Doğal olarak, matematiksel kurala göre iki kere iki dört eder, lakin; modern zamanın insanları indinde, bazen bu kurallar işlemez hale gelirler. Nitekim, kendi kitabına uydurmak diye bir söz var halk nezdinde. İşte bu misalde olduğu gibi, basiretleri bağlanmış veya basiretlerini başkalarının namı hesabına kapatmış olan bazı çevrelerin gözünde; iki kere iki ha dört etmiş ha sekiz etmiş, hiç fark etmez.

Çünkü, söz konusu kimselerin, hesabın doğru tutup tutmaması çok önemli değil; önemli olan, onların hesabının tutmasıdır. Yani, günümüzde politika cenahına baktığımızda; a tarafının dört dediğine, b tarafının hayır o beştir veya altıdır dediklerini görmekteyiz. Laik Demokratik ülkelerde, tedavülde olan kanun ve yasalar beşer mahsulü olduklarından dolayı; her birkaç yılda bir değişmeleri lazımdır. Lazımdır Çünkü, insanların fıtri ihtiyaçlarına gereği gibi cevap veremedikleri için, daima değişime muhtaçtırlar. Bakıldığı zaman, Demokratik birçok ülkede kutsal (!) addedilen birçok kanunun, kısa bir aradan sonra çöp sepetine atıldıkları görülmektedir. Demek ki, iki kere iki her yerde dört etmiyor, asıl olan dört eder ama, insanlar, menfaatlerine dokunan her şeye başka başka kılıflar uydurmaya çalışırlar...

Bir zamanlar, Basra’dan Şam bölgesine ticaret yapmaya giden bir adam, pazar yerinde; Şamlı birinin gelip bu erkek deve benimdir diye iddia etmesin mi? Halbuki, deve Basralı olan adamın ve erkek değil dişidir. Ama Şamlı olan tutturmuş deve erkektir ve benimdir demekten vaz geçmiyor. Senindi benimdi derken, olay Kadı'ya intikal eder. Kadı oradaki insan yıkıntılarına/pardon molozlarına; seslenir. Ey ahali bu deve erkek mi yoksa dişi mi diye? Hep bir ağızdan, bu deve erkektir diye cevap verirler? Tabi adam çıldıracak gibi oluyor ama nafile. Orda biri yanaşır ve adama; git memleketinden emirine de ki, Şam’da dişi deveye erkektir diyecek kadar basiretleri körelmiş kalabalık bir moloz kitlesi vardır. Onun için, bu insanların yanında hak hukuk, laf getire! Ben bu devenin dişi ve sana ait olduğunu biliyorum ama; basiretlerini kaybetmiş bu insanlar, akli meleklerini liderlerinin inisiyatiflerine bıraktıklarından dolayı, onların gözünde, erkeğe erkek veya dişiye dişi demenin hiçbir anlamı yoktur. Önemli olan, liderlerinin ne dediğidir.

Şimdi kıssadan hisse çıkaracak olursak, mesela politika cenahında; temsil makamında yetkili olabilmenin bir kısım kural ve şartlarının olduğu bilinmektedir. Misal verecek olursak, tahsil hayatı, diploması ve tecrübesi... Fakat, bu şartların çok kere havada asılı kaldıklarını şahit olmuşuzdur. Hakikatten, bir kısım makam ve mevkilerde bulunan bazı insanlara baktığımızda; tahsil hayatının sıfır, diplomasının çakma yada yapma, tecrübe hak getire, liyakat, hitabet ve teşkilatlandırmada vb. sahada çömez olduklarını ya duymuş veya bizzat şahit olmuşuzdur.

Peki, nerede kaldı iki kere ikinin dört etme gerçekliği? Demek ki, iki kere ikinin dört edebilmesi için, makam ve mekânın o anki sahiplerinin lealitesine (!) göre kabul görüyormuş. Malum, emevilerin Kufe valisi olan Zalim ismiyle tanınan Haccacı Zalim, bir gün camide hutbe irad ederken, Hutbeyi o kadar uzatıyor ki; neredeyse ikindi vakti girecek. Safların arasından sıradan bir Müslüman ayağa kalkıyor ve: "EY Vali, ikindi vakti girecek ama sen hala cuma hutbesini okuyorsun diye uyarıyor! Haccacı Zalimdir bu, kafasında kırk tilki cirit atar. Hutbeden iner ve adamı çağırır; ve adama der ki: bak senin söylediklerin harfiyen doğru, ama burada Haccacın sözü geçer der ve adama, akıl ve hayale gelmeyen işkenceler eder.

İki kere iki dört eder ama, Haccacı Zalim gibi despotların yanında ne dört eder, ne de başka bir şey!... Cihan sathında, başta Müslümanlar olmak üzere, dolayısıyla tüm mazlum ve müstezaf halkların; dünyadaki zalimlerin, zulüm ve kan üzerine bina edilmiş olan saltanatlarını yerle yeksan etmek için birleşmeleri lazımdır. İşte o zaman, iki kere iki dört eder ve hak yerini bulur. Yaşadığımız çağda, Emperyalist güçlerin, Materyalizmi savunan laik Seküler düşünce sahibi olan ideologların; madde ve eşyayı insan hayatından daha değerli addettikleri bir çağ haline gelmiştir. Günlük zamlar, faize endeksli ekonomi sistemi, kumar ve diğer haramların meşrulaştırılma gayretini kanunlarla korunduğu bir zaman diliminde; birilerinin kalkıp da Adalet veya Hak hukuktan bahsetmesi, insanların aklıyla alay etmesinden başka bir şey değildir.

Evet, iki kere iki dört eder; lakin, Yaşadığımız asırda, bunun mükemmel bir şekilde rayında olduğunu söylememiz mümkün değildir. Onun için, başlıkta da vermiş olduğumuz temsili aritmetik meseliyle; dünya insanlığının nasıl da aşılmaz bir çemberin ve zindanın içinde, can çekişmekte olduğuna dikkatleri çekmek içindir. Anlayanlar ne demek istendiğini anlayacak; anlamayan/anlamak istemeyenler ise ne demek istendiğini hem umursamaz hem de pek merak etmezler. Bırakın Allah aşkına, kutuplaşmayı, gruplaşmamayı, tefrikayı, mezhep ve meşrepleri bir kenara bırakıp; Tevhit inancı atmosferinde uhuvveti tesis edip birleşelim. Birleşelim ki, dünyada Zulüm ve Zalimlerin kanlı ellerinden; mazlum ve savunmasız insanların kurtulmalarına vesile oluruz belki. Unutmayın, iki kere iki dört eder, ama her yerde ve zamanda etmeyebilir. Yani, kontrol mekanizması sizde değilse; siz istediğiniz kadar dört eder deyin, kontrolü ellerinde bulunduranlar, hep aynı nakaratı tekrarlayıp dururlar! Ama her zorluk ve engellemelere rağmen bize düşen, iki kere ikinin dört ettiğinden vaz geçmemektir... kalın sağlıcakla efendim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.