“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”16/90

“Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O’nundur.” Taha:6

“On iki yy. boyunca İslam’ın ahlaki yasası olan şeriat, örfi hukuk ve yerel örfi pratiklerle başa çıkmış ve hem toplumu hem de yönetimi düzenleyen en üst ahlaki ve yasal kuvvet olmuştu. John Rawls’un  ‘iyi düzenlenmiş toplum ‘ kuran ve idare ettiren ahlaki bir yasaydı. Ancak 19 yy. itibaren şeriat tarafından düzenlenen sosyo-ekonomik ve politik sistem kolonyalist Avrupa’nın elinde yapısal olarak parçalandı. İçi boşaltılan şeriat, artık kişinin hukuki durumunun modern devlet tarafından konumlandırılabilmesi için gerekli bazı hammaddelerin tedarikine indirgenmişti. Şeriat modern devlet karşısında kaybetti. Bu noktadan sonra şeriata, belirli hükümleri -modern çıkarlara göre yeniden ele alınan ve oluşturulan hükümleri- topluma kabul ettirmek için devletin yasama girişimlerini meşrulaştırdığı dar bir ölçüde ihtiyaç duyuldu.

Bugün Müslümanlar, onları yönlendiren entelektüeller de dâhil olmak üzere, modern devleti kanıksamakta ve doğal bir gerçeklik olarak kabul etmektedir.” (İmkansız Devlet, Wael B. Hallaq,s:14)

İslam, red ile başlayan bir dindir. İnsan, Allah tarafından bir misyonla dünyaya gönderilmiştir ve yükü ağırdır.

“Aynı şekilde senden önce de hiçbir topluluğa bir uyarıcı göndermedik ki, topluluğun zevku sefâya dalmış kesimi şöyle demiş olmasınlar: "Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz." Zuhruf:23

Ayet; uyarıcıların, kurulu veya süregelen düzenin karşısında konumlanmakta ve onu reddettiklerini gösteriyor. Bunun adı aynı zamanda adaleti gerçekleştirmektir; her şeyin/hükmün sahibinde/olması gereken yerde oluşu.

“Sizin O’nu bırakıp da ibadet ettikleriniz, ancak sizin ve babalarınızın koyduğu, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk/ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (12/Yûsuf 40)

“Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.” 3/109

İşte iyi olan budur, red ve iman bununla başlar ve bununla devam eder.

"Firavun'a git, çünkü o azmıştır." Taha:24

Peygamberlerin/uyarıcıların ve insanın misyonu temel olarak budur ve bu bilinç/iman, iyinin en sağlam tanımıdır. İyi; her şeyin olması gerektiği gibi ve olması gerektiği yerde/konumda olmasıdır/dengedir/adalettir.

İyiyi, tanımlamak, iyi eylemi ve projeyi tanımlamak, eylemin yolunu göstermek Onun sahibine aittir. Bu yetki, tek ilah/egemen/belirleyici/hüküm sahibi/yasa koyucu/yaratıcı/mülkün sahibi olana aittir, ondan başka ilah/ egemen/hükmeden/hedef gösteren/yasa koyan yoktur.

“Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?” 5/50

Kötülüğün küreselleştiği ve zihinleri işgal ettiği bir çağda yaşıyoruz. Bireyleşen/sekülerleşen/zayıflayan/modernleşen/ayartılan/yönlendirilen/imaj ve gösterişe dayalı yaşam tarzına alıştırılan ve değerlerden uzaklaşmış insan profilinin öne çıktığı rasyonalite ile karşı karşıyayız.

Bu köksüz tarzın, bu dünyevi kafayla, küresel kuşatmaya karşı bilinçlenme ve bu yönde harekete geçme olanakları oldukça kısıtlıdır.

Müslüman toplumların namazlı, abdestli yönetici ve elitlerinin, batının en sapkın projelerine teslim olmaları ve o projeleri toplumlarına yutturma çabaları, bu kuşatmanın boyutlarını açıkça göstermektedir.

Müslüman toplumlardaki ekonomik tarz ve göstergeler, en katı kapitalist ve emperyalist uygulamaların hakimiyeti ve acımasızlığını gözler önüne sermektedir.

Herkese ait olanın, adil paylaşımının yapılmamasının doğurduğu işsizlik, yoksulluk, açlık, işsizlik gibi sorunlara yol açtığı ve dayanılmaz boyutlara getirdiği tablonun adı kötülüktür.

Müslüman toplumlarda İslamcı burjuva sınıfının oluşması süreci bir musibete ve ifsada yol açmış, küresel sömürüye karşı direnme ruhunu zedelemiş hatta engellemiştir.

Müslüman toplumlar, bu kötülüğün, uygulamada olan sistemden kaynaklandığı bilincinden uzaktalar. Bunu, “iyi”leri yönetici seçmelerine rağmen değiştiremediklerini deneyimledikleri halde.

İslam, modern çağın, küresel hegemonik sistemin karşısındaki en yıkılmaz dirençtir.

Kötülük, sistemseldir. İyilik adalettir. İyilik ve adalet İslam’dır.

İnsanın görevi, sistemleşmiş kötülüğe, küresel hegemonik/kapitalist/emperyalist/seküler/ sömürücü egemen sisteme karşı bilinç/iman ve amel/eylemdir.

İnsanın, dünyaya gönderilişindeki misyonu, görevi, temel hedefi, özet olarak budur.

Bunun için; doymayan sermaye, şimdiki ve gelecek nesillerin haklarını ihlal eden, doğayı tahrif eden, toplumu ve nesli bozan, fıtrata karşı çıkan ve sermayeyi elinde bulunduran sistematiğe, üretim ve tüketimde kar/çıkar ve hazzı önceleyen anlayışa, başka toplumları/farklı olanları kıran, talan eden, işgal eden, savaş çıkaran, sapkın projeler dayatan küresel sisteme karşı bilinçlenmeye ve tavır geliştirmeye ihtiyacımız vardır.

Bunun anahtarı, Kitabı Kerim olan Kuran’dır.

“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de. Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” 2/285

Rabbim bizleri; uyanan, bilinçlenen ve direnenlerden/iyilerden kılsın.

Selam ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.