Bir kavramı ve ya bir olguyu araştırmak bilimsel anlamıyla irdelemek, onu bilgi külliyatı bağlamında derinlemesine analiz etmek demektir. Bazı kavramlar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Bir kavram dile getirildiğinde o kavramın çağrışım yaptığı birçok kavram zihinde canlanabilir.  Kimliğin inşa sürecinde insanın şehirle olan bağlantısı da bu şekildedir.  Şehir kimliği hakkında yapılan açıklamalara bakıldığında, nasıl ki her insanın kendine ait özellikleri, kimliği ve kişiliği varsa şehirlerin de kendine ait kimlik ve kişiliği vardır. Çünkü şehir içinde yaşayan insanlarla hayat bulmakta, onların dil ve eylem pratiğiyle kendi kimliğini oluşturmaktadır.

Bir şehrin kimliği; tarihi, kültürü, coğrafyası, jeopolitik konumu, mimarisi, dini yapısı, yaşam biçimi, dünya görüşü, bağrından çıkardığı uygarlıklar, bu uygarlıklara başkentlik yapıp yapmadığı,           başka kültürlerle münasebetleri geçirdiği işgaller vb. birçok etkene göre değişebilmekte ve böylece kendine özgü özellikler kazanmaktadır.                     

Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin çağlar öncesinden günümüzü aydınlatan ifadesiyle dikkatlerinizi konuya çekmek istiyorum.

''İnsan, şehri inşa ederken, aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur.''

Bu anlamda insanın çocukluğunun geçtiği sokaklar, parklar,evler vb. mekânlar aslında onun kendisini inşa ettiği yerlerdir. İnsanın fikir dünyasının şekillenmesinde yaşadığı şehrin katkısı yadsınamaz bir gerçektir.

Her şehir toplumun hafızasında farklı özellikleriyle yer edinir. O özellik şehri diğer şehirlerden ayrı kılar. Örneğin,  UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve dünyanın en eski yerleşim yerlerinden Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde bulunan kümbet evler yöreye özgü mimari yapıya sahiptir. Farklı bir mimari yapı yerli ve yapancı turistlerin ilgi odağı haline gelmektedir. Bu açıdan şehir ve insan birbirini tamamlayan ve biri olmadan diğerinin varlığı söz konu değildir.

Bu bağlamda, şehirlerimiz insan faktörüyle ve kadim geçmişiyle daha manalı mekânlar haline gelecek ve kendine has bir kimlik bulacaklardır. Bu açıdan bakıldığında her şehrin, o şehri uygarlıklar ailesine taşıyan öz kültürlerini geçmişten geleceğe taşıyan değerleri vardır.

 Sonuç itibariyle Şanlıurfa denildiğinde;Çiğ Köfte, Göbekli Tepe, İslam Tarihinin İlk Üniversitesi, Halfeti, Harran Şehri, Kuzu Ciğer, İsot, Balıklı Göl, Mozaikler, Yöresel Kıyafetler, Peygamberler şehri olması ve daha niceleri…

Sağlıcakla, hoşça kalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Umut yılmaz 4 hafta önce

Şehirler'in inşası gibi beyinlerinde inşası vardır .insanlar binaları kat kat dizer ama bilgilerini kat kat artıramazlar

banner8

banner6