kavramının kapsamı içindedir. Hamd, “şükür”den daha kapsamlı ve geneldir. Şükür, nimete karşı minnettarlığı ifade etmektir. Söz gelimi bir musibete maruz kalınca, kul olduğu şuuruyla Allah’tan gelene sabretmek, O’na teslim ve razı olmak hamd’dir ancak şifa verince Allah’a şükretmek gerekir. Bu nedenle hastalığa karşı hamd edilir, şifaya karşı şükredilir.

Akıl, irade ve kelamdan yoksun hayvan, bitki ve cansızlar ise lisan-ı hal ile hamd ederler. Kendilerine çizilmiş ilahi programa ve yaratılış kanunlarına uygun durmakla hamd etmiş olurlar. Bir sanat galerisinde sergilenen sanat eserlerini seyredenler, eserlerde ustanın yansıyan maharetini görürler. O eserler, üzerlerinde taşıdıkları “ustanın sanat özelliklerini” halleriyle göstermiş olurlar. Heykel, heykeltıraşı; resim, ressamı işaret eder. İşte bir sanat galerisi mahiyetinde yaratılan kâinatta sergilenen eserlerin her biri üzerinde taşıdığı Allah’ın isimlerinin yansımalarını göstermekle ustası olan Allah’ı övmüş olmaktadır.

Tesbih, “s-b-h” kökünden gelir ve “yüzmek” anlamındadır. Arapça’da bir harf eklemeyle yapılan “sebbeha” fiilinin masdarıdır. Bu konumdaki anlamı “yüzdürmek”tir. Terim olarak “bilinçli bir şekilde Allah’ın yücelik ve birliğini kavramak, noksanlıklardan tenzih etmek, O’nu hakkıyla takdir etmek” gibi anlamlardadır. Her şey tesbih ettiğine göre, insanlar dışında diğer mahlûkat için bu kavramı sözlük manasıyla bağlantılı olarak anlamak lazımdır. Buna göre, “yüzdürülmek” hareketi ifade eder; hareket ise gücü, kudreti gösterir. Fizik ilmi de şahittir ki hareket varsa, hareket ettiren bir güç vardır. Kâinatta atomdan gezegene kadar her şeyde hareket olduğu bilinmektedir. Her şey konulduğu ortam ve tahsis edilen alan içinde hareket etmekte yani yüzmektedir. Bütün bu hareketler, hareket ettiren bir gücü gösterir. Bu güç ise eşi benzeri olmayan kusursuz Yüce Allah’tır. O halde her şeyi belirli alanında yüzdürmesi, onları seyredip inceleyen şuurlulara Allah’ı göstermek içindir. Buna işaret etmek üzere Kur’an’da, “Her şey Allah’ı hamd ile tesbih eder” buyrulmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.