Toplumun bir kesimi haksız kazanç, rant, faiz ve ihale gibikimi yöntemlerle gittikçe zenginleşirken; büyük çoğunluk giderek kredibataklığında, borç batağında yüzer duruma gelmiştir.

Uyuşturucu, fuhuş ve aleni soygun ve hırsızlığın, hatta öfkeve saldırganlığın artmasının bile dolaylı olarak, toplumda kaybolan bu adaletduygusundan kaynaklandığını söylemek mümkün.

Böyle dönemlerde, bizi ayakta tutan değerleri işler halegetirmek, safları sıklaştırmak, dayanışmak daha da anlamlı hale gelmektedir.

İnsanların, birbirlerinin dertleriyle dertlenmeleri,birbirlerinin sıkıntılarını gidermeleri ve birbirlerine destek olmaları;onların aralarında sıkı bir bağ, güven duygusu, sevgi ve dostluğun gelişmesineneden olmaktadır.

“Harcamak ve sarf etmek” anlamı taşıyan infak, terim olarakda; Allah yolunda yapılan harcamalar olarak anlamlandırılır. Bu harcamalar,sadece maddi değerde olanlarla sınırlı değildir…

Müminleri kardeş sayan ve onların birbirlerini sevmeleriniolgun imanın şartı olarak kabul eden İslam, paylaşımcı bir dindir ve peygamberide paylaşımcı bir peygamberdi.

Bu bağlamda, esas olan, birbirimizi gözetme, yoklama,gözlemleme ve sorunlarımızı tespit etme sorumluluğumuz ön planda gelir ve bu kontrolkomşudan/yakından/akrabadan başlar. Böylelikle herkes yakın çevresindekiinsanların sorunlarını tespit etme ve bu sorunu gidermeye yönelik çaba sarfetmeye koyulur. Bu çabanın, İslami açıdan vazgeçilmez bir gereklilik olduğunaşüphe yoktur.

Peygamber, sadece Müslümanların değil; toplumun diğerkesimlerinin de sorunlarını götürdüğü bir şahsiyet ve merciiydi. Ona gelen birsorunu, en güzel şekilde çözer ve insanlar memnun olarak ayrılırlardı.

O sadece sorunu balık vermekle değil; balık tutmayıöğretici, yönlendirici tarzda katkılarda bulunarak, insanları donanımlı vegüçlü hale getirmeye gayret ederdi. Her ne kadar infak, sadece maddiharcamaları kapsamasa da, peygambere gelen ekonomik sorunlar dışındakisorunlardan bahsetmek, konuyu uzatacağı için değinmeyeceğim.

Bu dinin felsefesi, insanı insanla iletişim halinde olmasınıöngörür. İnsanları cemaat ve ümmet olarak tanımlar.

Cemaat, birden fazla insanı, bir aileyi, arkadaş grubunuifade edebildiği gibi; ümmet tüm dünyadaki Müslümanları, bazen bir şehirdekiMüslümanları, bazen de bir şehirdeki hemşerilerin tamamını ifadeedebilmektedir.

Bu dinde fert/birey/bireycilik dışlanmış, insanların kendineyetmesi, kendi kabuğuna çekilmesi diğer insanlarla iletişimsizliği arzuedilmemiştir.

Nasıl ki, herkesin iman etmesi ve iman eden herkesin günahişlememesi istenmemişse; aynı şekilde herkesin kendine yetmesi deistenmemiştir. İnsanların, taleplerini, ihtiyaçlarını, haklarını, kendilerineyakışır şekilde istemelerini ve verme konumunda olanların da aynı şekilde, güzelşekilde vermelerini emreder İslam.

İnfak, İslam’ın en önemli farzlarındandır.

İnfak bize hak arama ve harcama eğitimimi de verir. Böylecepaylaşır, bencil ve birey olmayı aşar, kardeşimizi gözetir ve mutlu oluruz.Bunu yapmadığımız zaman, Allah bizden hoşnut olmaz.

Evet hak arama adabı dedik. Bu Ebazerce bir tavra kadargider. Paylaşma dedik, bu da peygamberceye kadar gider.

