Kafamı en çok kurcalayan ve kendini ele vermemek için inatla direnen bilinmezlerden biri de yaşadığımız hayatı ve yaşadığımız insanlık durumunu nasıl okumamız gerektiği üzerinedir. Daha da önemlisi, atalarımızın tersine bizim nereye gitmekte olduğumuza dair görüşümüz de yok. Onun yerine, o anda karşımıza çıkan problemlerle uğraşıyor, denemeler yapıyor, adeta karanlıkta el yordamıyla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.

Kanaatimce bunun altında yatan sebepler zincirini dışsal faktörlerde aramak zorundayız.Problemlerin oluşum süreçleri ve etkilerini küresel boyutlarını göz önüne aldığımızda Avrupa’nın gerçek yüzü ortaya çıkmaktadır. Bunun bariz örneklerini irdelediğimizde göçmenleri kabul etme konusunda bile onların eğitim,din ve refah seviyeleri gibi unsurlarına bakacak kadar seçici davranmalarıdır. Bu da bize onların insani duygularında bile sömürücü kimliğinden vazgeçmediklerini göstermektedir.

Nitekimbu tür insanlık krizi ve akışkan hale gelen göç dalgaları aklı en çok meşgul eden konular arasındadır. Sınır kapılarına dayanan on binlerce düzensiz göçmen, surlarla çevrilmiş şehirler,vurularak öldürülen sığınmacılar, batırılmaya çalışılan hayatlar tüm bu kafa karışıklığımıza ek olarak, şimdi de bu tür durumların üstesinden kimin geleceği konusunda karanlıktayız.

Türkiye’de milyonlarca insan yokluk ve buna ek olarak olumsuz hava koşullarına maruz kalmış bir şekilde yaşamaktadır. Mültecilerde burada en fazla etkilenen unsurların başında gelmektedir.Mültecilerin sığındığı önemli bir bölge olan Şanlıurfa, pekçok mülteciailenin kalabalıklar halinde yaşadıkları bir noktadır. Günümüz dünya şartları çerçevesinde büyük bir ekonomik yük alarak başarılı bir politika ile mülteciler için tüm imkânlarını seferber eden bir Türkiye varken, bu durum karşısında sormak lazım birçok insanın hayatına son veren Rusya ve savaşın bir de arka planında durup kendisine en küçük bir rahatsızlık gelmesinden endişe duyan Avrupa kaç mülteci aldı? Avrupa terör örgütlerine kucak açarken, mazlum insanların önüne set çekmektedir.Son zamanlarda Avrupa Birliği’nin takındığı tavır ikiyüzlü politikalarının gün yüzüne çıkaran en önemli göstergedir. Tüm bu insanlık dramına seyirci kalan Avrupa hangi insan haklarından bahsediyor? Tüm bu olanlardan bir kez daha anlamış bulunmaktayız kiBatı ticari ve ekonomik çakarları için var olmuştur.

Türkiye’nin Mülteci politikası ve Suriye krizindeki mücadelesi günü gelince daha iyi anlaşılacaktır. Tarih,Batı’nın lanetli ruhlarını mazlumların üzerine musallat ettiği günlerle birlikte kadın, çocuk demeden yaşattıkları insanlık dramı karşısında milletimizi böyle acılara sevk eden küresel çevrelerden hesap sorduğumuz günleri de yazacaktır elbet…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.