Bugüne kadar gelen valiler, Ankara’dan yönetilmenin veoradan mülki amir göndermenin ne kadar yanlış olduğunu iliklerimize kadarhissettirdi bize.

Kimi şivesi ile yabancı kaldı kimi şovmenliği ile gözümüzebattı kimi bizi basamak olarak kullanmak istediğini gözümüze soka sokagösterdi. Urfa’nın kolay bir şehir olmadığını biliyoruz ancak valilerden yanahiç yüzümüz gülmedi.

Sadece Muzaffer Dilek’ten efsane vali olarak bahsedilir.Onun da sebebi çok dürüst olmasıydı. Bana göre tek kusuru bürokratik ve resmiprosedürlere takık bir vali olmasıydı. Bir işletme açılışına hem de hafta sonuolduğu halde kravatsız geldiği için soruşturma başlattığı olmuştu.

Kısa bir süre valilik yapmasına rağmen Urfa’yı çözen üçvaliden birisiydi Muzaffer Dilek. Emekli olduktan sonra hala Urfa ileilgilendiğini, unutamadığını ve kulaklara küpe olacak bir diyalogunu biliyorum.Eskiden çalıştığı bir bürokratla telefonla konuşurken, o günlerde önemli görevegetirilen bir bürokratı çıkaramadığını ve nasıl birisi olduğunu sorar. Urfalıeski dostu da, çok iyi tanıdığı ve hassasiyetlerini bildiği Dilek’e, “hanifalanca gazeteci var ya onun çok iyi dostudur” der. Dilek de, “daha fazlaanlatmana gerek yok, anladım” diye karşılık verir ve Urfa adına üzüldüğünüekler. Yani herkesi tek tek bilmese de gazetecilerin ayarını ve hangisinin neolduğunu bilen birisiydi.

Dürüstlüğünün yanı sıra tüm emlak spekülatörlerine karşı dikdurup, onların ele geçirme hamlelerine karşı kurtarıp halka kazandırdığıprojelerden birisi Cumhuriyet Parkı’dır mesela. Urfa’yı çözen ikinci vali NuriOkutan’dı. Ama giderken çözmüştü, bu da onun işine yaramamıştı. Valiliktevedalaşma merasiminde “Ben Urfa’ya atandığımda daha kente gelmeden yaptığımaraştırmada kentin en önemli sorununun eğitim sorunu olduğunu tespit etmiş vegörev yaptığım süre içerisinde de hep bu yönde ağırlıklı olarak çalıştım”demişti.

Bu konuda yanıldığını sözlerine ekleyen Okutan, Urfa’nınasıl sorununun “birlik sorunu” olduğunu ve herkesin birbiriyle uğraştığını,şikayet ettiğini, muhalefet ettiğini söyledi. Aynı partinin, aynı aşiretinhatta aynı cemaatin bile başkasına gerek kalmadan kendi içinde birbiriniyediğini belirtti. Bu benim Urfa’ya dair unutamayacağım çok önemli bir nasihatoldu. Onun için üç-beş köşe yazımdan bir tanesinde birlik konusuna değinmedengeçemiyorum.

Şanlıurfa’nın kodlarını çözen diğer bir vali ise CelalettinGüvenç olmuştu. Tüm hassasiyetlerini, sinir uçlarını, bam telini en incedetayına kadar çözdü. Ancak bunu büyük oranda belediye başkanlığına geçiştekullandı. Bununla da kalmadı, kelle sayısına göre bazı aşiretlere birer meclisüyeliği, her arkasında dolaşan sivil toplum kuruluşuna bir daire başkanlığıverdi. Seçim öncesi yaptığı bu hamleyle tereyağından kıl çeker gibi belediyebaşkanlığına oturdu. Lakin Urfa’nın kodlarını çözmek belediye başkanlığında pekişe yaramamıştı. Rüzgara karşı daha fazla duramadı. Ama diğer valiler kadar dabahtsız çıkmadı. Büyükşehir Belediye Başkanlığı kendisini milletvekilliğinehatta İçişleri Komisyonu Başkanlığı’na kadar taşıdı. Oysa bugüne kadar İzzettinKüçük hariç hiçbiri bu kadar şanslı çıkmadı. Hemen hemen hepsi merkezealındı. 

Laf biraz uzadı. Asıl gelmek istediğim ve yazmak istediğimvali, Abdullah Erin. Atandığı ilk günden bu yana kendisine hiç yabancılıkçekmedik Urfa olarak. İçimizden birisi çünkü… En azından öyle hissediyoruz.Bizim kendisine kendisinin de bize yabancılık çekmemesi için birçok faktör var.Hem komşu şehir olan Mardinli hem Mardin’in yanı sıra Adıyaman’da görev yaptıhem herkesle ayrı ayrı anadillerinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça konuşabiliyor hemde Urfa’nın manevi önderi Seyda Şeyh İzzeddin Aksan’ın akrabası. Urfalılarınkanı Abdullah Vali’ye kısa zamanda ısındı.

