Şehir denen şey Müslümandır...
Şehir akitler ve hukuklar tahakküm etmenin alanıdır.

'Bana yaptığın kendine yaptığındır.' diyen adamların dirlik kurduğu bir vatandır.
Öyle bir bina yap ki güneşimin önünde gölge etmesin;
öyle bir yol yap ki karıncaların rızık yürüyüşleri üzerinde meşin ökçe olmayayım;
öyle bir pazar kur ki sattığım mal işsiz bırakmasın seni;
anasından hür doğmuş adamı maraba kılmasın dünyayı yese doymaz obura.
Öyle bir akit ki, benim menfaatim senin rezilliğin olmasın, diyenlerin diyarıdır...

Şehir böyle bir şey olmaktır...
Lütfi BERGEN; Kenti Durduran Şehir

“Medeniyet; Müslüman Toplumsallığın İnşası” yolunda önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Lütfi BERGEN çokça birbiri ile beraber kullanılan kavramları tefrik ederek başlar düşüncelerine. Şehir ile kent, uygarlık le medeniyet birbirinden apayrı tasavvurların ürünüdür. Zira “Şehir Sünnettir” ve bunun için; uygarlığın seküler zihniyetinin karşısında medeniyete ulaşabilmemiz için  “Kenti Durduran Şehir” hedefimiz olmalıdır. Bu yüzden düşün dünyamızın dünden bugüne süregelen umrandan uygarlığa olan yolculuğunu “Umrandan Medeniyete” çevirmek büyük önem arz edecektir. Medeniyet yolculuğumuz bireyden değil aileden başlayacaktır. Her geçen gün biraz daha “Evlerimizi kaybediyoruz; Yerlilik Meselemiz Yok” bizi halifetu’l arz olarak yer-li kılacak olan; aileye, yani evimize, yani kendimize dönüş olacaktır. Değilse “Havva’nın Evsiz Kızları” ile varabileceğimiz yer aile değil uygarlığın ve de kentin ‘birey’i olacaktır.

“Müslümanların aileyi yeniden anlamlandırması önem arz etmektedir. Aileyi tanımlamak ve aileyi yeniden inşa etmek, İslami feminist yaklaşımlarda tepkiyle karşılanmaktadır. Hz. Adem'den beri gelen aile tasavvurunun sapmaya uğradığına işaret etmekteyiz… Feminizmin aile eleştirisine dair söylemlerinin inanan kadınlar tarafından Türkiye'ye aktarılması, çözümleri İslam hukukunda/fıkhında bulunan meselelerin başka toplumların problemleri ve buldukları çözümler üzerinden tartışılması gibi bir abesliğe yol açmaktadır.”
 

Uygarlığın ürünü kentin olmazsa olmazı olan; çatışmadan, kutuplaşmadan, ayrışmadan kurtulabilmemiz; “İsyandan Dirliğe” ulaşabilmemiz, “Anadolu’da Yerli Olmak” ile mümkün olabilecektir. “Anadolu’da Müslüman olmak tarihe çıkmış bir sentez olmaktır. Anadolu’da Müslüman olmak, tarihi yapan bir ümmet olmaktır kibaskın karakteriArabi, Kürdi,Farisi değildir. Hepsini içerir, lakin hepsinden azadedir.”

Şehir kent değildir. Şehir; eviyle, mahallesiyle,iktisadi yapısıyla, ortaya koyduğu hukukuyla, toplumsallığı tesis eden anlayışıyla bizimdir, bizdendir, medenidir, Medine’dir. Ve tam da bu noktada “İslam yegâne medeniyettir.”Uygarlık ise sekülerdir ve kentle beraber sekülerleşme artacaktır. “Medeniyet, teknik-ilim değil; Müslüman halkların iktisadi, içtimai dindarlığıdır. Medeniyet ev-mahalle-cami-bedesten- vakıf-şehir kuran fıkıh ve hukukun inşa ettiği adil nizamdır. (…) Medeniyet ed-din olan İslam’ın Âdem’den beri gelen şehir telakkisidir…”

Medeniyet bir hukuk düzenidir, bu yüzden şehir fıkhın kendisinde tebarüz ettiği mekândır.  “İdeal bir Müslüman toplumun hareket noktası, fertlerinin tümünün iman ettiği bir toplum olmaktan ziyade; fertlerinin tümünün hukuk düzeni içinde bulunduğu bir toplumdur.”

Bugün mahalleyi yok ederek oluşturduğumuz kentlerde mahallenin hasretini çekmek gibi bir garabeti yaşıyoruz. Kentsel dönüşüm; şehri inşaya dönüşmüyor, şehri imara dönüşmüyor o yüzden yaşadığımız kentlerde mamur olamıyoruz. Evlerimiz mesken değil konuttur artık, bu yüzden sükûnet sunmuyor, sunamıyor. Mahallelerimiz sessizce çekiliyor hayatlarımızdan, mahalle ile beraber mahalle sakinlerimiz de kaybettiklerimizin arasında yerini alıyor.  Sahi nerede mahallenin sakinleri? Kentin türedileri kaplıyor her tarafı. Hapsolduğumuz “yaşam alanlarında” hayat bulamıyoruz. “Şehir dediğin mahallelerden mürekkeptir. Kentten bahsediyorsak onun zaten mahallesi bulunmayacaktır.(…)Mahalle kalmadı ifadesi kentin şehri yuttuğu anlamına geliyor… Modern yüzyılda şehirlerin geçirdiği değişim nedeniyle kelimenin gerçek anlamıyla “mahalle” kalmamıştır…”

Bir süredir Şanlıurfa İlim Yayma Cemiyeti bünyesinde faaliyetlerini yürüten ISAM’da (İlim Sanat Araştırma Merkezi) Medeniyet okumaları bağlamında; her cumartesi dünden bugüne düşün dünyamızdan medeniyete dair okumalar yapmaktayız. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta sonu konuğumuz Türkiye’de şehir ve medeniyete dair özgün ve ezber bozan fikirleri ile tanınan Lütfi BERGEN idi. Biz de bu vesileyle kitaplarından seçtiğimiz alıntılar bağlamında Lütfi BERGEN’in; şehir ve medeniyet fikrini aktarmaya çalıştık. Elbette çabamız sadece hazineye işaret edebilmekten ibaret kalacaktır. Daha fazlası ve medeniyete dair meselesi olanlar için hazinenin kendisini yani kitaplarını tavsiye ederek yazımız sonlandıralım. Vesselam. vakilli@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.