UA-89691712-1

Hani derler ya kaderinde ne varsa onu çekersin. Çok doğru bir söz olduğuna inanmamak elde değil. Dinimizde kadere inanmak olduğuna göre, bizler de kadere inanıyoruz. Memleketimin kaderinde varmış ırgatlık. Evinden, barkından, sıcak yuvasından uzakta, gurbet elde ekmek parası peşinde koşmak Urfalıların kaderinde varmış. Biz Urfalılar ‘kaderimse çekerim’ deyip sineye çekiyoruz. Ne tarafa sürmüşlerse, o tarafa ırgatlığa gitmişiz.

Gittikleri yerlerde insani olmayan şartlarda çalışmaya zorlanan bizim ırgatlar barınma, sağlık, hijyen koşullarından yoksun olarak yaşıyorlar. Kimi zaman bir evin bodrumu, kimi zaman bir çadır, kimi zaman da sadece bir römork gölgesinde kalmaya zorlanan bu mevsimlik tarım işçileri sadece insani koşullarından mahrum kalmıyor aynı zamanda günde 14-15 saatlik mesailerle ortalama 45-50 lira karşılığında çalışıyor. Koşulları zorlu, güvencesiz ve güvenliksiz. Etnik, kültürel ve siyasal farklılıklarından ötürü gittikleri yerlerde dışlanıyor ve ötekileştiriliyorlar. Mevsimlik tarım işçisi kadınların yarısı ergen yaşta anne oluyor. Ölü doğum ve düşük oranları diğer çalışma alanlarına göre daha yüksek. Göç yollarında kadına yönelik şiddet yaşadıkları önemli sorunlar arasındadır.

Aynı zamanda gelecekleri olan çocukları da eğitimden geri kalıyor. Sonra Urfa’da çocuklar neden başarılı olamıyorlar diyoruz. Nasıl olsunlar çocuklar tarlada orda burada aslında onlar dünyanın zor eğitiminden geçiyorlar. Hayatın ne kadar acımasız olduğunu görüyorlar. Bu çocukların eğitimde nasıl başarılı olmalarını bekliyoruz. Urfa bu yüzden 50 yıl geriden geliyor hep, bırakın Antep’i, Diyarbakır’ı, kendimize bakalım.

Keşke sorunlar bunlardan ibaret olsa. Mevsimlik işçilerin çilesi bitmiyor ki, 1 haftadır acı haberler ardı ardına geliyor ‘Sivas'a giden işçiler zehirlendi’, ‘Ankara'ya mevsimlik işçi olarak giden genç kız, tarlada çalıştığı sırada böcek sokması sonucu zehirlenerek yoğun bakıma kaldırıldı’, ‘Yozgat'a mevsimlik işçi olarak giden 20 yaşındaki genç kız kanalizasyona düşerek hayatını kaybetti.’ gibi dramları haberlerde duyuyoruz.

Dünyanın en büyük barajlarından birine sahip olan Urfa ne yazık ki, ırgat kenti olmuştur. Madem sosyal devlet deniyor, sosyal devletin gerekleri yerine getirilmeli, insanlara yeni iş alanları açılması gerekiyor. Ben tüm bunları kötü yönetimlere, beceriksizlere bağlıyorum. Irgat kenti olarak tanınmak benim zoruma gidiyor. Bu şekilde anılan bir ilin bürokratları ve siyasetçileri alınıyor mu diye merak ediyorum. Yok, canım neden alınsınlar ki, eğer alınmış olsalardı bu gün memleketin adı ırgat kent olmazdı. Ne bileyim, belki sanayi kenti veya turizm kenti olabilirdi. Tarım işçileri için çözüm zamanı gelmedi mi? Hep ‘evet’ diyoruz. Peki, tarım işçileri hep böylemi olacak?

Bu ay kayısı hasat zamanı. Bu mevsimlik işçilerin çoğu Malatya’ya kayısı toplamaya ırgatlık yapmaya gitti. Sadece kayısı ırgatlığı değil bu şehrin kaderi. İç Anadolu’da patates ırgatlığı, Karadeniz’de fındık ırgatlığı, Çukurova’da pamuk ırgatlığı, bunlar sayabildiklerim. Daha bilmediğim onlarca yerde, onlarca ırgatlık işi var. Bu saydığım yerlerin baş ırgatları her zaman Urfalılar olmuştur. Türkiye’nin yaklaşık 50 iline mevsimlik göç veren Urfa’nın bu kaderi ne yazık ki, uzun sürede değişmeyecek gibi görünüyor. Ama umutsuzluğa kapılmamak gerek. Çünkü bunu değiştirmek bizim elimizde biliyor musunuz? Bizler birlik olup, gücümüzü gösterir isek üstesinden gelemeyeceğimiz iş yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.