Allah kendisinisıfatlarıyla tanıtmak için kâinatı yaratmıştır. “En güzel isimler” anlamınıtaşıyan Esma-i Hüsna Allah’ın sıfatlarını ifade eden isimlerdir.Kâinattaki bütün eserler ve gerçekleşen tüm faaliyetler Esma-i Hüsna’yıyansıtmaktadır. Bu itibarla Kâinat, Allah’ı bize tanıtmaya yönelik Esma-iHüsna’nın yansıtıldığı ilahi eserlerin ve faaliyetlerin teşhir salonudurumundadır.

Allah’ın güzelisimlerinden biri “şifa veren” anlamındaki Şafi ismidir.Bu kutsi ismintecelli ettiği yer başta hastaneler olmak üzere hastalar ve hastalıklardır.“Herşey zıddıyla bilinir”kuralından hareketle, sıhhatın anlaşılması için hastalık,tokluğun anlaşılması için açlık gerekir. Bu nedenle “Rezzak” ismi açlığıgerektirdiği gibi “Şafi” ismi de hastalığı gerektirmektedir. Çünkü rızıkverdiğinin anlaşılması için rızka muhtaç olma hali, Şifa’nın anlaşılması içinde şifaya ihtiyaç bulunmalıdır.

Ancak durum böyleolmakla beraber, hastalık kişinin yanlış tutumundan kaynaklanmaktadır. Yanihastalık insandandır, şifa Allah’tandır. Kur’an, Şuara suresinde Hz. İbrahim AS’ın“O beni yarattı ve banihidayet ediyor. O bana yediriyor ve O bana içiriyor. Ben hasta olduğumda, Obana şifa veriyor. O bana ölümü verecek ve beni diriltecektir.”(Şuara,78-80) şeklindeki Rabbini tanıtan sözlerine yer vermiştir. Dikkatedilirse, “yaratan, hidayet eden, yediren, içiren, şifa veren, ölümü veren vedirilten” fiilleri hep Allah’a dayandırmıştır. Ancak hastalık için “beni hastaeden” demeyip de “ben hasta olduğumda” şeklinde hastalığı kendisinedayandırmıştır. Bu da hastalığın, kulun yanlış tutumu sonucu gerçekleştiğineişaret etmektedir.

Annemin rahatsızlığı nedeniyle birkaçgündür Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesinde refakatçı olarak bulunuyorum.Şanlıurfa’da bir özel hastanede kısmi felç teşhisiyle beş gün tedavi edildiktensonra doktorunun ve dost-arkadaş çevremizin teşvik ve tavsiyesiyle annemi apartopar Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesine getirdik. Elbette tedavisini yapacakolan hocayla da önceden bağlantıya geçmiştik. Hocanın tedaviyi kabul etmesiüzerine getirdik. Ülkemizde sağlık alanındaki güzel gelişmelere rağmen ne yazıkki referans, aracı bulma zorunluluğu gibi bazı olumsuzluklar halen devametmektedir.

Hastane yönetiminden kaynaklanan bazıaksaklıklara şahit oldum. Herkes biliyor ki devlet, sağlık alanında gereklihiçbir masraftan kaçınmaz, hastane ihtiyaçları için para akıtmaktan çekinmez.Hal böyle iken bu hastanede sadece hastanın yemeğini veriyorlar. Görevlileresorduğumda, “refakatçının yemeği yoktur,başınızın çaresine bakın” diyerek kesip attılar. Oysa madem refakatçıisteniyor, neden onun yemeği verilmesin? Bugüne kadar refakatçıya yemek verilmeyenbir hastaneyi ilk kez gördüm. Ayrıca refakatçı için battaniye ve örtü deverilmiyor. Verilmesi için torpil gerekiyor.

Nüfusumuzun hayliçok olduğu, doktorların kapıları önündeki yoğunluktan anlaşılıyor.Her şehirdeözel ve kamuya ait açılan çok sayıda hastaneye rağmen ihtiyaca cevap vermediğiaşırı kalabalıktan ve servislerdeki doluluktan belli oluyor.Bir yatağınboşalması için üç saat boyunca annemi girişte beklettiler. Asansörlerdekikalabalık da azap vericidir. Annemi alt katlara indirmek için beklerken,asansörler üç kez gidip geldiği halde tıka basa dolu olmasından indirmeyemuvaffak olamadık. Hasta ziyaretçileri ve yakınlarının genç oldukları halde birkat için bile asansöre biniyorlardı. Bendeniz gut hastalığından dolayı aksayanayağıma rağmen merdivenleri kullanıyordum.Asansör bekleyen hastaya yolvermeyen, adım atmaktan aciz,tembel, vurdumduymazbir nesille karşı karşıyaolduğumuzu gördüm. Üstelik her tarafta “Sağlığınıziçin asansörleri değil, merdivenleri kullanınız” uyarı yazısı bulunuyordu.Çağımızda İslam’ın kurallarına uyulmadığı gibi bu ve buna benzer diğerkurallara da hiç uyulmadığını gördüm.

