BU PARKLAR KİMİN İÇİNDİR?

 

Geçen gece tedirgin bir hal içinde uyandım. Sabah namazının vaktinin geldiğini zannederek kalkıp ışığı açtım, duvar saati ikiyi gösteriyordu. Daha namaz vakti gelmemişti. Karşıdaki parktan gürültülü, çok yüksek tonda konuşma sesleri geliyordu. Birbirlerine sövüp duruyorlardı.  Balkondan baktım ağaçların arkasındaydılar, görünmüyorlardı ama gecenin sessizliğini bozan iğrenç ve küfürlü sözlerinden 5-6 genç şahıs oldukları anlaşılıyordu. Yaz gecesi olduğu için, pencereler ve balkon kapıları açıktı, rahatsız edici ahlaksız sesleri evlerin içini dolduruyordu.

Daha önceleri de bu parka musallat olan birkaç grup ahlaksız genç, parkın çevresinde oturan aileler tarafından defalarca şikâyet edilmiş ama bir sonuç alınamamıştı. Aynı rahatsızlık devam etmektedir. İlgili makamlara şikâyetin bir faydası olmadığı kanaati oluşmuştur. Muhtelif yerlerde oturan arkadaşlarımızdan kendi çevrelerinde bulunan parkların da aynı durumda olduğunu duyuyorum. Küfürlü ve dengesiz konuşmalarından madde bağımlısı oldukları anlaşılan ahlaksız gençler yüzünden park güvenli bir yer olmaktan çıkmış, bir tehdit unsuru olmuştur. Artık aileler ve çocuklar parkları rahat kullanamamaktadır. Bu durum insanın aklına “Bu parklar kimin içindir?” sorusunu getiriyor.

Her hareketin, her oluşumun ve kamuya yönelik her eserin amacı toplum yararını gözetmektir. İslam dini, yapanın, katkıda bulunanın ve sebep olanın sevap defterini ölümünden sonra da kapatmamasını sağlayan söz konusu eserleri "sadaka-i cariye" olarak nitelemiş ve müminleri buna teşvik etmiştir.

Eserlerin yapılması ve  vakfedilmesi kadar önemli olan bir husus da korunmasıdır. Unutulmamalıdır ki korunmayıp kötülerin ve kötü niyetlilerin kullanımına geçen bir eserin iyi niyetle yapılmış olmasının bir faydası yoktur. Güç kullanılmayınca yapanın iyi niyetle yapmış ve vakfetmiş olması, eseri kötülerden koruyamıyor.  Günahlara hizmet eden bir eser, sevap kazandıran bir sadaka-i cariye olmaktan çıkar, günah kazandıran bir musibete dönüşür.

Toplumsal hareket ve oluşumlar, zamanla kötü niyetlilerin içlerine girmesiyle ne yazık ki yozlaşmış olur, gittikçe amacına zıt bir yola koyulur. 

Yağ her şeye lezzet katan temel bir gıda olduğu halde bozulunca zehre dönüşür. Tamamen iyilik niyetiyle ve halka hizmet tasarımı ile yapılan eserler kötülerin kullanımına geçince kötü unsur haline gelirler başa çıkılmaz bir kötülük yayarlar. Huzur ve ferahlık sunan nezih mekânlar, pisliklerle, çöplerle, kokuşmuş, taaffün etmiş atıklarla bunaltıcı bir mekâna dönüşürler, temiz yürekli insanları oradan kaçırtırlar.

Kötülük yayan kötü niyetli insanlar, pisliklerden daha kötü, kokuşmuş atıklardan daha iğrenç bir durumdadırlar.

Parklar da sadaka-i cariye olan cami gibi önemli eserlerden biridir. Nitekim pandeminin sıkıntılı günlerinde Cuma namazları parklarda kılınmıştı. Şehirlerin nefes aldığı, beton blokların can sıkıcı, bunaltıcı baskısından  bir derece uzaklaştırdığı bu güzel bahçelerin iyi niyetle ve halkın istifadesi amacıyla yapılmış olduklarından elbette kuşkumuz yoktur. Ancak kötülerden korunduğuna dair aynı şeyi düşünmüyoruz.

Bir şehir için, halkın nefes alıp dinlendiği yeşil alanlar olan parkların  çoğaltılması, takdire şayan güzel bir hizmettir. Ancak parkları mesken tutan tahribatçı, kötü niyetli madde ve küfür bağımlısı, insanlıktan nasibi olmayan mahlûkları gördükçe "keşke bu parklar olmasaydı" temennisinde bulunmaktan kendimizi alamıyoruz. Parklara musallat olan bu yaratıklar, mahalle için, özellikle çocuklar ve hanımlar için tehdittir, pitbulldan ve yılandan daha tehlikelidir.

Eskiden bahçelerde ağaçların, otların, çiçeklerin üzerinde gündüz vakitlerinde kuşların ve böceklerin zikir ötüşleri; gece olunca da zikir nöbetini devralan gececi kuş ve böceklerin ötüşleri insanı dinlendiriyor, huzur veriyordu. Bu doğal zikir sesleri kulakları ve ruhu okşuyordu. Şimdi parkları ve tüm doğal güzellikteki mekânları işgal eden günah bağımlısı yaratıkların rahatsız edici küfürlü kaba ve iğrenç sesleri yüzünden gece ve gündüz Zâkirlerinin ötüşleri artık duyulmaz olmuştur. Günah, tüm güzellikleri yok edicidir.

Yetkili makamlardan bu sorunu çözmelerini, parkları ve dinlenme mekânlarını yapılış amacı olan halkın istifadesi için, kötü niyetli ve suçluların tasallutundan korumalarını bekliyoruz. Park ve bahçelerde küfür, günah ve çirkin sesler değil, doğal zikirler sesleri duyulmalıdır. Kur’an-ı Kerim, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden Allah’a sığınmayı öğütlüyor. (Felak, 3.) Parklardaki şerlerin engellenmesinin de bu öğüdü tutmanın gereği olduğunu düşünüyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.