Halim-selim, sabırlı, çalışkan, çok merhametli ve sevgi dolu bir insandı. Babası Receb’e izafeten “Hüseyn-é Recep” olarak söylenirdi. Ama hayırseverliği nedeniyle daha çok “Hayırsever Hüseyin” anlamında “Hüseyn-ê Xêrkır” unvanıyla tanınmıştı. Tuhup köyünde yaşıyordu. Köyün çok uzak bir mevkiinde bulunan küçük tarlasında elde ettiği ürünlerle kıt-kanaat geçiniyordu.

Tahsili yoktu ama âlimlerin sohbetini dinleyerek ve sorarak dinini öğrenmişti. Çocukluğundan beri namaz kılar, camiye giderdi. İnsanlara yardım etmeyi çok severdi. Ancak varlıklı biri değildi, zekât ve sadaka veren varlıklı köylülere özeniyor, kendisinin buna gücü yetmediği için üzülüyordu.

Cuma günlerinde erkenden hazırlık yapar caminin yolunu tutardı. Yapılan vaazları dikkatlice dinlerdi. Gençlik yıllarında bir Cuma günü hocanın vaazını dinlemek üzere yine erkenden camiye gitti. Hoca, o gün Peygamber (ASV) “yoldan eziyeti kaldırmak imandandır” (Müslim, İman, 58) hadis-i şerifini anlattı. Yoldan eziyeti kaldırmanın sadaka olduğunu söyleyerek şu hadis-i şerifi de açıkladı: "(Vaktiyle) bir kimse yolda yürürken, yolu üstünde bir diken dalı buldu. Onu yoldan dışarıya attı. Allah onun bu amelini kabul etti ve onun günahlarını mağfiret etti." (Buhari, Ezan, 32) Hüseyin amca bu hadisleri duyunca, “İşte tam bana göre, ben aradığımı buldum!” dedi. Köyün bakımsız ve zorluklu yolları aklına geldi. O zamanlar araba yolu yoktu, Tuhup’tan çevre köylere ve şehirlere yaya yolları vardı. Katır ve merkeplerle taşımacılık yapılıyordu. Bu yolların birçok noktaları hem yayalar hem yüklü hayvanlar için sıkıntılı, hatta yer yer tehlikeliydi. Bu yolları onarmayı, taşlarla resif edip döşemeyi böylece yoldaki eziyeti kaldırmayı düşündü. Zaten taş yontma konusunda yetenekliydi. Kararını verdi: “Madem peygamberimiz (ASV) böyle buyurmuş ben de ona itaat edeceğim.” dedi.

O günden itibaren taş yontma aletlerini alıp yollara düştü. Yolun eziyetsiz duruma geldiğini görenler şaşırdılar.

O zamanlar köyümüzde araba yolu yoktu. Ancak batıdan Mardin’e ve Rışmıl’a (Yeşilli’ye), doğudan da Ömerli (Mehserté)ilçesine ve çevre köylere giden, dağlar arasından, kayalıklardan geçen yaya yolları bulunuyordu. Bu her iki yöndeki yol da yaklaşık aynı ölçüdeydi. Dağlık alanın inişli, yokuşlu, kayalık özelliğinden dolayı dolambaçlı yorucu ve zor bir güzergâhtan oluşuyordu. Bir de köyün güneyindeki Qüble dağının üstünden geçen orman yolu bulunuyordu. Rahmetli bu her iki yol ile ormana giden yollara hayvanların ve insanların daha rahat yürüyebilmesi için kayalık yerleri yontarak, düzlemiş, topraklı yerleri de taş resif döşemişti.

Şimdi otobanda yol onarımı yapan işçileri gördükçe aklıma rahmetli Hüseyin amca geliyor. O da sürekli yolu gözetiyor, yolda oluşan bir eziyet verici bir unsur gördüğünde ya da duyduğunda hemen gidip müdahale ediyordu. Yirmi kilometrelik yolun herhangi bir noktasında zaman zaman oluşan bozulmaları hemen onarıyordu.

Asırlarca kullanılan, dedelerimizi de bizleri de yıllarca Mardin’e taşıyan bu yolu görmek ve hatıraları tekrar yâd etmek için öteden beri bu yoldan yürümeyi, en azından Yeşilli’den itibaren yürüyerek Tuhub’a gitmeyi düşünüyordum. Geçen gün çok sevdiğim bir yakın akrabam olan Abdulkadir’le birlikte bu düşüncemi gerçekleştirdik. Güneş doğmadan sabah serinliğinde Yeşilli’den yola koyulduk, yirmi kilometrelik bu yolu yürüyerek Tuhub’a gittik. Otuzbeşyıldır terkedilen yoldan gitmenin mutluluğunu yaşamakla beraber yol boyunca çok sıkıntı ve yorgunluk yaşadığımızı da itiraf etmeliyim. Yer yer izleri hala duruyordu ama Hüseyin amcanın vefat ettiği yolun tamamen bozulmasından anlaşılıyordu. Yıllarca bu yollardan sıkıntılara, yorgunluklara aldırmadan yürüyen baba ve dedelerimizi ve bu yolların düzenleyicisi Hüseyn-ê Xêrkır amcayı bir kez daha hayırla ve rahmetle yâd ettik.

Varlıklı değildi ama elinden geldiği kadar hayır işlerine girişirdi. Hayırseverliği yalnız yolların onarımıyla sınırlı değildi. O zamanlar köyde medresede okuyan talebelere bağından sepetlerle üzüm getirirdi. “Hüseyn-é Xêrkır” ismi unutulmadı, halen dillerde ve rahmetle yâd edilmektedir. Cenab-ı Hak’tan kendisine ve ahirete intikal etmiş bütün müminlere rahmet dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdurrahman bayır 11 ay önce

Allah sevabını daim etsin inşAllah

Avatar
Necati 11 ay önce

Huseynê cennetkir ( Cenneti satın alan Hüseyin). Allah bazılarına az sermaye ile çok şey almayı nasip ediyor. Ne büyük bereket!