Başka zaman bizeyetmeyen, çok çabuk geçtiğinden yakındığımız vakit, hastanede bir dakikası birsaat hükmünde, geçmek bilmiyor. Tabi acı çeken hasta için zaman daha daağırlaşıyor. Fuzuli’nin şu dizeleri hastane gecelerini tam olarak tanımlıyor:

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat!

Yani: “En uzun geceyi takvim yapanlar ve yıldızfalcıları ne bilir;gecenin kaç saat olduğunu dert, hüzün ve kedere müptelaolmuş olanlara sor!”

Hal dilleriyleşifa isteyen hastaların endişeli bekleyişleri arınmış duru bir kulluğuyansıtmaktadır. Görenlerin merhametini çeken o simalar, Erhamu’rahimin’inmerhametini çekmez mi? Kul üzerindeki bu etkisinden hastalığın insana musallatolmasındaki bir hikmetinin de duru bir kulluğa dönüş olduğunu anlıyoruz.Hadis-i Şerifin bildirdiğine göre hastalık, sabreden müslümana bir saatini birgünlük ibadete çevirerek sevap kazandırdığı gibi, günahlarına da kefaretolmaktadır. Günah kirlerinden temizleyerek kalb ve ruhunu berraklaştırıyor.Hastayla beraber gelen yakınlarının tedirginlikleri bazen gerginliğe dönüşüyor.Hastadan çok, yakınlarının gergin olduğunu gördüm.

İslam, hastalıkve hastayla ilgili olarak bir kültür ortaya koymuştur. “Şafi” isminintecellisi, kulun sabrederek manen safileşmesi ve sevap yönünden kazanımlarıdüşünülürse hem hasta için hem yakınları için bir huzur ve sevinç vasıtasıolur. İslam’ın bu düşüncesi, sabır ve olgunluk kazandırır, hastanın hastalığınıönemli ölçüde hafifleştirir. Unutulmamalıdır ki hastalıkta stres ve ümitsizlikacıları ağırlaştırır, hastalığı iki- üç katına çıkarır. Oysa ümit, teselli veŞafi isminin sahibine sığınma huzuru, tam tersine hastalığın ateşini söndürür,müthiş bir rahatlık sağlar. Ümitsiz hastalara ümit verilince sankiiyileşiyorlar.

Doktorun yaptığıda aslında bir tür teselli vermektir, Allah’tan şifa istemeye yönelik bir fiilidua olmaktan öteye geçmez. Bazen olur ki doktor refakatçiden farksız olur,elinden hiçbir şey gelmez. O halde her şeyi elinde tutana sığınmak lazımdır.Hastanede birçok yere asılan “Size şifaveren ellere zarar vermeyin!” yazısı dikkatimi çekti. “Şifa veren eller”sözüyle doktorlar kastediliyordu. Bu sözün yanlış olduğunu oradaki biryetkiliye de söyledim. Çünkü şifa veren ancak Allah’tır. Doktor sadece şifaisteme fiilini ve sebeplerini gerçekleştirir.

Hastanede ilminne büyük etkin bir nur olduğunu gördüm. Acılar içinde kıvranarak getirilenhastalar, doktorun yanına ulaştırılınca, kendisine gelen güven ve ümitsayesinde rahatladığı görülmektedir. Bu rahatlama doktorun ilmine duyulan güvennedeniyledir. İlim, Allah’ın sıfatıdır; insanların edindiği tüm ilimler deO’nun ilminin yansımalarıdır. İşte güven vermesinin nedeni de budur.

Hastanede yapılanduaların, ibadetlerin halisane olduğunu gördüm. Çünkü halisane ibadet, kulunacizliğini gerçekten anlamasıyla mümkündür. Hastalık, acizliği en gerçekçitarzda yaşatıyor.

Hastanenin küçükbir dünya olduğunu gördüm. Yeryüzü halkı gibi orada da herkes geçici bir süreiçin bekliyor. Tıbbi işlemlerin sonuçları doktora gösterildikten sonra kimiyüzlerde sevinç kimilerinde de burukluk ve hüzün görülüyor. Bu da mahşeriandıran bir durumdur.

Anneminrahatsızlığı nedeniyle ziyaret eden, telefonla veya mesajla geçmiş olsundileklerini bildiren, bizi yalnız bırakmayarak manevi destek ve moral veren tümakraba, arkadaş, dost ve öğrencilerime teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.