1--Önce kısa bir girizgah: Hatırlatma sadedinde, şu yeryüzünde, insanın haddini bilip ona göre davranması kadar; başka bir erdemlik var mıdır bilmiyorum?… Mesela, kişinin okuduğu ve bilgi alanına girdiği konuların dışında; başka konular hakkında kanaat, yorum ve fikir beyan etmemesi, veya etmek mecburiyetinde kaldığı takdirde, mutedil ve vicdanlı yaklaşması; onu ne kadar kıymetli ve saygın kılındığı bir bilinseydi…

                                           2--Şimdi biraz maziye gidelim: “İnsanlık tarihi boyunca, insan neslinin başına gelen tüm musibet ve felaketlerin kaynağı; insanoğlunun haddini aşması, hakkı olmayan şeylere müdahalede bulunmasından kaynaklanmıştır!... Binaenaleyh insanoğlu, kendisine ait olmayıp başkasına ait (Allah veya kul hakkı gibi) olan her hangi bir şeye tevessül veya tecavüz ettiğinden dolayı; başına daima felaket ve azapla biten akıbetlerin geldiği bilinmektedir… Beşer tarihi incelendiğinde, geçmişte yaşayan kavimlerin başına gelmiş olan tüm felaketlerin; hakları olmadıklarıhalde, memnu kılınmış olan sınırları ihlal etmeleri,ve hadlerini aşmış oldukları görülür.

                                           Ebedi hayat kitabımız olan Kur’an’ı Kerim’e baktığımızda, bize; geçmişte helak olan kavimlerin acı sonlarından haber verdiği gibi, aynı akıbetin başımıza gelmemesi için uyarı mesajları da vermektedir ayrıca!... Hemen her konuda, haddini aşan toplumların, kavim veya amiyane bir tabirle milletlerin başına gelen felaketler; hakları olmadığı halde, başka insanların haklarına girip, ilahi uyarıyı kale almadan sınırları aşmalarından kaynaklanmıştır… Misal olarak: “Bakara 190, Yunus 74, ayetleriyle birlikte; birde Nuh (a.s)’un, Ad’ın,(Hud kavmi) Semud ’un, (Salih kavmi) Eyke halkı (Şuayb Medyen)’ın kavimlerinin başına gelen azap ve helak olaylarını; A’raf 65 ve devamındaki ayetlerden okunduğunda, insanın tüylerini diken diken edecek derecede, korkutmakta olduğu görmekteyiz…

                                           Şimdi denilebilir ki, efendim söz konusu kavimlerin başına gelen azap ve felaketlerin kaynağı; onların hakkı kabul etmemeleri, peygamberlerini yalanlamaları veya katletmeleri ve şirkte ısrar etmelerinden dolayı idi! Peki, o zaman böyle diyenlere şöyle bir cevap verilemez mi? Lut (a.s)’un, Salih (a.s)’in ve Şuayb (a.s)’ın kavminin başına gelen azabın nedeniolan, fiil ve davranışlarından hangisi, bu gün bizim yaşadığımız çağ ve devirde, Müslümanlarınoluşturduğu toplumlarda eksik yönü mü var?

                                           Homoseksüellik ’ten (Lut kavmi) tutun da, haksız kazanç (Şuayb kavmi) elde edenlere; Peygamberlerini katleden (Zekeriya) İsrailoğullarının yaptıkları zulümden mukaddes kitapları tahrif eden hadsiz toplumların yaptıklarına varıncaya kadar; günümüzde hangi birisi yapılmıyor ki? Kadının kadınla, erkeğin erkekle yatıp kalktığı yirmi birinci yüz yılda; Cahiliye hayatının tüm pisliklerini,birde haddini aşanhadsizlerin yaptıkları kötülüklerin daniskası yapılmıyor mu?

                                           İçki, kumar, zina, Faiz’in bir bin çeşidi, hırsızlık, katliamlar; haksız kazanç elde etme, yetim ve garibanın malını gasp etme, yalan, yalakalık, tecavüz, ikiyüzlülüğün ve fuhşun her türlüsü günümüz Müslüman toplumlarında, irtikâp edilmiyor mu? Peki, öyleyse tedrici olarak başımıza gelen felaketler konusunda, ne diye yakınıp dövünmekteyiz? Toplumsalhayatta, öyle haller zuhura gelmiş ki, hemen her evden mutlaka haddini aşan bir birey çıkmaktadır… Eroin, Esrar, kokain, bonzai ve benzeri uyuşturucuların kullanımı; ilk ve orta öğretim çağındaki çocuklar tarafından kullanıldığı toplumlarda; had aşmanın şekli daha nasıl izah edilebilir ki?

                                           Batının taklitçilik hastalığına kendilerini kaptıran Müslüman toplumlarda, neden felaketlerin ardı arkası hiç kesilmiyor diye düşünüldü mü acaba? Özgürlük adı altında, serbest bırakılan toplumlarda; insanlar kural ve sınır tanımdan yaşar hale geldiler. Dolayısıyla bu da haliyle, insanların haktan sapmalarına, hadlerini aşmalarına götürmektedir onları. Kısa bir misal vereyim Canlı misal yaşadığımız mahalleden: “Bir ay zarfında, Mahalle Camimizin, üç tane klimasının bakır rekorları kopartılıp çalındı… Öyle ki, Caminin etrafını demir kafeslerle ördüğümüz halde; bu gibi olayların önüne geçemiyoruz,peki neden?. Metruk bazı inşaat ve harabelerde, esrar ve diğer maddeleri içen gençlerin olması ise, almış başını yürümekte. Peki, haddini aşmak nasıl bir şeydir, acaba diye merak etmekteyiz?Ufak tefek istisnaların dışında, yaşadığımız toplum başta olmak üzere; özellikle Müslüman toplumlarda, gençlerin ve insanların gidişatı hiç de iç açıcı değildir… Kim ne derse desin, günümüzde insanlar haddi aşmada, zirvede seyir etmektedirler!... Allah sonumuzu hayır eylesin ve bizi bize bırakmasın… Dua ile. 

                                          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.