İki arada bir derede kalmanın diğer adı, kararsızlık, belirsizlik, istikrarsızlık ve tutunamamaktır! Arapçada Müzebzebin veya Araf’ta kalanlar!... Bidayeti güzel, vüsatı normal ve nihayeti berbat olan; nice insana/insanlara tanıklık etti şu yeryüzü. İki arada bir derede kalmak, temelde zayıf, kararda aceleci ve pratikte hokkabazca davrananların; içine düştükleri derin bir kör kuyu ve aşılması zor bir çıkmazdır.

                               İnanç ve Amel, Söylem ve Eylem, Teori ve Pratik; ufak farklılıklarla aynı manaya gelen terimler olsa da, İslam’i, ıstılah’i, örfi ve şerimanaları tam bilinmediği zaman, insan hayatı üzerinde ciddi boyutlarda tahribatlara yol açmaları kaçınılmazdır. Çünkü bazen tek bir harf bile, okunan cümlenin mana ve akışını değiştirebiliyor; dolayısıyla bu, okuyucunun farklı mecralara doğru sürüklenmesineve sapmasına yol açabilmektedir!

                               Bizim yörede şöyle bir deyim var:“Sürüden ayrılan koyunu kurt, Cemaatten (toplumdan) ayrılan ferdi de şeytan kapar sözü; sankiiki arada bir derede kalan kararsızlara işaret etmektedir... İşte toplumdan ayrı yaşama isteğine yenilen kimse/kimseler, şayet kendi başına/başlarına (topluma ihtiyaç duymayacak kadar) birikimli, donanımlı, istikametli ve istikrarlı biri/birileri değilse; onlarınuçurumdan uçuruma yuvarlanıp helak olmaları ise an meselesi.

                               Bu gün bilgi ve birikimde, filozofları aratmayacakkadar birikimli olan nice kimselerin, içinde bulundukları buhran, girdap ve çıkmaz; aslında onların temelde acil karar vermeleri ve ardından da yol arkadaşlarını iyi seçememelerinden kaynaklandığını bilmekte fayda vardır!... Yol arkadaşlarını haftalık, mevsimlik ve maddiyatçı kimselerden seçenler, varmak istedikleri menzile varmadan; ya yol arkadaşları tarafından yar yolda bırakılıp yalnız kalırlar, ya da arada kalanlar tarafından, yolda satılırlar! Ne hazin değil mi?

                               Son otuz yıldan bu yana, kalem ve kelamlarıyla; insanların duygularına tercüman (!) olan nice elit bir kitlenin, bu gün içerisine düştükleri belirsizlik ve kararsızlık, onların modern çağın göz boyayan çağrılarına yenik düştüklerinin bir sonucudur… Daha düne kadar, Tağut ve Tağuti rejimleri yerden yere vuran sayıları kabarık entel bir kesimin; bu gün geldikleri nokta, onların Tağut ’un kucağında oturduklarını göstermektedir… Mütedeyyin ve erdemli insan ve oluşumlarla uğraşmayı kendilerine vazife telakki eden söz konusu zümre; özellikle İslami birçok hükmü makaslamanın peşinde oldukları bilinmektedir ve gizlenemez. Onların Tağuti egemen güçlerin, Emperyalist düzenlerin ekmeğine yağ sürmekten ve düşmanın değirmenine su taşımaktan başka yaptıkları bir şey de yoktur aslında.

                               Bu kadaruğraş ve çabalarından sonra ne oldu da bu adamlar; daha düne kadar yerdiklerini bu gün savunur hale geldiler? Şurasını asla unutmamak lazım, bazı insanlar maddi sıkıntılar içerisindeyken; manevi anlamda daha iyi yerde duruyorlardı. Ne zaman ki, bol paraya kavuşup ve oturdukları muhit ve çevreyi değiştirdiler; işte o zaman da eski gömleklerini çıkarıp, onun yerine daha modern (!) daha çağdaş (!) daha ilerici (!) bir elbise giydikleri zehabına kapılıp kendilerini kaybettiler! Vah ki ne vah!

                               İki arada bir derede kalanlar, iki sürüden süt emmiş kuzunun durumuna benzemektedir. Zira kuzu hangi sürüye katılacağı konusunda kararsız kalmakla iki arada bir derede kalır… İşte dün mücahit kesilen,hiç kimseyi beğenmeyen, önüne geleni tekfir etmekten çekinmeyen, birçokkimsenin bu günmaddi imkânlara kavuşmalarıyla birlikte, doksan derecelik bir çarkla dönüş yapıp ve her şeye müsait hale geldikleri son durumları gizlenecek türden değildir! Aslında böyle zümreler, başlangıçta tam bir yakin, sağlam bir şekilde hakka inanmadıkları ve rağbet etmedikleri için olsa gerek, ani kararlarla gah bu tarafta, gah o tarafta yer alıp durdukları halde, lehlerine olan fırsatı kolladıkları zaman da başka bir yere firar etmekten geri durmazlar!?

                Onun için, şartlar ne olursa olsun, Müslüman olan kimse/kimseler; istikamet, şahsiyet, istikrar ve karar sahibi olmak zorundadırlar. Müslüman; yanardöner, bukalemun, yerine göre saf ve kılık değiştiren; bu gün bir yerde, yarın başka yerde olan kimse değildir, olamazda! Müslüman; tek kelimeyle, ölüme kadar hakkın ve hakikatin yanında ve izinde yer alan, Tevhid inancına sahip ve inancından taviz vermeyen kararlı kimsedir!... Ne mutlu, ölüme kadar Hakkın yanında yer alan bahtiyarlara… Dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

orjinal lida zayıflama hapı