Her valinin geride bıraktığı izlere benzerini Abdullah Erinde şimdiden bırakmaya başladı. Şanlıurfaspor’a kalıcı gelir olması için verilenakaryakıt ve otel ruhsatlı arsanın elden çıkarılmasını engellemesi 49 yılboyunca unutulmayacak güzel bir hamleydi. Eğitim, sanayi ve yardım konularındada geride unutulmayacak hizmetlere imza atmaya başladı. Suriyeliler konusundaise sadece Urfa’nın değil ülkenin karşılaştığı mülteci sorununu aşabilecekçözümleri olduğunu ve bunu uygulayabilecek basirette birisini olduğunubiliyorum. Tek bir sıkıntı var. O da köşe yazarlarının yazı yazmasına engelolacak genelgesi ve çıkışları. Bunun da sis dağıldıktan ve herkesi iyitanıdıktan sonra düzeleceğini tahmin ediyorum. Çünkü iyi niyetli…

Yazarlar konusunu biraz daha açmak gerekirse… Şanlıurfa’dahem gazetecilik yapılıp hem de kamuda çalışılmasından duyulan ciddi birrahatsızlık var. Her ortamda bunun dillendirilmesinden vali beyin de rahatsızolduğu açık. Bu nedenle memurların çalışma koşullarını düzenleyen 657’nin15’inci maddesine dayanarak kamu çalışanlarının demeç vermemesi yönünde genelgeyayınladı. Bu bazı yazarlar tarafından yanlış algılanıp yazı yazmamasına sebepoldu. Ama kamuoyunun rahatsız olduğu ve kamu çıkarlarını kendi menfaatleridoğrultusunda kullananlar yazı yazmaya ve televizyonlarda program yapmaya devametti. Gazetelerin belli bir denetimden geçtiğini ve savcılığın her günincelediğini göz önünde bulundurarak, eleştiri içerikli yazanlar geri çekildi;tabiri caizse dalkavukluk yapanlar başta televizyon programları olmak üzereyalakalıklarını sürdürdü.

Şanlıurfa’nın da yararına olmadı, yöneticilerin de.Yalakalık, yöneticilerin yanlışı varsa daha artmasına sebep olduğu gibikamuoyunun da beklentilerinin boşa çıkmasına neden olmaktadır. Biraz daha açmakgerekirse eleştiriler yapıldığı ve karşı tarafta etki bulduğu sürece daha iyibir yönetim şekli ortaya çıkar, kimse sıkıntı yaşamaz, aksaklıklar daha büyükpatlaklıklar vermeden önlenir. Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu göstermekise daha büyük sorunları doğurur. Yanlış yaptığı için uyarılmayan yöneticininbu sorunların altında kalmasına neden olur.

“Allah, Müslümanların başına yönetici tayin ettiği bir kimseiçin hayır murat ederse, ona salih/dürüst bir vezir (yardımcı-danışman) verirki, unuttuklarını ona hatırlatır, hatırladığında (bildiği şeyleri yapmakistediğinde) ise ona yardımcı olur. Şayet Allah o yöneticiye bundan başkasını(kötülüğü) murat ederse, ona öyle kötü bir vezir (danışman) verir ki,unuttuklarını ona hatırlatmaz, hatırında tuttuğu işler konusunda (bildiğişeyleri yapmak istediğinde) ise, ona yardımcı olmaz.” şeklindeki Hadis-iŞerif’ten de anlaşılacağı üzere kendilerine hakikat tavsiyesinde bulunulanidareciler şanslı kimselerdir. İster maaşlı danışmanlar olsun ister siviltoplum kuruluşları olsun isterse gazeteciler olsun, söylediğine bakılmalı.Ölçümüz, kriterlerimiz, hassasiyetlerimiz ve ortak paydalarımız belli veaynıdır. Kastımız elbette eleştirilerdir. Hakaretler veya iftiralar değildir.Buna tevessül eden kimse varsa bunun da yolu bellidir, yargıya başvurulur.

Ben Vali Abdullah Erin’i Allah için seviyorum, kişiselhiçbir talebim ve işim olmaz. Onun için yanlış anlaşılmasını, buradangittiğinde kötü anılmasını istemem. Yapacağı güzel işlerin çok olacağınainanıyorum ama yazarları susturan birisi olarak da hatırlanmasını istemiyorum.Yardımcılarına, kamu imkanlarını kullanarak gazetecilik ve televizyonprogramcılığı yapanlar hakkında yasal çerçeve içerisinde kalarak çalışmayapmaları talimatı verdiğini biliyorum. Yine endişemi belirtmeliyim ki korkarımki, kamuoyunun rahatsız olduğu ve gazeteciliği veya televizyon programcılığınısilah olarak kullananlar yerine topluma faydalı insanlara engel olunsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.