Batının, özellikle ABD ve İngiltere’nin, İsrail içinyapmayacağı şey yoktur.

Onların İsrail için düşündükleri; İsrail’in ‘güvenlik’içinde var olması, bunun için de İsrai’in düşmansızlaştırılması, bölgeninİsrail’e teslim olması hatta emrine amade olmasıdır.

Bu, reel politik açıdan, insani açıdan, tarihi gerçeklikaçısından mümkün mü? Mümkün görünmüyor ama hedef bu.

Filistinlilerin büyük umut bağladığı FKÖ’nün, yıllariçerisinde etkisizleştirilmesi, ardından El-Fetih’in de benzer bir kaderipaylaşmasından sonra ortaya çıkan, seçimleri kazanıp Gazze’de yönetimin başınageçen, Gazze’ye yapılan saldırıda başarılı bir sınav veren Hamas’ın,etkisizleştirilmesi için küresel düzeyde uygulanan plan, asla aksatılmadı.

İsrail’e karşı direnmenin mümkün olmayacağı fikrininsabitleştirilmesi istenmekteydi. İsrail’i tanıma, ona teslim olma istenmekte.

Taktik hep aynıydı. Direnen gruplarla, teslim olmuş gruplarıbirbirine düşürme- bu iç çatışmalar bazen kanlı olmuştu…-, direnen gruplardandolayı baskıyı artırma, direnen grupları terörist ilan ederek halkı onlardanuzaklaştırma, “Müslüman” ülkelerin bunlar üzerinde 'dostane' baskı kurmasınısağlama vs.

Sisi darbesini destekleyen Suudi’nin, Filistin’e maddiyardımı kesmesi, Suudi yazar ve politikacıların, Hamas’ın, İsrail’e karşıdirenmesinin Filistin’e zarar verdiğini içeren yazı ve açıklamaları, Mısır’dakidarbeden sonra, Filistin’in nefes aldığı tünellere karşı etkili operasyonlaryapılması, İhvan'ın, terörist olarak kabul edilmesi, Yemen'e saldırılması,Bahreyn'e müdahale edilmesi, baskıların artması, Suudi'deki idamlar, Suriye'deçıkarılan savaş, Türkiye-İsrail ilişkilerinin iyi olduğunun alenileşmesi…

Tüm bunlar birbirinden kopuk gibi görünse de, aynı planınparçalarıydı. Plan açık: Bölgede İsrail’e muhalefet eden devlet veya örgütkalmayacak, kalanlarla da savaşılacak.

Bu konuda, küresel aktörlerden rol/görev alan bölge ülkeleriçok. Çaba ve etki olarak, bunların başında iki ülke geliyor: Türkiye ve SuudiArabistan.

Hamas’ı dize getirme planı, Suriye savaşı öncesine kadaruzanıyor.

İşin bölgesel boyutunda, Hamas’ı direniş çizgisinden, Suriyeve İran’dan koparmak, ardından kimyasını bozarak, diz çöktürmeye zorlamakvardı. "Böylece Gazze’ye baskı hafifletilecek, yardımların artması içinİsrail’den izin çıkabilecekti."

O dönemde, sadece Suriye’nin ikna edilmesi değil; Hamas’ınSuriye’den çıkarılarak Katar’a getirilmesi, İran’ın etkisinden uzaklaştırılmasısüreçlerinde de Türkiye’nin büyük çabaları olmuştu. Hamas, o yıllarda, Suriye'de yanlış bir duruş sergilemiş; sonradan hatasını anlayarak üzgün olduğunubelirtmişti.

Sonunda, bölge ülkeleri, direnen Müslümanların düşman;İsrail’in ise dost olduğu tezini açıkça dillendirmeleri ve bu doğrultuda,ambargolar, tatbikatlar ve savaşlarla politikalarını netleştirdiler ve budoğrultuda, aynı pozisyona evrilip, aynı safta dizildiler.

