İlk defa Mustafa Öztürk ile giriştiği bir polemik vesilesiyle tanımıştım. Öztürk’ün Kıssaların Dili kitabında Allah için sarf ettiği bazı nahoş tabirleri ilk defa kamuoyuna biz ifşa etmiştik. Sonra ifşa ettiğimiz ilgili pasajları Şenocak günlerce gündeminden düşürmedi. Daha sonra teravih konulu Bayındır ile yaptığı ilmi bir münazarayı hatırlıyorum. Kanaatimce o münazara berabere kalmıştı. Bayındır’ın en zor duruma düştüğü münazara Kuran’ın korunmuşluğuna dair Ebubekir Sifil ile yaptığı münazara idi.

Sonra bir dostun hediye ettiği Kuran Müdafaası isimli kitabını okumuştum. Hedefinde modernist İslamcılar vardı. Temyiz ve tefrik etme ihtiyacı hissetmeden hepsini bir çuvalın içine doldurmuş, okkalı ve retorik dolu cümlelerle vurdukça vuruyordu. Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat müdafaasını bir ölçüde Ebubekir Sifil’den daha başarılı bir performans ile yapıyordu. İmam Malik ve sultanları yeren hadisler meselesinde Mustafa İslamoğlu’na verdiği cevap takdire şayandı.

Tek sermayesi cedel ve polemik Şenocak’ın. Mustafa Öztürk’ün tarihselciğini eleştirirken ondan tek sayfa okumuş değildi. Elbette geleneksel anlamda Öztürk’ten çok daha sağlam ve mazbut bir Müslümandı. Alamet-i farikası bütün meseleleri karikatüze etmesi, avama indirgemesi ve zahirî bir bakış açısıyla değerlendirmesi. Geleneksel İslam Şenocak’tan daha kabiliyetli bir hatip bulamazdı. Felsefe, edebiyat, sosyoloji, tarih, psikoloji yamacına uğramıyordu hazretin. Tek bildiği, daha doğrusu en çok bildiği medresede tedris edilen klasik İslami ilimler. 

İtiraf etmek gerekirse Cübbeli, Ebubekir Sifil, Şenocak gibileri daha dobra, daha dürüst insanlar. Çünkü İslam ve Kuran neyse onu söylüyorlar, ona tercüman oluyorlar. Diğerleri İslam’ın sabitelerine rağmen İslam diyorlar, her şeyi tepetaklak ediyorlar. Kimi namaz yok diyor, kimi kurban yok diyor, kimi zekat yok diyor, kimi cihat yok diyor, kimi örtünme yok diyor, kimi mucize yok diyor, kimi kıssalar mitoloji diyor, kimi Hz. Adem’in babası var diyor, kimi Kur'an tahrif olmuş diyor, kimi Kur'an Allah'ın kelamı değil diyor…

Bu kaotik manzara ve kuvvetli taarruz karşısında yapılabilecek en makul ve en güvenli şey -yığınla hurafeyi barındırmasına rağmen- geleneksel İslam kalasının arkasına tahassun etmek. İslami modernizmin bir adım veya bir kuşak sonrası deizmdir, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yakın gelecekte Z kuşağı Şenocak gibilerini bırak, Öztürk gibi uçuk tarihselcileri bile fazla muhafazakar ve sıkıcı bulacak. Aslında bunu şimdiden yaşıyoruz ama bir nesil sonra sosyolojik bir vak’a olarak karşımızda daha net şekilde arz-ı endam edecek gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.