İki kavram var: illiyet ve iktiran. Aynı şeye bilim illiyet der, din iktiran. Daha doğrusu Ortodoks din. Bilime göre evrende nedensellik, sebep-sonuç ilişkisi var dine göre iktiran; yani bitişiklik, yapışıklık ve ardışıklık var. Sebepler sonuçları ortaya çıkarmaya kadir olmadığı için sadece birer perdedir dine göre. Her şey aniden, def’i ve yoktan yaratılıyor. Tek bir gerçek müsebbip var o da Allah'tır. Adına yasa denilen şey sade bir isimlendirme. Yakan ateş değil, Allah’tır.

Sebep ile sonuç dağların zirvesi ile gökyüzü gibi bitişik görünür ama gerçekte aralarında çok uzak mesafeler var. Güneş milyarlarca yıldır doğuyor ama bu demek değil ki yarın da doğacak. Fakat ben şimdi bu milyarlarca yıllık deneyime dayanarak yarın güneşin doğacağı yüzde yüz kesindir diyebilirim, bilime göre. Bilimin en büyük avantajı milyarlarca yıllık bu deneyim. Din dilinin tanrı dediği şeye bilim dili doğa der. Ama tanrıda bilinç varken doğada bilinç yok. Gerçi bilincin tam olarak ne olduğunu çözebilmiş değiliz.

“Bulut bize acımaz ki yağmur versin, demek bize acıyan ve merhamet eden perde arkasında bir zat var.” Bu bilimsel bir çıkarım değil, teolojik bir çıkarım. Aslında bu perde arkasındaki zatın varlığına, tek olduğuna, bizi yarattığına, beslediğine bütün bu olaylardan önce peşinen iman etmişiz. Yaptığımız şey bu peşin imanımıza destek olsun diye tabiattan deliller getirmek. Bilim iddiasızdır, henüz bilmediğimiz çok şey var diyebilir; ama din kesin iddialıdır çünkü her şeyin önünde ve arkasında kadir-i mutlak olan Allah vardır.

Yarın bilincin sırrı çözülse din bir adım geri atacak ve ondan sonrasına tanrı diyecek artık. “Boşlukların Tanrısı.” Açıklanamayan şeylere verilen ad. Hiç kimse düşünerek, araştırarak, tabiatı inceleyerek, inceden inceye eleyerek iman etmedi, bilakis önce iman etti sonra bu imanını tabiata, dış dünyaya onaylatmaya çalıştı hepsi. Yani delillerden, kanıtlardan, ayetlerden önce iman denen bir ön yargı veya ön kabul vardı. Sonucu belirleyen işbu iman. Hâsılı “neticenin kayyumu imandır.”

Tabiattaki düzen ve ahenk bizi en fazla deistik bir tanrıya, yani esrarlı bir bilince veya güce götürür. Tek tanrılı dinlerin anlattığı kişi-tanrıya, yani peygamber, kitap gönderen, bu dünyayı imtihan amacıyla kuran ve inanmayanlara ebedi azap edecek olan bir tanrıya götürmez. Bu ikincisi için bir delile dayanmak kâfi değil, peygamberler tarafından verilen bir habere de gönülden inanmak gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.