EYYUB (A.S) NEBİ KÖYÜNDE BAYRAM NAMAZI!

 

02 mayıs 2022 pazartesi, Ramazan Bayramının birinci günü idi. Köyde bulunduğumuzdan dolayı, bayram namazını Eyyub Nebi (a.s)'nin kabrinin bulunduğu; Eyyub Nebi KÖYÜNDE kılmak için, bir kaç arkadaşla niyetlendik.

Neyse sabah namazını eda ettikten sonra, bismillah deyip Viranşehir istikametine doğru yola koyulduk. Malum, Eyyub (a.s)'ın Hastalıkla muzdarip olup ve imtihanının en çetin safhasının geçtiği, Şanlıurfa Eyyubiye belediye sınırları dahilinde bulunan ve sabır kahramanı Hz. Eyyub (a.s) makamı adıyla maruf, camiisinin avlusunda ve birkaç basamak yerin altına inilen mevcut küçücük mağara olduğu rivayet edilir.

Birde, hastalıktan sonra şifa bulmasına vesile olan şifalı suyun bulunduğu kuyu da aynı camisinin avlusunda olan şifalı suy kuyusu olduğu söylenmektedir. Fakat, Eyyub (s.a.v) şifa bulduktan sonra, Eyyub (a.s) Nebi diye bilinen bu günkü köye Hicret edip yerleştiktikten sonra, aile ekranıyla uzun bir müddet yaşamlarına devam ederler. Daha sonra hanımı Halime annemizle aynı köyde vefat ettikleri ve mevcut mezarlarında medfun bulundukları kuvvetle rivayet edilmektedir. Bu kısa girizgahtan sonra, gelelim Bayram namazına.  Bayram namazını dış avluda, bir halı serip imama tabi olup eda ettikten sonra, hoca hutbe fasılasına geçti! Hoca hutbe okurken, ben tamamen, tanıdığım birçok güzel insanın şu anda hayatta olmadıklarına zihnen ve hayalen odaklandım.

Her biri bir ışık misali olan o nadide insanlardan bir kaç tanesini sizinle paylaşayım istedim! Düşündüm ki, daha bir kaç sene önce bizim gibi yer yüzünde gezen o güzel insanlardan birçoğu bu gün kara toprağın altında. İlk olarak, 1990 lı yıllarda cebimizde kitap alacak paramız olmadığı halde, bizden hiçbir kitabı esirgemeyen Dergâh kitabevinin sahibi fedakar ve güzel insan Hacı Abdülkadir Özen amcamızı hayal ettim. Sonra da, diğerleri sinema şeridi gibi gözlerimin önünden bir bir dizildiler adeta!

Hacı Abdülkadir Özen amcayı Rabbim cennet ve cemaliyle mükafatlandırsın insaallah! Daha sonra, Merkez PTT. binasının hemen güneyinde bulunan izgördü pasajının girişindeki Davet Kitabevinin sahibi olan mütebessim ve güzel insan Remzi abiyi hatırladım... Remzi ağabeyin işlettiği Davet kitap evi, 1993 lerde benim gibi nice kitap meraklısı gençlerin buluşma noktasıydı. Remzi abi, parası olmadığı halde nice kitap sevdalısı gencin ellerinden tuttuğunu o günlere yetişenler çok iyi hatırlarlar! Ruhu şad mekanı cennet olsun. Sonra Seyyid Ahmed Kaya kardeşimi... Seyyid Ahmed Kaya,  Ankara da üst üste geçirdiği iki ameliyattan sonra, hastalığı durmadan nüks edip ilerledi. Ve bir gün o da dünya sürgününü tamamlayıp ucmağa vardı. Allah rahmet eylesin. Derken, birden Dergâh Camii'nin emektar imamı Âlim insan Sabri yazar hocayı hatırladım. Onu da şu bir iki yıl içerisinde kaybettiğimiz değerli insanlarla birlikte kaybettik. Ruhu şad olsun. Ve ilk önce imamlık yaptığı yıllarda, Hasaneyn camisinin avlusundaki küçük bir Medresede, sonra da dabağhanedeki Hafız Kasım'ın medresesinde onlarca talebeye ilim ve kıraet dersi öğretip icazet veren Seyda Kurra Ali Bayar Hocamı hatırladım...

Arkasında, Şanlıurfa ET ve Balık camisinde, bir dönem minberde adeta kükreyen aslan yürekli hatibi ve siyerü-s sahabe isimli eserin yazarı Abdulaziz Kutluayı hatırladım. Namı diğer Aziz Hoca! Ne kadar da güzel insanlarımız varmış meğer, hepsi de bir iki yıl zarfında göç eylediler birer birer. Misbah Hicri'yi unutmak olur mu hiç? Korona denilen virüs, ne kadar çok canımızı aramızdan ayrılmalarına sebep olmuş meğer? Allah'ım, hepsine rahmet eyle, onları mağfiret eyle diye içimden dua ettim. Gözlerim nemlendi, duygulandım, ve hutbesinin bitmesiyle İrkilip kendime geldim... Namazdan sonra kalkıp, Eyyub Nebi (a.s)'nin kabrini ziyaret edip Fatiha okuduk.

Oradan da, biraz ilerde bulunan Hz. Elyesa' peygambere ait olduğu rivayet edilen kabre doğru yürüdük. Ona da fatihalar okuduktan sonra ayrıldık. Son ziyaretgâhımız Hz. Eyyub (a.s)'ın fedakâr ve cefakar hanımı Hz. Rahime annemizin kabrini ziyaret etmek kalmıştı. Onun da kabrini ziyaret edip Fatiha okuduktan sonra; arabamızı park ettiğimiz yöne doğru yürüdük. Yolda yürürken, karşılaşan insanların birbirine; selam verip ve bayramınız mübarek olsun demeleri, beni cidden etkilemişti. Müslüman toplumda, tanıyıp tanımadığın kimseye selam vermek, bize öğretilen Nebevi bir ahlaktır. Park yerine ulaşıp arabamızı bindikten sonra; birçok hayalimizi de Hz. Eyyub Nebi KÖYÜNDE bırakarak mahzun mahzun evlerimize geri döndük... kalın sağlıcakla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nusret Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.