Hadis-i şerifte havf ve reca diye zikredilenin, Türkçe deki karşılığı korku ve ümit arası; her Müslümanın, aklından çıkarmadan yaşaması demektir. Yani ne cennetlik olacağına inanıp EMİN olmak, ne de cehennem azabını unutmak. Her iki halde de, olabilirim diye; daima korku ve ümit arasında bir yol izlemek...

Nasıl olsa inandım demekle işin bitmeyeceğini aklından çıkarmadan, inancını Salih amellerle teyid etmek; teyyid ettikten sonra da işim tamamdır kurtulacağım diye nefsine güven vermemektir. Havf ve reca arasındaki yaşam ve duruşun diğer adı; itidaldir... Yani ne aşırılığa kaçıp işi yokuşa sürmek, ne de atalet denilen pervasızlığa kendini kaptırıp en alt seviyede kalmak!

Bu bir nevi, ifrat ve tefrit olarak da tarif edilebilir. İfrat aşırılığa kaçmak iken, tefrit aşağılara çekip yerinden kımıldamamaktır. İkisinin arası olan itidal ise, denge ve ölçüyü kaçırmadan; her eylem ve söylemde iktisatlı davranmaktır. Evet, havf ve reca; korku ile ümit arasında, kulluğun gereği olarak sınırları zorlamadan, gevşetmeden, her söylem ve eyleminde, Hakkın rızasını kazanmak arzusuyla gayret göstermenin adıdır.

Genelde bölgemizde, özelde ise yaşadığımız toplumda; doğru bilinen milyonlarca yanlışın olduğunu görmekteyiz. Adama bakıyorsun namaz Yok, niyaz Yok, inanç desen arızalı, fikir ve zikri tezatlara dolu; dili başka söyler, ameli başka yere çeker, fakat kısır bir anlayış telakisiyle soyum böyle temizdir şoyledir gibi mesnetsiz iddialarla kendilerini kandırmaktadır

Babam hacı, dedem Şeyh, dayım hocaydı gibi İslam da karşılığı olmayan kısır düşüncelerle kendini avutanlar; havf ve reca makamından uzak olan zavallı kimselerdir. İnsan Allah’ın şeriatına ve Resûlünün sünnetine tam bir teslimiyetle bağlanıp yaşamadıktan sonra; dedesinin müftü, babasının hacı hoca olması, ona hiçbir faydası olmayacaktır. Olmayacağını da bilmesi lazımdır.

Ezeli ve ebedi hayat kitabımız Kur an da, yüce Rabbimiz: insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır buyurmakla; bize, çalışmadan gayret sarf etmeden, emek vermden kazançlı bir sonucun olmayacağını hatırlatmaktadır. Dikkat edilirse, ayette insan tabiri zikredilmiş. Buradan şunu anlıyoruz: İster inançlı ister inançsız olsun; herkes için çaba ve gayretinin karşılığı verilecektir.

Kişi hem dünyası hem de ahireti için çalışıp, helal haram hudutlarına riayet ederek ölçüyü kaçırmadan; ümit ve korku inancıyla yaşamına şekil ve düzen verdiği oranda, amelinin Allah katında makbul olması umulur. Yoksa yan gelip yatmakla, hesap kitap yokmuş gibi yaşamakla, har vurup harman savurup ve ömür sermayesini boşa harcayıp sonra da kalbimiz temizdir (!) Şeytanın vesveselerine kulak verip Cenneti temenni etmek, kendi kendini avutmaktan ve kandırmaktan başka bir şey değildir...

Evet, havf ve reca/ yani korku ile ümit arasında yaşamak, Tevhid inancına sahip olan her Müslüman için kulluğun önceliklerindendir. Ey Allah’ın kulları, Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyin ilâhi mesaj olduğu gibi; Allah’ın azabının olduğu da hatırlatılmaktadır. Evet, Yüce Rabbimizin sonsuz rahmetinin yanında; azabının da olduğunu unutmayalım. İşte havf ve reca, tam da burada devreye girip, Müslümanları uyarmaktadır.

Fakat gelin görün ki, yaşadığımız modern çağda, özellikle İslam âleminin büyük bir kırılma noktasında olduğunu üzülerek görmekteyiz. Yeni yetişen nesillerin çoğu, manevî değerler konusunda ya çok cahil ya da kayıtsızdırlar. Aileleri desen içler acısı. Anne kız birlikte yürür, anne örtülü kızı üryan. Baba cami cemaat-i, oğlan internet Cafelerde onun bunun peşinde; şimdi söyleyin Allah aşkına, İslâmî toplumun emareleri bunun neresinde? Zavallı Avrupa (!) Adamlar, bizim onları bu kadar da geride bırakacağımızı nereden bilebilirlerdi ki? Bizde ne Havf kaldı ne Reca, fesatlar ve fecaatlerin doruğundayız da haberimiz yok. Ilımlı Müslümanlık, modern Müslümanlık gibi içi boş kavramlar; ne mahremiyet bıraktı bizde ne takva!... Allah, cümlemizi Havf ve Reca ölçüsü doğrultusunda yaşamaya gayret eden ve Allah’ın rızasından başka gayesi olmayan kullarından eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.