SELAMLAŞMADAKİ SELAMIN MÂNÂSI

 

 

Muhterem Kardeşlerim…

Yine sizleri, bu mübarek günlerde selam vermenin önemini hatırlatacak, selamlaşmadaki selamın manasını Tam İlmihal Saadeti Ebeddiyye, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin Mektubat ve İslam Ahlakı kitaplarından faydalanarak bilgilendirmeye çalışacağız inşaallah. Selam konusuna başlamadan, selamlaşırken büyüklerin elinin öpülmesi konusunda da bir hatırlatma yapalım; “Ana, babanın dışında alimlerin de eli öpülür, başkasının öpülmez. Arkadaş ile karşılaşınca elini öpmek haramdır.”

 

Efendim;

Selam, emniyet, huzur, selamet, sağlık, barış, rahatlık, iyi netice, kurtuluş gibi mânâlara gelir.

“Selamün aleyküm” diyerek selam vermek, bir kimseye yapılacak en güzel duadır. “Ben Müslüman’ım, benden sana zarar gelmez, selamettesin. Selamet üzere ol, Müslüman olarak öl” demektir.

“Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi ve berekatühü” diyerek selam verince, “Huzur, selamet, Allahü Teâlâ’nın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun” demiş oluyoruz. Çok güzel bir duadır.

 

Selamı alan farz sevabı işlemiş olur. Selam vermek sünnetse de, karşımızdakinin farz işlemesine sebep olduğu için, o da farz sevabı alıyor. Gece sabaha kadar zikir çeksek, hattâ Kur’an okusak farz sevabı alamayız. Farz olan selam nimetini bir ganimet bilmeliyiz. Selamı yaymaya çalışmalıyız. Eshab-ı kiram, farz sevabı kazanmak için, sokağa çıkarlardı. “Bir arkadaş, bana selam verir veya ben ona selam veririm de farz sevabı alırız” derlerdi.

 

Uzaktan geçen arkadaşa da selam vermeli, el kaldırıp ağzımızla da “Selamün aleyküm” demeliyiz. Sadece işaretle selam olmaz.

 

“Günah işleyenlere selam verilmez” deniyor. Sözümüzü dinleyeceğine inandığımız birine, oyundan kaldırmak niyetiyle, kumar oynarken, selam vermek caiz olur. Çünkü kitaplarda, “Günah işlerken mâni olmak niyetiyle selâm verilebilir” deniyor. (S. Ebediyye)

 

Günah işleyenin yanına yaklaşmak için selam veriyor, o haram işi bıraktırmaya çalışıyoruz. Demek ki selam verilmez denilen durumların istisnası olabiliyor, selam verirken de maksat aranıyor. Kâfire de selam verilmez, ama işimiz düşünce kendimizi korumak veya onu kazanıp Müslüman olmasına sebep olmak için selam verilebiliyor.

 

Karşılıklı olarak selam verirken, kimlerin önce ve nasıl selam vereceği konusunda kitaplarda sünnete uygun şekli şöyle bildirilmektedir:

“Önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, devedeki ata binmiş olana, attaki merkepte olana, merkep üstündeki yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olan çok olana, efendi hizmetçisine, baba oğluna, ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. Nitekim mirac gecesi önce Allahü Teâlâ selam verdi.”

 

İki Müslüman, birbirine aynı anda selam verirse, her ikisinin de, birbirine cevap vermesi farz olur. Birbirinden sonra selam verirlerse, ikincinin verdiği selam cevap yerine geçer. Çok kimseye selam verildiği zaman, bir kişi, hatta bir çocuk cevap verince, ötekiler vermese de olur.

 

Âdem aleyhisselamdan İbrâhim aleyhisselama kadar selamlaşma birbirine secde etmekle olurdu. Sonra, bunun yerine boynuna sarılmakla oldu. Muhammed aleyhisselâm zamanında el ile müsafeha sünnet oldu.

 

Selam verene ve üçe kadar aksırıp da Elhamdülillah diyene hemen cevap vermek Farz-ı Kifayedir. İşitenlerin cevabı geciktirmesi haramdır. Tevbe etmeleri lazım olur. Mektupla, mail ile gelen selamı okuyunca hemen, “Ve aleyküm selam” demek farzdır. Bunu yazıp göndermek ise müstehabdır. Birisine selam götürmeyi kabul eden kimsenin, bu selamı götürmesi farzdır. Çünkü, üzerinde emanettir. Götürmeyi kabul etmemiş ise, Vedia olur ve Vediayı götürmek lazım olmaz.

 

Selam vermekte sünnet olan usul şöyledir ki, yukarıda da belirttiğimiz gibi; önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, devedeki ata binmiş olana, attaki merkepte olana, merkep üstündeki yaya yürüyene, ayakta olan oturana, az olan çok olana, efendi hizmetçisine, baba oğluna, ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. Nitekim, Mirac gecesi, önce Allahü Teâlâ selâm verdi. Talebe, hocasına selam verebilir.

 

Dilencinin verdiği selamı almanın hükmü konusunda İbni Âbidînde deniyor ki:

“Dilencinin selamına cevap vermek lazım değildir. Yerken, içerken, helada iken, çocuğun, sarhoşun ve fâsıkın selamlarına cevap vermek farz değildir.”

 

Selam verirken, karşımızdaki bir kişi de olsa çoğul olarak mı vermeli konusu ile alakalı olarak Rıyâd-un-Nâsıhîn kitabında deniyor ki:

“Bir kimseye selam verirken, cem yani çoğul olarak vermeli, çok kimseye verir gibi vermelidir. Çünkü, mümin yalnız değildir. Muhafaza melekleri ve Kirâmen Kâtibîn adındaki iki melek onunla beraberdir.”

 

Selam verirken eğilmek, dinimiz açısından uygun olup olmadığı konusunda Berîka kitabında deniyor ki:

“Selam verirken ve selam alırken eğilmek günahtır. Hadîs-i Şerifte; -Karşılaştığınız zaman, birbirinize eğilmeyiniz, kucaklaşmayınız- buyuruldu. Allahü Teâlâ’dan başkası için rüku ve secde yapmak haramdır.”

İbni Nüceym Zeyneddîn Mısrî hazretleri Segâir ve Kebâir kitabında, el ile selam vermek günahtır diyor. İsmail Sivasî hazretleri bunu açıklarken; “Çünkü, el ile selam vermek, kâfirlerin âdetidir” diyor.

 

Namaz kılmakta olana, Kur’ân-ı Kerim okuyana ve Cuma günü hutbe okurken hatip efendiye, bunlar bu hâlde iken selam verilmez.

 

Selamlaşmak çok mühimdir

 

“Müslümanların birbirine selam vermesi dinimizin emri midir ve ne şekilde selamlaşmalıdır?” konusunda Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şeriflerinde;

“Geçmiş ümmetlerden iki kötülük sizlere bulaştı; Haset ve kazımak. Bu sözümle onların başlarını kazıdıklarını anlatmak istemiyorum. Dinlerinin kökünü kazıyıp yok ettiklerini söylüyorum. Yemin ederim ki, imanı olmayan Cennete girmeyecektir. Birbirinizi sevmedikçe, imana kavuşamazsınız. Birbirinizi sevmek için, çok selamlaşınız” buyurmuşlardır.

 

Selamlaşmanın çok mühim olduğunu bu Hadîs-i Şerif açıkça gösteriyor. Selamlaşmayı emir ediyor. İki Müslüman karşılaşınca, birisinin “Selamün aleyküm” demesi sünnettir. Diğerinin cevap olarak, “ve aleyküm selam” demesi farzdır.

Gayr-i Müslimlere mahsus kelimelerle selamlaşmak ve el, beden hareketleri ile selamlaşmak caiz değildir. Karşılaşan iki Müslüman, birbirinden uzak olarak yürüyorlarsa, sesini işitemeyeceğini anladığı zaman, söylemekle birlikte, sağ eli kaşının kenarına kaldırmanın da caiz olduğu bildirilmiştir. Müslümanlıkta el ve vücut hareketi ile selamlaşmak yoktur. İbni Nüceym hazretleri, böyle selamların günah olduğunu bildiriyor. Gayr-i Müslimlere karşı başka kelimelerle selamlaşarak, fitne çıkmasına mani olmalıdır. Fitneyi uyandırmak haramdır. Bu harama mani olmak çok sevaptır.

 

Müsafeha ne demektir?

 

“Din kitaplarında bildirilen müsafeha, şekil olarak nasıl yapılır, bugünkü yapılan tokalaşma şekli müsafeha yerine geçer mi?” konusunda, Tahtâvî, Merâkıl-felâh şerhinde, buyuruyor ki:

“Müslümanların, birbiri ile karşılaştığı zaman, Müsafeha etmeleri sünnettir. Nitekim Süleyman Ebû Dâvud Sicstânî hazretlerinin bildirdiği Hadîs-i Şerifte, Ebû Zer Gıfârî radıyallahü anh buyuruyor ki:

“Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ile her karşılaştığımda, benimle Müsafeha ederdi.”

 

Müsafeha, iki kişinin, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirine değdirmesidir. Şimdi moda olan, parmakları tutarak avucuna koyarak yapılan tokalaşma, Şiilerin usulüdür. Sünnet olan ise, karşılaşınca, selam söyleşirken, sağ el dört parmak içlerini, çıplak olarak, eldivensiz, örtüsüz karşısındakinin sağ eli dışına baş parmağı tarafına yapıştırmaktır. Baş parmakta bulunan damardan muhabbet yayılır. Müsafeha ederken, birbirine muhabbet geçer.

 

Camilerde beş vakit namazların ardından müsafeha etme konusunda İbni Âbidînde buyuruluyor ki:

“Camide beş vakit namazdan sonra birbiri ile müsafeha etmek bidattir. Şiilerin adetidir.”

 

Bayram günleri, camilerde müsafeha ederek bayramlaşmak ve namazlardan sonra, adet etmeden, ara sıra müsafeha etmek caizdir.

 

İhtiyaç olduğu vakit, Gayr-i Müslim zimmiye selam vermek ve müsafeha etmek caiz olur. Hürmet için ise, caiz olmaz. Çünkü kafire hürmet etmek, imanı giderir küfür olur.

 

Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin inşaallah. (Amin)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACIOĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.