O yıl, başarılı ve şöhretli yazarın başından kötü şeyler geçmişti.Yaşadığı acı hadiseler yüzünden oldukça karamsar olmuştu. Hep düşünceli ve yalnız kalmak istiyordu. Bir gün odasına çekildi ve bir kâğıda şunları yazdı:

            “Ah, şu geçen yıl ah! Böbrek ameliyatı oldum ve üç ay yatağa mahkûm kaldım. Bu sebeple, 30 yıldır çalıştığım yayın evi ile sözleşmemi bozdum. Bu halimle yaşlılığın sınırı olan 60. Yaşıma da girdim. Tam bu sırada babam vefat etti. Ardından oğlum, geçirdiği trafik kazası yüzünden üç ay boyunca tıp eğitimine ara verdi. Ne kötü bir yıl geçirdim be!”

            Onu izleyen karısı, kâğıda yazdıklarını okuyunca, kalemi eline aldı ve bir kâğıda bazı şeyler yazıp kocasının önüne koydu. Dalgın olan kocası başını çevirdiğinde kâğıdı gördü. İçinde şunlar yazılmıştı: “Geçen yıl, yıllarca seni eziyet içinde yaşatan böbrek hastalığından şifa buldun. Böylece sıhhatli bir şekilde altmışıncı yaşına girmiş oldun.Yayıneviyle sözleşmeyi bozup emekli oldun ve telif için daha fazla zaman buldun. Yazacağın yeni kitaplar, başka yayınevleri tarafından bastırılacaktır.Baban, kimseye yük olmadan tam Seksen beş yıl yaşadı ve gözü arkada kalmadan ruhunu Rahmana teslim etti. Oğlunun karıştığı kazada ölenler vardı ve senin oğlun muhakkak bir ölümden kurtuldu.

Aman Allah’ım! Ne kadar da güzel bir yıl geçirmişiz!”

            2020 yılı için belki böyle dememiz çok zor olabilir ama yine de her şerde bir hayır vardır düsturu ile hareket etmekte fayda  vardır. Geçen gün Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ile Diyanet işleri başkanlığının birlikte düzenledikleri "Olağanüstü durumlarda Manevi Danışmanlık ve Rehberlik" sempozyumunun açılış programına katıldım. Açılış programında Üsküdar üniversitesi rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan hoca konuştu. Korona salgını sürecinde bir çok olumsuzluklar yaşadığımızı anlattı. Şöyle dedi Nevzat Tarhan Hoca:

            "Bedeni ve ruhi düzenimiz bozuldu ama kendimizi ve aile bağlarımızı geliştirebilmek için çok zamanımız oldu. Özgürlüğümüz kısıtlandı ama, doyum erteleme becerimiz gelişti. Az ve hız odaklı yaşamımız kısıtlandı ama yeni ilgi alanları keşfedebildik. Bazı haklarımızı kullanamadık ama başkalarının haklarının farkına varabildik.Tabiata çok hoyratça davrandığımızın farkına varabildik. Zira biz evlere mahkum olup çıkamadığımız zamanlarda yunus balıkları Haliç'e kadar gelebildiler" Dedi.

            Ayrıca ve bence en önemlisi de, bu süreçte İslam inancının ve  imanın ne büyük bir nimet olduğunun ayrıca farkına vardık. Zira yine Tarhan hocanın anlattığına göre;

 Almanya'da yaşayan yetmiş yaşlarında karı koca evlerinde gazı açarak intihar etmişler. Geride bıraktıkları mektupta "dört aydır kapımızı çalan olmadı artık dayanamıyoruz" diye yazdıkları ortaya ortaya çıktı. Batıda bunun gibi vakaların bir hayli fazlalaştığını biliyoruz.

             Merhum Akif Ersoy ne güzel demiş.

             “İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür…

            İmansız olan paslı yürek sinede yüktür”

Nevzat Tarhan, konuşmasının sonuç bölümünde de şunları söyledi:

"Bu salgın bazı özelliğimizi bozdu ama bize bazı değerli hediyeler de getirdi.

1-Psikolojik iyi oluşumuz bozuldu

2-Özgürlüğümüz kısıtlandı

3-Bedeni rahatımız bozuldu

4-Sosyal ilişkilerimiz bozuldu

5-Ölümün bize ne kadar yakın olduğunun hissettik.

Hediyeler ise:

1-Serbest zamanımız oldu(Kendimize ve ailemize zaman ayırabildik)

2-Psikolojik dayanıklılık ve sağlamlık eğitimi olan Sabırlı olmayı öğrendik

3-Terk ettiğimiz insani ve evrensel değerlerimizi elde etmek için bir fırsat doğmuş oldu"

Afiyette Kalın

[email protected]


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.