Hamas’ın kırk iki maddelik son siyaset vizyon belgesinindetaylarını herkes bilmekte. Buna uzunca değinmeyeceğim. Bu konuda Selim Sezerve Abdulbari Atvani' n yazılarına bakmakta yarar görüyorum.

Bu belge ile ilgili tartışmalar devam edecek ve somutuygulamalara bakılarak daha sağlıklı değerlendirmelere ulaşılacaktır. Şimdilikkesin sonuçlar irad etme yanlısı değilim.

Bu değişikliğin nedeni; köşeye sıkıştırılan ve kendisineyapılan uzun süreçli operasyonların sonunda, geldiği noktada attığı bir adım.Bir kaçış, bir tedbir. Teslim olmamış görüntüsü altında bir teslimiyetolabilir.

Bu belge, muğlak ve çelişkilerle dolu. İki yönlü, Her ikianlama gelebilecek ifadeler dikkatle hazırlanmış. Nihai hedef mi yoksakonjonktürel bir adımı mı ifade ettiği yoruma açık bırakılmış.

Ancak, bize ne olduğunu bilen, zaten biliyor."Dw.com" adlı haber sitesinde geçen,

“Hamas bu rota değişikliği ile Filistin Özerk YönetimiBaşkanı Mahmud Abbas liderliğindeki El Fetih hareketinin çizgisineyakınlaşıyor. El Fetih sözcüsü de Hamas’ın açıkladığı belgenin kendilerinin1988’den beri savunduğu çizgiye benzediğini kaydetti ve “30 yıl boyunca bizi bupolitika yüzünden ihanet ile suçlayan Hamas’ın bizden özür dilemesi gerek”Şeklindeki ifade, durumun vahametini ortaya koymaktadır.

Son Münih Güvenlik Toplantısında, ABD ve İsrail bakanları,ardından Suudi bakanların İran’a ve direniş çizgisine karşı neredeyse kelimekelimesine aynı olan ve İran ve direnen müslümanları hedef tahtasına koyanaçıklamalar yapması, müslümanlara bir mesaj olarak; bombaların anası adında birbombanın ABD tarafından Afganistan’a atılması, Türkiye' nin İran' a sertmesajlar içeren açıklamaları, İhvan ve Hamas’ın bölge ülkelerince de teröristolarak ilan edilmesine yönelik sürecin hızlanması, yaklaşmakta olan, direnişeyönelik kapsamlı savaş hazırlıkları ve tatbikatlar, Filistin, Lübnan, Suriyeekseninde geliştirilmesi düşünülen/planlanan çatışmaların yaklaştığıizleniminin doğduğu bir konjonktürde/atmosferde, Hamas’ın attığı bu adımı, iyiokumamız/doğru değerlendirmemiz daha da önem kazanmaktadır.

Ancak, bu sürecin, gerçekten böyle bir adımı gerektiripgerektirmediği; bu adımın bir yararı olup olmayacağı tartışmalı. Geçmişdeneyimler, bu adımın zararlı sonuçlar doğuracağına dair ihtimallerin dahakuvvetli olduğunu göstermekte.

Esas tehlike bu adım veya bu belgenin içeriği de değil. Esastehlike, ABD ve İsrail’in Filistin halkının acılarını görebileceğine ve buyönde adım atabileceklerine inanmak ve bu yönde çaba talep etmektir ki, bu da zillete kadar gider.

Bu vizyon belgesinden dolayı, Filistin halkına ve direnişedüşman olmak asla doğru bir yaklaşım olmaz.

Bu aşamada bile, onların direnmeye devam etmeleri için daimayanlarında olmaya, direniş çizgisinden ayrılıp zillete teslim olmamalarıyönünde kalbi niyetlerimizi ve çabalarımızı deklere etmeye devam etmekten başkaçaremiz olmadığını belirtmek isterim.

Rabbim, Mazlumlarla olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner8

banner6