İslam, sadakayı çok geniş bir paylaşımcı ahlak olaraköğütlemekle birlikte, sürekli olarak bir sınıfın egemenliğini ve sadaka dağıtankonumda olmasını; diğer sınıfın/sınıflarında sürekli maddi sadakaya bağımlı birhayat yaşadığı adaletsiz bir toplumu kabullenmez. Bu bakımdan İslam, emeksizkazanmaya, zenginlerin, zenginliklerinden dolayı sınıflı bir toplumoluşturmalarına, kapitalizme, kör eşitlikçi adaletsizliğe, faize ve terörizmekarşıdır.

Haksız kazanç, rant, yolsuzluk, rüşvet ve insan onurunayakışmayan kazanma yöntemleri ile mücadelenin bir yolu da infaktır.

İslam, insanı, beşerden insan olmaya götüren eğitimsürecinin adıdır. Bu sürecin manifestosu Kuran’dır.

Konumuza dönecek olursak, insana nezaketi, diğergamlığı,duyarlılığı, halden anlamayı, paylaşmayı, egosunu yenmeyi ve daha birçok değeriyaşatarak öğreten bir eylemin adıdır infak.

İslam, insanın bütün eylemlerini Allah’a götürdüğü ve“beğendin mi, hoşnut oldun mu?” diye sorduğu bir dindir. Dolayısıyla, buradaKuran’ı anlamak ve eylemlerimizi Kuran’a uygun yapmak, bu soruların cevabınıolumlu kılacaktır denebilir.

Fertlerin vicdanına, tercihine bırakılmış ve fedakarlıkgerektiren infak zorunlu olmamakla beraber; zekat ve zekatın amaçlarınıgerçekleştirmeye yönelik-toplum olarak yoksullukla mücadele gibi-eylemlerzorunludur/farzdır.

Müslümanlar, birinci görevleri olan, toplumdaİslami/adaletli bir sistem tesis etmek için ve sömürücü, adil bölüşümüengelleyici yapı ve mekanizmalarla mücadele devam etmekle birlikte; kendiiçlerinde de infakı ayakta tutmaya devam etmelidirler.

Komşumuz açken sorumlu olduğumuz gibi, komşumuz hırsız isede, uyuşturucuya bulaşmış ise de sorumlu olduğumuzu düşünebiliriz.

Direkt veya dolaylı olarak bu konuyla ilgili birkaç ayet vehadisle son vermek istiyorum.

“Kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infakederler” (Ra’d, 22).

“Her ne hayır infak ederseniz kendi faydanızadır. Zaten sizancak Allah’ın rızasını kazanmak için infak edersiniz. Hayır türünden her neyiinfak ederseniz, size eksiksiz ödenir. Ve size asla zulmedilmez” (Bakara, 272).

“Onlar ki, mallarını infak ettiklerinde, israf da etmezler,cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar” (Furkân, 67).

“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın en güzellerinden vesizin için yerden çıkardığımız şeylerden infak edin. Göz yummaksızın alıcısıolmayacağınız aşağılık şeyleri vermeye yeltenmeyin. Bilin ki gerçekten Allahzengindir, hamde layıktır” (Bakara, 267).

“Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki:‘İhtiyacınızdan arta kalanı.’ Allah, âyetlerini size böyle açıklar, iyicedüşünesiniz diye…” (Bakara, 219).

“Altını ve gümüşü yığıp biriktiren ve onları Allah yolundainfak etmeyenlere gelince, onlara acıklı bir azabı müjdele!” (Tevbe, 34).

“Ey iman edenler! Malını sırf insanlara gösteriş olsun diyeinfak eden, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi sadakalarınızı başakakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın” (Bakara, 264).

“Onlar, hem cimrilik edenler hem de insanlara cimriliğiemredenler ve Allah’ın lütfundan kendilerine verdiğini gizleyenlerdir. Biz, oinkârcılar için horlayıcı azap hazırlamışızdır” (Nisa, 37).

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Cimriler cennete giremez.”

Rabbim, bölgemizdeki, ABD ve batı yayılmacılığını veterörizmini, onların kapitalist ve sömürücü düzenlerini yok etmemiz ve oyunlarınıbozmamız için bizlere güç ve feraset; hakkıyla infak eden kullardan olmamıziçin de gayret ve imkan nasip etsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6