Sosyal hayatın önemli unsurlarından biri komşuluktur. Toplumda huzur ve mutluluğun sağlanmasında komşuların birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmeleri, karşılıklı sevgi, saygı ve dayanışma içinde bulunmaları, incitici her türlü tutumdan kaçınmaları büyük bir zorunluluktur. Komşuların birbirleriyle iyi geçinmeleri ve huzur içinde yaşamaları aile huzuru kadar önemlidir. Bu itibarla Kur’an’da açıkça söz konusu edilen ve iyilik yapılması istenen sınıflardan biri komşudur. İki tür komşuya dikkat çekilerek şöyle buyrulmuştur: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşuya, akraba olmayan komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa,36)

Birçok ayette olduğu gibi bu ayette de manidar bir sıralamayla insandan istenen görevler özetlenmiştir. Herkese düşen öncelikli görev, Allah’a ibadet etmek ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamaktır. İyilik edilmeye en öncelikli hak ana-babanın sonra da akrabalarındır. Arkasından, uzakta da olsalar yetim ve yoksullar gelir. Çünkü muhtaçlık yönüyle bunlar komşudan daha önceliklidir. Peşinden akraba olan ve akraba olmayan komşu gelmektedir. Ayette, iyilik etme sıralamasında gerek “akraba komşular”, gerekse de “yabancı komşular”, “yakın arkadaşlar”ın önüne geçirilmiştir. Çünkü insan komşusuyla sık sık yüzyüze gelir, birçok yönden birbirlerine ihtiyaçları olur. Yardım gerektiren herhangi bir olumsuzluk sırasında imdada yetişecek olan arkadaş değil, komşudur. Uzaktaki akraba yetişemeden komşu yetişir. Arkasından sıra yolda kalmış iyiliğe muhtaç olan yolcuya gelir ki bu da sıkça yaşanan bir durum olmadığından sıralaması sonlardadır. Sonra da çeşitli vesilelerle başkaların eline düşen köleler belirtilmiştir. Son olarak da, “Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” cümlesiyle, iyiliğin sınırını ve mahiyetini açıklamaktadır. Yaptıkları iyilikleri başa kakan kibirli ve kendini beğenmişlerin iyilik yapmış sayılmayacağını, Allah’ın sevmedikleri gruba girmiş olacaklarını bildirerek uyarmıştır. 

Sosyal hayatta önemli bir unsur olan ve huzur ve düzenin sağlanmasında etkin rolü bulunan akrabalığa büyük değer veren İslamiyet, komşuluğu da bir nevi akraba durumuna getirmiştir. Peygamber (ASV): "Cibril (AS) bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, nerede ise komşuyu komşuya varis kılacak zannettim.”(Buhari, Edep. 28.) hadisiyle buna işaret etmiştir.Yine buyuruyor ki:

Komşularla iyi ilişkiler içinde bulunmak, her türlü incitici tutum ve davranışlardan kaçınma konusunda çok hadis varid olmuştur. Örneğin: “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez” (Müslim, İman, 73.);“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna eziyet etmesin, iyilik yapsın.” (Müslim, İman, 74.) buyurarak bir nevi komşu dokunulmazlığı hükmünü getirmiştir.

Ancak ne yazık ki günümüzde İslam coğrafyasını büyük ölçüde istila eden Avrupa’nın “mim”siz medeniyetinin etkisiyle, komşuluk ilişkilerinin hayli zayıflamış, İslam kültüründeki komşuluk ilişkileri zedelenmiştir. Bununla da kalmamış, nüfusun alabildiğince arttığı şehirlerde, sıkışık yapılar ve apartman hayatı nedeniyle, eskiye oranla komşuya eziyet alanı hayli genişlemiştir. Bunun sonucunda İslam’ın “komşuya eziyet” yasağına hiç de uyulmadığını görüyoruz.

Elbette zorunlu ve istek dışı bazı rahatsızlıklarda komşular birbirlerine tahammül etmelidir. Ancak hadislerde “eziyet” olarak nitelendirilen rahatsızlıklar farklıdır ve önlenebilen durumlardır.  Gürültü, halı ve sofra silkeleme, binadaki düzen ve ittifaka uymayıp sorun çıkarma, çocuklarına sahip çıkmayarak çeşitli rahatsızlıklara sebep olma gibi eziyetler komşuya yaşatılmaktadır. Müslümanların bu konularda dikkatli olmaları, komşuya eziyet vermekten sakınmaları gerekir. Bundaki temel ölçü, “kendi için istediğini komşusu için de istemek; kendi için istemediğini komşusu için de istememek” şeklinde özetlenebilir. Gerçi İslam kültürünün komşulukla ilgili bazı güzellikleri devam etmektedir ama unutulmamalıdır ki komşuya eziyet etmek, iyilikleri yok edebilir. Kandil gecelerinde komşulara dağıtılan yağlı ekmek diğer günlerde verilen eziyetin günahını kaldırmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

şehirler arası nakliyat

orjinal lida zayıflama hapı