KİBİR VE CİMRİLİĞİN HAZİN SONU!

 

Âziz ve Celil olan Rabbimiz, yeryüzünü insanoğlu için, bir imtihan alanı olarak yarattığı gibi; yaşamları için de gerekli olan, çeşit çeşit nimetler, bağlar, bahçeler, yerden fışkıran bilur gibi sular, sebze ve meyveler, sağım ve binek hayvanları ile etleri yenilen hayvanları yaratmıştır. Denizde yaşayan tüm canlıları insanların istifadesine sunan Kerim olan Rabbimiz; karşılığında, insandan sadece, kendisine iman etmesini, ve O''na hiçbir şeyi şirk koşmamasını, emirlerini tutup nehiylerinden uzak durmasını istemektedir. 

Peki, Âziz ve Celil olan Rabbimizin bunca nimet, iyilik ve ihsanına rağmen; insanın, O'nun mülkünde taşkınlık yapması, İsyan etmesi, vermiş olduğu nimetlerden ihtiyacı olanlara vermek konusunda CİMRİ davranması nasıl bir bela-i azimdir acaba?

Bağ sahibine karşı, insanın cimrilik yapması ne kadar kötü, ne kadar büyük bir talihsizliktir. Allah Teâlâ, insanı yoktan var etmiş; onu birçok meziyet ve imkanlarla donatmış, mal vermiş evlat vermiş ama insanın; Rabbine karşı nankörlük edip ve bunca iyiliklere karşı kötü davranışlar içerisine girmesi, tam bir felaket değildir de ya nedir? 

Şimdi, Aziz ve Celil olan Rabbimizin; insanoğluna vermiş olduğu bunca nimetlerine karşılık; insanın, şeytana uyup Rabbine şirk koşmasının yanında kibre kapılmasın ve O'nun (c.c) ihtiyaç sahibi olan kullarına karşı cimrilik yapmasından dolayı, başına ne gibi felaketlerin geldiğini, gelin Kerim kitabımız Kur'an'i kerimden birlikte dinleyelim:

 "Kehf/32: Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların etrafını hurmalıklarla donatmış ve aralarına da bir ekin tarlası yerleştirmiştik.

Kehf/ 33: Her iki bağ da ürünlerini tam olarak vermiş, verimlerinde herhangi bir azalma olmamıştı. Bağların arasından bir de nehir akıtmıştık.

 Kehf/34: Üstelik o kişinin başka gelir kaynakları da vardı. Bu sebeple fakir arkadaşıyla konuşurken ona üstünlük taslayarak: “Benim malım mülküm seninkinden daha fazla, evlâd ü iyâlim de seninkinden daha çok, daha güçlü” dedi.

Kehf/35: Kapıldığı gurur ve kibir duygusuyla kendisine böylesine yazık eden bu adam bağına girdi. Şöyle diyordu: “Burasının hiçbir zaman çürüyüp yok olacağını sanmıyorum!”

Kehf/36: “Kıyâmetin kopacağına da inanmıyorum. Fakat farz-ı muhâl öldükten sonra diriltilip Rabbimin huzuruna döndürülecek olsam bile, hiç şüphesiz orada da bundan daha iyisini bulurum.” 

 Kehf/37: Arkadaşı ona şöyle cevap verdi: “Seni aslen topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni eli yüzü düzgün bir adam hâline getiren Allah’ı inkâr mı ediyorsun?”

 Kehf/38: “Fakat ben açıkça ilan ediyorum ki, O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam!” 

 Kehf/39: “Her ne kadar beni mal ve evlat bakımından kendinden daha geri görsen de, bağına girdiğinde: «Mâşallah, Allah dilemiş olmuş! Bütün kuvvet ancak Allah’a aittir» demeli değil miydin?” 

 Kehf/40: “Bakarsın Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağının üzerine ise gökten bir âfet gönderir de o bağ kupkuru, kaypak bir toprak hâline dönüşüverir.”

  Kehf/41: “Yahut o bahçenin suyu yerin dibine çekilir de, senin bir daha onu bulup çıkarmaya gücün yetmez.”

  Kehf/42: Çok geçmeden o inkârcı kişinin bağı, bahçesi, bütün ürünleri korkunç bir âfetle kuşatılıp yok ediliverdi. Adam, çökmüş asma çardaklarının başında, yaptığı onca masrafa, verdiği emeklere yanıp ellerini ovuşturuyor ve: “Âh! Keşke ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!” diyordu.

  Kehf/ 43: Şimdi ona Allah’tan başka yardım edecek ne bir topluluk vardı; ne de kendisini Allah’ın azâbından kurtarabilecek durumdaydı.

  Kehf/ 44: İşte orada yardım ve dostluk, hakkın tâ kendisi olan Allah’a aittir. En güzel mükâfatı veren de O’dur, en güzel sonucu nasip eden de!

 Kehf/45: Onlara dünya hayatını şu örnekle anlat: Gökten su indiririz de onunla yeryüzünde bitkiler yeşerip gürleşir, sarmaş dolaş olur; sonunda kuruyarak rüzgârın savuracağı çerçöp hâline gelir. Allah’ın her şeyi yapmaya gücü yeter.

 Amenna ve Sadakna Allah'ım! İşitik ve iman ettik! Senden başka hiçbir ilah yoktur, sonsuz güç ve kuvvet senindir. Mülk senin, elimizdeki her şey de senindir. Bizi bize bırakma Allah'ım! Bizi, verdiğin nimetlerin hakkını veren, senin rızanı gözeterek cömertlik eden, âzamatine karşı kendi âcziyetini unutmayan; "veren el, alan elden üstündür düsturunu şiar edinip ve kibir belasından, ateşten kaçtıkları gibi kaçan kullarından eyle! Canımızı Müslüman olarak al ve Salih kullarına ilhak eyle! Âmin...

03 Ekim 2022.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nusret Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.