Yüce Allah, insanı en güzel surette, başkavarlıklarda bulunmayan çok kapsamlı ve muhteşem bir donanımla yaratmıştır. Buitibarla insan, bütün Esma-i Hüsna’nın üzerinde tecelli ettiği, YüceYaratıcı’nın en mükemmel eseridir. Öyle ki, Kur’an’ında insanın yaratılışınıanlattıktan sonra “en güzelini yaratan Allah’a tebrikler olsun!”buyurarak, insanı yarattığından ötürü kendisini tebrik etmektedir. (Müminûn,14.)

Rabbini tanıyacak ve O’na itaat edecek bir tasarımlayaratmıştır. Bu nedenle din duygusunu insanın fıtratına yerleştirmiştir.Doğuştan gelen söz konusu bu duygunun eğilimiyle ve tahrikiyle insan Rabbinitanımak ve ona itaat etmek için bir arayış içine girer. Yüzme fıtratıylayaratılan ördek yavrusunun yumurtadan çıkar çıkmaz su araması, bal yapmafıtratıyla yaratılan arının çiçek araması,yahut yeni doğan bir yavrunun emmefıtratıyla annesinin sütünü araması gibi..

Bu, annesinin memesini emme fıtratıyla yaratılanbebek örneğini biraz daha açalım:

Yeni doğan yavru, emmekten ve ağlamaktan başkahiçbir şey bilmemektedir. Bu iki özellik doğmadan ona öğretilmiştir. Heristeğini ağlamasıyla bildirir, muhtaç olduğu sütü emmekle alır. Annesinimemesini bulamayınca yalancı emzikle avunur, bunu da bulmayınca kendi parmağınıemerek bu duygusunu tatmin eder. İnsandaki din duygusu da buna benzer. Buduygunun veriliş amacı, Yüce Allah’ı tanımak ve O’na itaat etmektir. AncakAllah’ı bulamayanlar çeşitli etkiler ve sürüklenmeler nedeniyle yalancıilahlar, putlar edinirler. Putperestlik, din duygusunun sevki ve baskısıyla kişininaradığı gerçeği bulamamaktan kaynaklanır. Putlarla da tatmin olamayanlar,Allah’ı bulamadıkları sürece kendi nefislerini ilah edinir ve onun isteklerineitaat ederler. Aynen kendi parmağını emerek “anne sütü emme” duygusunu tatminetmeye çalışan çocuk gibi.

Kur’an’da, “Hevâsını kendi ilahı edinenigördün mü?” (Furkan, 43; Casiye, 23.) ayetleriyle nefsini putlaştıranlaradikkat çekilmiştir.

Bir çok ayette geçen “hevâ” kelimesi, bazıayetlerde de çoğul olarak “ehvâ’” şeklinde bulunmaktadır. Bütün bunlar “nefsinkabul edilmez kötü istekleri” anlamında kullanılmış ve hevâsınauyanlardan uzak durulması istenmiştir.

“Hevâ” sözlükte, istek, eğilim, heves,sevgi anlamındadır.halk dilinde hevâyı açıklamak için genelde “hevâ ve heves” şeklindeifade edilir.  İslam’dan önceki Arapşiirlerinde “aşk” anlamında da kullanılmıştır. Terim olarak,“nefsin, kısasüreli lezzet veren ama sonuçsuz, boş, hatta uzun vadede insanı çıkmazasürükleyen, sonunda azap bulunan istek ve arzuları” şeklindetanımlanmıştır. Başka bir deyişle,“akla aykırı ve dinin yasakladığı kötütutkulara karşı nefsin eğilimi, ihtirası” demektir. “Haktan saparak hazve sonuçsuz menfaatlere yönelen nefis” şeklinde de tanımlanmıştır. (RağıpİsfahanÎ,el-Müfredat)

Hemen belirtelim ki, hevâsını put edinen kimsenindurumu sonuç itibariyle parmağını emen çocuğun durumu gibi masumane birsaflıkta değildir. Çocuğun parmağını emmesi, sadece emme duygusunun baskısıylaortaya çıkan bir yanılgı ve davranış bozukluğudur. Oysa hevâ putu, şeytanınkışkırtmasıyla oluşan bir sapkınlıktır. Şeytan, insandaki kibir, ve enaniyetikullanarak bu duruma sebebiyet vermektedir.

Çeşitli duygularını akılalmaz bir şekilde tiner,uyuşturucu gibi maddelere bağımlı hale getirerek vücudunu ve hayatlarını harapedenler gibi, din duygusunu putlara veya nefsin hevâsına, şeytani tutkularabağımlı duruma getirenler de maneviyatlarını ve ebedi hayatlarını harapetmektedirler.

Hevâ putu,dört şekilde ortaya çıkar:

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.