Adet olduğu üzere bende şu cümle ile başlayayım:

            Çin'in Vuhan şehrinde ortaya çıkan ve kısa sürede bütün dünyayı esir alan Covid-19 veya nam-ı diğer Korona hastalığından dolayı 16 mart 2020 tarihinden beri hayatımız kısıtlı imkanlarla devam ediyor. Olağanüstü bir durum vardır. Önemli bir kısmımız kapandığımız evlerimizden zaman zaman çıkmak zorunda kalsak dahi mümkün mertebe çıkmamaya gayret ettik.

            Bu süreçte üç tip insan oluştu.

            Birinci tip insan: salgına ve hastalığa inandı ve yetkililerin bütün ikazlarına harfiyen uydu. Mümkün mertebe dışarı çıkmadı, çıksa bile maskesini taktı, mesafe ve hijyen kuralına uydu. Kendisi uyduğu gibi çevresinde uymayanları da uyardı ve örnek bir insan, örnek bir vatandaş oldu. Aşıya da inadı. Sağlık otoritesinin getireceği aşıyı hangi ülkeden geleceği önemli olmadan kendisine yapılmak isteneceğinde memnuniyetle kabul edeceği yönünde fikir beyan etti. Birinci tip insanda hastalık pek görülmedi

            İkinci tip insan: salgına inanmakla beraber vurdum duymaz davrandı. Hastalık yakın çevresinde, akrabalarında eş dostlarında görülmeye başlasa dahi kendisi hasta olmayana kadar pek dikkat etmedi. Maske taktı ama sadece çenesine taktı, ya da kollarına taktı. Olmadı cebine koyup sadece kolluk kuvvetleri sorarsa maddi bir cezaya maruz kalmamak için "maskem var" demek için bulundurdu. Hastalık veya salgın yokmuş gibi Çarşı Pazarda olur olmaz yerlerde çay içti, yemek yedi, kendisine kim nerede ne ikram etti ise reddetmeden aldı yedi. Otogara asker uğurlamaya gitti, arkadaşlarıyla ciğer yemeye gitti vs vs. Bu tip insan hiç bir zaman düğün, nişan, taziye gibi toplu etkinlikler yapmaktan veya bu tür etkinliklere gitmekten de geri durmadı. Hastalık kendisini de bulduğunda çevresindekilere  "aman dikkat edin ben çok acı çekiyorum. Sakın siz hasta olmayın çok eziyetlidir" dediği halde iyileştikten kısa bir süre sonra unutup devam etti. Bu tip insan , Korona virüse inandığı halde vurdumduymazlığı sayesinde kurallara uymayarak  virüsün taşıyıcılığını yaptı ve farkında olmadan hastalığı yayarak virüsün bitmemesine vesile oldu.

            Bu tip insan vurdum duymazlığı ile hem kendisini hem de yakınlarının hayatını tehlikeye atması hesabıyla kötü bir tip oldu Ama en azından hastalığa ve salgına inandı.Aşının çare olacağına ve   Aşı geldiği takdirde aşı olmayı düşünenlerden olduğunu söyledi.

            Üçüncü tip İnsan: En tehlikeli tiptir. Bu tip, hastalığa ve salgına inanmadı. Hastalığı dahi politik bir dille devletin ve tüm yetkililerin aleyhinde bir propaganda malzemesi haline getirdi. Çevresinde korona hastalığından dolayı; akrabaları, yakınları, şeyhler, alimler, Seydalar, kanaat önderleri, garibanlar, gazeteciler, doktorlar, profesörler bir bir öldüğünü gördüğü halde yine de inanmadı. Kendisi hastalığa ve salgına inanmadığı gibi insanların da inanmamsı için elinden geleni yaptı. Gittiği her yerde insanları etkilemeye hastalığa inanmamaları için ikna etmeye çalıştı. Kitle iletişim araçlarının her türlüsünü kullanarak veya sosyal medya aracılığı ile habis bir ur misali insanlığa zarar vermek için uğraştı. Korona virüse inanmayan bu üçüncü tip insan, aynı zamanda kurallara uymayarak inanmadığı virüsün taşıyıcılığını yaptı ve insafsızca hastalığı yayarak virüsün bitmemesi için canice şeytanın  vazifesini yaptı.

            Bu üçüncü tip insan, aşının geleceğine de inanmadı. Ama şimdi gelmek üzere veya gelmekte olduğunu görünce bu sefer de "Aşı neden Çin'den alınıyor" gibi absürt yaklaşımların içine girdi.  Aşının kısırlığa, insan neslinin yok edilmesine, insan vücuduna çipler takılacağına insanları inandırmaya çalışıyor. İnsanları aşı karşıtı bir duruma getirmek için mücadeleye girişti.  Tıpkı çiçek, kızamık, difteri, verem, kolera hastalıkları ve salgınlarında yapılan aşı karşıtlığı gibi.

            Ezcümle; Dert veren Allah derman da veriyor. Hatalık Çin'den yayıldı ise ilacı da Çin'den pek ala gelebilir.  Sözünün üzerine asla beşeri bir söz konulamayacak olan Hz. Muhammed(as)'ın "İlim Çin'de dahi olsa alınız" hadis-i şerifinden "Mutlaka Çin'e gidin ve ilim öğrenin" anlamından ziyade " sizin için fayda verecek bir ilmi gelişme, bir teknolojiyi  Çin'den gelmiş diye reddetmeyiniz, alınız" gibi bir mana çıkarmak daha doğru olur diye düşünüyorum.

            Hz. Muhammed(as)ın mezkur hadisinden hareketle Aşıyı, Çin'den geliyor diye reddetmek veya eleştirmek bence insafsızlık olur.

            Hastalık ve salgının önlenmesi, en azından bizden ve ailemizden uzak tutabilmemiz için sıkıntılı bir süreç dahi olsa Mutlaka "birinci tip insan" olmak zorunda olduğumuz, ikinci ve üçüncü tip insanlardan uzak durmamız gerektiği unutulmamalıdır.

            Yunus Emre ne güzel söylemiş:

          "Gelin bugün yanalım, yarın yanmamak için

              Ölelim ölmez iken, yarın ölmemek için."

Afiyette kalın

Samburek47@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tahir. Kabasin 13 ay önce

Teşekkürler hocam herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum