UA-89691712-1
Öne Çıkanlar belediye Yapıcıer Dijital emeklilik nihat kılıç

Sanata bir de buradan bakın: San-artt!

Şanlıurfa, Türkiye’nin en önemli kültür ve sanat merkezlerinin başında geliyor. Hem tarihi değerleri hem de kültürel değerleri ile dikkat çeken Şanlıurfa’da sanatsal faaliyetler konusunda sıkıntılar yaşansa da, kent bu özelliğini devam ettiriyor.

Her adımında sanattan birer parça bulunan kentte, bazı önemli değerler de adeta gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Bu önemli değerlerden biri de aslen Mardinli olan ama yaşantısına Şanlıurfa’da devam eden Ressam Vahap Aydoğan.

SÜRREALİST ÇALIŞMALAR YAPIYOR

Uzun yıllardan bu yana resim sanatı ile uğraşan ve eserlerinde insanların yaşanmışlıklarını, hatıralarını, anılarını, acılarını, yokluklarını ve sevgilerini farklı bir yaklaşımla anlatan Ressam Aydoğan, yaptığı sürrealist çalışmalarla dikkat çekiyor.

Her eserinde farklı materyaller kullanan ressam, bu şekilde insanların resimlerde kendilerinden birer parça görmesini, yaşanmışlıklara dokunmasını sağlıyor.

Ajans Urfa’ya konuşan Ressam Vahap Aydoğan yaptığı çalışmalar ve kendisi ile ilgi bilgiler verirken, Şanlıurfa’da özellikle Göbeklitepe’de sergi açmak istediğini söyledi.

AYDOĞAN: SENTEZ OLUŞTURDUM

Kendisinin resim sanatına bakışının her zaman farklı olduğunu ileten Aydoğan, “Benim şimdiki resim sanatına bakış açım hep farklıydı. Tek düze bir resim çizme tarzım olmadı. Küçük yaşlarda bile hep varlıkların ait olduğu mekanların dışında çizimlerim oldu. Aslında resim tarz olarak Sürrealist resimlerdi. Fakat bunun bir sanat akımı olduğunu sonradan öğrendim. Çalışmalarıyla bana ışık tutan Joan Miro'nun sanat anlayışını İspanya’dan, kadim Anadolu ve Mezopotamya’nın sanatıyla sentez oluşturmak bana büyük bir güç veriyordu. Genel anlamda evrensel çizgilerle yerel çizgileri birleştirip bir sentez oluşturdum” dedi.

‘HAYATA DAİR GERÇEĞE DAİR VAR OLAN DEĞERLERİ TABLOLARIMLA BULUŞTURDUM’

Resimlerinde gerçek materyalleri kullandığını, bununla da hayata dair gerçekleri tablolarında buluşturduğunu belirten Ressam Vahap Aydoğan, “Özellikle gerçek materyalleri resimle birleştirmeye çalıştım. Harran’da çalışan işçilerin pamuk çuvallarını, yan tarafımdaki inşaatta çalışan çocuk işçilerin paslanmış eğritmiş çivilerini, bir eskicinin sattığı kullanılmış eşyalar demir parçacıklarını, bir annenin başına bağladığı oyalı yazmayı, bir emek işçisinin kullandığı halatlar iplerini tablolarımda somut bir şekilde yapıştırarak kullandım. Ben sanattan hiç anlamayan bir bireyin bile o pamuk çuvalını gördüğünde, o topladığı pamuk aklına gelsin istiyorum. İnşaatta çalışan bir çocuk işçisinin elindeki o çiviyi alı kullanmak sizi inanılmaz motive ediyor. Annemin başındaki oyalı yazmayı alıp tabloma koyduğum zaman bütün anneler oradan bir şeyler alabilir. Hayata dair gerçeğe dair var olan değerleri tablolarımla buluşturdum. Kullanılmış çuval, ipler, çiviler, oyalı yazmalar. Toplumun gerçek kesitleri değerleriydi. Bundan dolayı duyguyu bir tabloda yaşatmak bu kadar somut ve içten olamazdı, insanların tablolara bakınca kendinden izler bulmaları, geçmiş yaşantılarına ya da şimdiki yaşantılarından izler yakalamaları benimde gerçek hayattan beslenmemi sağlıyordu. Tablolarda Bir annenin oyalı yazma görmesi, bir mevsimlik işçinin pamuk çuvalını görmesi. Bir inşaat emekçisinin kırık çiviler görmesi kendilerini bu sanat tarzına resimlerime yakın hissetmelerini sağlıyordu” sözlerine yer verdi.

