Gerçek kötülük; Allah’ı hakkıyla tanımamak ve aklın ve hevanın merkeze alındığı bir yaklaşımla hayata bakmak, bu doğrultuda bir yaşam kurmaktır. Günümüz modern yaklaşımı da aklı ve ondan sadır olan her ürünü aşırı değerlendirerek, güya meşru bir yaşam kurmuştur. 

Hal böyle olunca çıkarlar/maddi olan öncelikli hale gelir; sorumluluk, empati, merhamet ve adalet gibi erdemlere yer kalmaz. Sömürü ve ötekileştirmenin ana kaynağı da bu kötülüktür. Bu kötülük; gerçek kötülüktür ki; demokrasi denilen mekanizma içinde bile yer alabilmekte; katliam, işgal, tehcir, acımasız bölüşüm ve herkese/her nesle ait olan kaynakların sorumsuzca tüketilmesini normal karşılamaktadır.

Koronavirüs salgınından sonra; gerçek kötülük odakları toplumları farklı yönlerde kanalize etme girişimlerine devam etmekte ve b süreci bir fırsata çevirmeye çalışmaktalar. Toplumları; bu sürecin etkisiyle kıvama getirmeye ve normal zamanda kabul edemeyecekleri bazı uygulamalara mecbur bırakmaya yeltenmektedirler. Ayrıca müesses küresel nizamlarının da devam etmesi peşindeler.

Kissinger, geçtiğimiz günlerde Wall Street Journal’daki bir makalesinde “Korona salgının küresel sistemi sonsuza kadar değiştireceğini” belirterek; Koronavirüsün yarattığı hasar geçici olabileceği. Bunun neden olduğu siyasi ve ekonomik kargaşanın birçok kuşak boyunca devam edebileceği, Kriz ile ulusal temelde savaşıldığı; ancak salgının hiçbir sınır tanımadığı, Dünya liderlerinin korona sonrası sisteme geçiş için paralel bir proje başlatmaları gerektiği ancak bunun cari mücadelenin önüne geçmemesi gerektiğinden bahsetti.

Liberal sistemin devam etmesi için liderler düzeyinde bir çalışma ve bu süreci birlikte yürütmenin gereğine işaret edilen söz konusu yazıdaki can alıcı kısım ise: “Liberal düzenin ilkelerine odaklanılmalı,   

Krizi yönetmek ve geleceği aynı anda inşa etme konusundaki başarısızlığın dünyayı ateşleyebileceği....” şeklinde devam etmekte.

Görüldüğü gibi egemen küresel güçler; ekolojik dengeyle oynayarak ve doğayı tahrip ederek belki de kendilerinin sebep oldukları durumu da lehlerine çevirmek ve küresel sömürü sisteminin devamını sağlama peşindeler.

Onlar bunu açıkça yaparken; biz geri kalanlar, ötekiler, denekler, kurbanlar, talana ve sömürüye, katliam ve saldırılara, işgallere ve açlığa maruz kalanlar ne yapıyoruz? Fark edebiliyor muyuz, görebiliyor muyuz? 

Bu küresel sömürü sisteminin gidişatını doğru tahlil edip; onun karşısında bir duruş sergilemeye yönelik bireysel ve toplumsal bazda bir çaba sergileyebiliyor muyuz?

Aidiyetlerimizin, dayanışmalarımızın, hayat tarzımızın, ahlaki ilkelerimizin; her şeyi maddi temelde yorumlayan modern yaşam ve onun liberal düzeninin uygulamalarıyla nasıl da sarsıldığını, parçalandığını görebiliyor muyuz?

Yeryüzündeki mutlak kötülük, işte budur.

Bu sistem; Yemen’de, Suriye’de, Afganistan’da, Arakan’da, Irak’ta,Gazze’de…çıplak gözle görülmektedir.

Bu sistem; İslam toplumlarının giderek fakirleştiği süreçlerde, o toplumlardaki işsizlerin ve açların feryatlarında da görülmektedir.

Bu sistem, işgal edilmiş toplumlarımıza kurulan üslerde ve bizim olmayan savaşlarda birbirimizle savaştırıldığımız resimde de görülmektedir.

Çöplerle beslenenlerin yüzündeki hüzünde, okullarda, cezaevlerinde, göç eden halkların hüznünde, bankalarda görülmektedir.

Koronavirüsün oluşturduğu çaresizlik, insanları sarstığı ve İslam’ın geleceğe umut var eden potansiyelinin itiraf edilmesine yönelik gündemleri de doğurdu. Ancak bunlar, görünmezden gelinmekte, bir takım kısır çekişmeler ve tartışmalarla boğulmaya çalışıldı.

İslam toplumlarının entelektüel enerjisinin; evrensel bir alternatif olabilecek İslami potansiyelin, çözüm üretebilecek, evrensel önerilerde bulunabilecek sonuçlar ortaya koyması gerekirken; statükoya teslimiyet nedeniyle özgünlüğü zedelenmiş olduğundan, kendisine çizilmiş sınırları aşamamanın sancılarını yaşamaktadır. 

Oysa İslam; evrensel bir öneridir ve cesurdur. Onu yerele, milli olana indirgemek; onun kanatlarını kesmekle aynı şeydir.

Koronavirüsten önce de İslam toplumları zaten kriz ortamındaydılar ve hala aynı zillet devam etmektedir. Bu zilleti reddeden, onu doğru tanımlayan ve karşı duran çok az bir azınlık mevcuttur ancak evrensel fikir ve önerilerde bulunma ve çağa, mevcuda, liberal ve modern söylem ve uygulamalara karşı, daha somut ve nitelikli çıkışları insanlığa göstermek sorumluluğumuz unutulmamalıdır. Bu ahlaki bir sorumluluktur.

Küresel kötülük karşısında, ümmet çapında iyi olanın İslam olduğunu görmeli ve göstermeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı