İntihar, bir insanın kendi canına kıyarak kendini öldürmesi ve böylece hayatına son vermesidir. Kâinatta en önemli hakikat hayattır. Hayat olmasaydı ne kâinat bilinirdi ne de Allah. Bu sebeple İnsanın en değerli varlığı hayatıdır.

İnsanin dışındaki canlılar hayatlarını, Yüce Allah'ın, onları yaratırken verdiği ilham ve fıtri kanunlarla korur ve devam ettirirler. Başka bir ifade ile İnsan dışındaki canlılar, kendilerini ve yavrularını nasıl besleyeceklerini, tehlikelerden nasıl kuruyacaklarını, yuvalarını nasıl yapacaklarını,  rızıklarını nasıl elde edip toplayacaklarını ve saklayacaklarını yaratılışla birlikte Yüce Allah tarafından beyinlerinde programlanmıştır, o programa göre hareket ederler ve hayatlarını ve geleceklerini düzenleme ve geliştirme akılları ve düşünceleri yoktur.

Tıpkı bir çamaşır makinesinin, hangi çeşit çamaşırları nasıl yıkayacağı, nasıl sıkıp kurutacağı, suyu nasıl ve ne kadar alıp ısıtacağı, ustası tarafından programlandığı gibi Hayvanlardaki ve fıtri sevk ve idarelerine akl-i maaş (yaşama bilinci) de denilmektedir.

İnsan ise, diğer canlılardan aynı olarak, akıl ve düşünce ile donatılmıştır. Bu akil sadece dünya hayatı için değil, ölümden sonraki ahiret hayatının kazanılması ve korunması için de verilmiştir. Bu sebeple insan aklına akl-i mead (geleceği düşünen akıl) diye isimlendirilir. Başka bir ifade ile insan, hem dünya hayatının hem de ahret hayatını düzenleme, kazanma ve koruma programlarını kendisi yapar. Bu programı da Allah'ın koyduğu ve Resulünün uygulamasını sünnetiyle gösterdiği usul ve kurallar çerçevesinde yapmak zorundadır. Böylece insan, bu aklı sayesinde, Allah'ın halifesi ve kâinatın yöneticisi makamında olduğunu ispatlamış olur.

"Hayat bu kadar önemli ve insan da bu kadar akıllı olduğuna göre, nasıl intiharla hayatına son verebiliyor? Sorusu her zaman insanin kafasını kurcalamıştır. İntihar için çeşitli sebepler zikredilebilir. Ancak kanaatimizce en makulü, İntihar eden kişinin iman zayıflığı, akli ve ruhi bunalım içine girdiğidir. Ahrete inancı zayıf olduğundan, sıkıntılara karşı sabır ve metaneti de zayıf kalır ve hayatta karşılaştığı bazı sıkıntılara tahammül edemediğinden acizliğini nefsine yediremeyerek bir anda boş bulunur ve hayatına son verir. Genelde intihara teşebbüs eden kişi, teşebbüsten sonra pişman olur, hayatın ne kadar tatlı olduğunu anlar lakin iş işten geçmiş olur ve dönüşü imkânsız hale gelir.

Bu nedenle İslam hukukuna göre, intihar katilden (adam öldürmekten) daha ağır bir günah kabul edilir. Hâlbuki ilk akla gelen şey, intiharın katilden daha hafif olması gerektiğidir. Çünkü intihar eden adam, kimseye zarar vermemiş sadece kendisine zarar vermiş, kendi hayatına son vermiştir. Ancak mesele derinlemesine incelendiğinde intiharın çok daha kötü olduğu anlaşılır. Şöyle

Başkası tarafından öldürülen kişi (maktul) zulmen öldürülmüş ise, manevi şehit hükmündedir. Öldüren katil de tövbe ederek nefsini ıslah etmek suretiyle günahlarına kefaret bulmuş olabilir. İntihar ise bu iki imkândan da mahrumdur. Çünkü maktul katilin kendisi olduğu için şehitlikten mahrumdur. Kendini öldüren katil ölü olduğu için günahından tövbe etmesi de söz konusu olamamaktadır. İntiharın ağır bir günah olduğunu ifade etmek için bir kısım İslam hukukçuları. İntihar edenin cenaze namazının dahi kılınamayacağına hükmedebilmişlerdir.

(Dr. Ahmet Yılmaz Hoca'nın notlarından derlenmiştir. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın)

Afiyette kalın

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.