‘GÖBEKLİTEPE’DE SERGİ AÇMAK İSTİYORUM’

Açık alanda yapılan sergilerin her kesime ulaştığını söyleyen Aydoğan, Göbeklitepe’de sergi açmak istediğini dile getirdiği konuşmasında, “Bugüne kadar insanlar sergi açmışlar, duygularını düşüncelerini ifade etmişler. Ben sanatı 4 duvar arasında açmayı hiç düşünmem. Bizi ziyaret edenler kimler, açık yüreklilikle söyleyeyim; simit satan çocuklar, tartı elinde olan çocuklar. Kapalı alanda giden insanlar bir elin parmağı kadardır. Bana izin verildiği takdirde UNESCO tarafından korunma altına alınan Göbeklitepe'de sergi açmak istiyorum. Göbeklitepe'yi inşa eden adam zaten inşa etmiş. Ben Göbeklitepe'ye gidince manevi bir ruh yansıtmak istiyorum. Onun replikaları bile sergileniyor, ben aynısını çizmem. Ama oradaki motifleri konuşturabilirsin, canlandırabilirsin” ifadelerini kullandı. 

‘HER RESMİM BİR İNSANIN HAYAT HİKAYESİDİR’

Yaptığı tüm resimlerin bir hikayesinin olduğunu hatırlatan Vahap Aydoğan, “Ben sürrealist bir ressamım. Balıklıgöl taşlarının hissiyatını insanlara vermek istiyorum, aynısını değil. Ben sizin portrenizi ele alayım, sizin aynınızı çizeyim. Bunu yapan, çeken zaten fotoğraf makinesi var. Ben sizi ifade edebilecek şekilde çizmek istiyorum, sizin ruh halinizi, yaşanmışlıklarınızı. Benim yaptığım bütün resimler şahsa özel resimlerdir. Bir insanın hayat hikayesidir, bir bireyi tasvir ediyorum” dedi.

‘PROJEKSİYON GÖREVİ GÖRMEK İSTEMİYORUM’

Var olan bir şeyi çizmenin bir anlamı olmadığını, insanların zaten fotoğraf makinesi ile bu işi yaptığının altını çizen Aydoğan, “Ben bir resme başlarken ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Doğaçlama başlıyorum, bir zamanı yok. Bazen kahvemi yudumluyorum sabah olmuş, hiç farkına varamıyorsun. Kendinizi gerçekten onun içinde hissediyorsunuz. Ben hiçbir zaman şunu yapayım demiyorum. Malzemelerim var, ip var, çuval var. Hep dalga geçilir, bilinçaltında bir şey mi var diye. Benim bilinçaltım yaşadıklarım, inandıklarımdır. Bir şarkının sözlerini nasıl yazabiliyorsanız, bir edebiyatçı şiiri nasıl yazabiliyorsa bu da öyle bir şey. Ben projeksiyon görevi görmek istemiyorum, var olan bir şeyi çizmemin bir anlamı yok. İnsanlar zaten fotoğraf makinesini yarattı” diye konuştu.

‘KİMLİĞİMİN ESERLERİMİN ÖNÜNE GEÇMESİNİ İSTEMEDİM’

Ressam Vahap Aydoğan kendi kimliğinin eserlerinin önüne geçmemesi adına özen gösterdiğini belirterek, “Kendim Türkiye’nin birçok şehrinde Şırnak, İstanbul, Mardin, İzmir, Ağrı Şanlıurfa başta olmak üzere kişisel ve karma resim sergileri açtım. Benim için en kalıcı ve zorluklarla dolu olan 2003 yılında Nusaybin’de Suriye sınır tellerine yakın bir yerde sergi açmam oldu. Büyük bir deneyimdi. Karma resim sergilerinde ismimi hiç kullanmadım. Kimliğimin ismimin yaptığım resimlerin önüne geçmesini istemedim. Hatta @san_artt sayfamda bile ismim kimliğim fotoğrafım hiç olmadı sadece çalışmalarım tablolarım oldu. Bir gün ben değil eserlerimin konuşulmasını tartışılmasını istediğimden dolayı kendimi çok yansıtmak istemedim” dedi.

‘GÜZEL SANATLAR LİSELERİNİN SAYISI ARTMASI’

Son olarak güzel sanatlar liselerinin sayısının artması gerektiğine değinen Ressam Vahap Aydoğan, “Şuan birçok sanat atölyesinde plastik sanatların farklı sanat dallarıyla uğraşıyor aynı zamanda akademik olarak dersler veriyorum. Sosyal sorumluluk olarak birçok projede yer alıyorum. Türkiye’nin birçok yerinde sanatsal ve kültürel değerlere gebe olan çocuk ve gençlerimizin daha iyi keşfedilmesi için güzel sanatlar liselerinin her ilde birden fazla olması gerektiği inancını taşıyorum” diyerek sözlerine son verdi.

ESERLERİ YURT DIŞINDA DA RAĞBET GÖRÜYOR

Eserleri yurt dışında da rağbet gören Aydoğan'ın bazı resimleri Almanya, İsviçre gibi farklı Avrupa ülkelerine de gönderiliyor.

Mustafa PAYIK-ÖZEL HABER/İPEKYOL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.