‘I love New York’, ya da ‘I love NY’ sloganlarını duymuşsunuzdur. Bu slogan 1980'lerden bu yana New York eyaleti dahil New York eyaletinde turizmi tanıtmak için kullanılan bir reklam kampanyasının temeli olan bir slogan, logo ve bir şarkı.

24 saat yaşamın hiç durmadan aktığı New York iş hacmi, turizm, medya, eğlence sektörleri sayesinde yılda 40 milyonun üzerinde turist ağırlıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomisine katkısı ise inanılmaz. Çünkü Wall Street ve Silikon Vadisi bölgenin en önemli ticaret alanları.

1980’den sonra yükselişe geçen New York 1990’lı yıllara gelindiğinde suç oranının arttığı, her yıl yüz binlerce insanın kaçmak için çare aradığı bir kente dönüşmüş. Hırsızlık olayları, gasp ve çete olayları o kadar artmış ki, kent artık yaşanmaz hale gelmiş. Derken 1994 yılında eski bir bölge savcısı olan Rudy Guliani New York Belediye Başkanı seçilmiş. Başkan Guliani, New York’un bu bozulan imajını düzeltmek için hemen kolları sıvamış. Kentin hukukçularını, siyasetçilerini, sosyologlarını, psikologlarını, kısacası kent için sözü olan herkesi çağırmış. Ortak bir akılla hareket eden başkan herkese kulak vermiş. Ve sonunda suç oranını azaltmak için ‘Kırık Camlar’ Teorisinde karar kılmışlar. Bu teori sayesinde insanlar yeniden New York’a dönmenin mutluluğunu yaşamış ve kent artık suç olaylarıyla anılmaktan kurtulmuş.

Guliani suç oranlarını nasıl indirdiklerini şöyle anlatmıştı: “Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım."

NEREDEN BAŞLANMALI?

Şimdi gelelim bizim kadim kentimiz Şanlıurfa’ya. Kenti yönetme iddiasında olanların, kan davaları, telefon dolandırıcılığı, arazi kavgalarıyla imajı zedelenen bu kent için bir teorileri, bir yol haritaları var mı acaba? Bu kadar potansiyeli olan bir kenti herhalde lokal ve tribal bir anlayışla yönetmek uygun düşmez diye düşünüyorum. Urfa’nın da kendine has bir algı yaratıp ve imaj çizip yeryüzünün gittiği noktaya doğru yol alması gerekiyor. Örneğin kent merkezindeki metruk binalardan başlanamaz mı? Ya da içinde kir ve pisliğin aktığı kötü kokulu derelerden? Yüzde birin altında olan ormanlık alanlarını arttırmaktan? Kişi başına düşen yeşil alanı evrensel standartlara getirmekten…

TEORİ HAKKINDA

“Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969’da yaptığı bir çalışmadan yola çıkılarak geliştirilmiştir. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, fakir Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Sonuçta Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.

Ardından Zimbardo ve iki öğrencisi ‘sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki zengin ve beyazlar da olaya dâhil oldu. Birkaç dakika sonra otomobil kullanılmaz hale gelmişti. “Demek ki” diyordu Zimbardo, “İlk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.