UA-89691712-1

         Her şeyi yerli yerinde ve en güzeliyle yaratan Yüce Allah, insanın istifadesi için, uyarıcı, cezp edici ya da sakındırıcı unsurlarla donatmıştır. Güzel renk ve kokular çekicidir; kerih kokular ise uzaklaştırıcıdır. Örneğin, nimetlere, iştah çeken renk, koku ve tatlar vermiştir. Yiyecekler yenmez duruma gelince de lisan-i hal ile “bundan uzak durun!” anlamını taşıyan kerih bir koku ve kötü bir görünüm kaplar. Bazı bitkilere de özellikle hayvanlar için uzaklaştırıcı dikenler takarak tohumunu koruma altına almıştır.

İnsan hayatında en önemli unsurlardan ve enerji kaynaklarından biri de ateştir. Her alanda ısısından ve enerjisinden yararlanır. Bununla beraber felaket olabilecek yakıcı şer yönü de vardır. Aslında ateş ışıksız, görünmez bir şeydir ama Yüce Allah, bu dünyada ateşi ışıklandırarak görünür duruma getirmiştir. Bununla insanların ve diğer canlıların onun şerrinden korunmasını sağlamıştır. Demek ki dünya ateşinin ışıklandırılmış olması bir rahmettir. Dünya ateşi ışıksız olsaydı, gündüz vaktinde bile fark edilemez, gece karanlığında ondan korunmak çok daha imkânsız olurdu. Nasıl ki tamamen kokusuz ve renksiz olan doğal gaz, olası sızıntıları hemen fark edebilmek için tiksindirici bir kokuyla kokulandırılıyor, ateşin ışıklandırılması da buna benzer bir nedene dayanmaktadır.

Ancak azap için hazırlanan cehennem ateşi ışıksızdır. Çünkü orada korunmak değil, azap vermesi esastır. Peygamber (ASV) şu hadisiyle bu gerçeği dile getirmiştir: 

“Cehennem ateşi bin yıl yakılarak beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakılarak kıpkırmızılaştı. Daha sonra bin yıl yakılmak suretiyle siyahlaştı. O şimdi karanlık gece gibi simsiyah ve karanlıktır." (İbn Mace, Zühd, 38, Hadis no: 4320; Tirmizi, Sıfatu Cehennem, 8, Hadis no: 2591)

Bediüzzaman, Cehennem ateşinin ışıksızlığını gayet makul bir şekilde şöyle açıklamaktadır:

“Cehennemin yeri, bazı rivayatla, "tahte'l-arz" (yeraltında) denilmiştir. Başka yerlerde beyan ettiğimiz gibi, küre-i arz, hareket-i seneviyesiyle, (güneşin etrafında yıllık dönüşü) ileride mecma-ı haşir (İkinci diriliş olan haşirde toplanma yeri) olacak bir meydanın etrafında bir daire çiziyor. Cehennem ise, arzın o medar-ı senevîsi (Dünyanın güneş etrafında dönerken çizdiği farazî daire, bir yıllık yörüngesi) altındadır demektir. Görünmemeleri ve hissedilmemeleri, perdeli ve nursuz ateş olduğu içindir. Küre-i arzın seyahat ettiği mesafe-i azîmede pek çok mahlûkat var ki, nursuz oldukları için görünmezler. Kamer, nuru çekildikçe vücudunu kaybettiği gibi, nursuz çok küreler, mahlûklar, gözümüzün önünde olup göremiyoruz.” (Bediüzzaman, Mektubat, s. 8)

Dünyada istifadeye sunulan ateşin diğer bir yararlı yönü de dumanlı olmasıdır. “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” darb-ı meselinden de anlaşılıyor ki, duman ve ateş özdeşleşmiştir. Duman, ateş tehdidine karşı bir ön uyarıdır. Dumansız ateş hemen fark edilemeyebilir ve faciaya yol açabilir.

Kur’an-ı Kerim, cin ve şeytanın (bir görüşe göre de cinlerin ilk atası olan Cann’ın) dumansız ateşten yaratıldığını haber vermektedir. (Hicr, 26-27) Şeytanın dumansız ateşten yaratılmış olması, mecazi olarak onun sinsiliğine ve tehdidinin büyüklüğüne işaret etmektedir. Akla hayale gelmedik oyunlarla insanı tuzağa düşüren sinsiliği, “Hannas” kavramıyla ifade edilmiştir.

Şeytanın dumansız ateşten yaratıldığının bildirilmesi, ateşin de şeytan gibi tehlikeli olduğuna işaret eder. Demek ki şeytan ateş gibidir, ateş de şeytan gibidir. Bir çık faciaların temelinde ateş olduğu unutulmamalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.