KİTAPLAR

 Kitaplar. Alırsın eline, beğenirsin, parasını ödersin, bir poşete koyarsın, otobüste oturacak yer bulabilirsen açıp okşarsın, koklarsın, arka kapağı, çok uzun değilse önsöz yazısını okursun. Ara sıra kitaptan başını kaldırıp akıp giden insanlara ve arabalara bakarsın. Okudukların ile bu gördüklerin arasındaki manasız nispetsizliği düşünürsün. Nihayet eve gelirsin, bir köşeye bırakırsın. Yemek, muhabbet, dedikodu, çoluk çocuk, ıvır zıvır... Ama aklın daima onlarda.

  Çocuklar uyuyunca veya seni rahatsız etmeyi bırakınca alırsın eline, tekrar okşarsın, kaldığın yerden devam edersin okumaya. Sayfaları itinayla çevirirsin, eğer iyi bir kitap ise on beş-yirmi sayfadan sonra mıknatıs gibi çeker kendine, sımsıkı bağlar sizi. Onu bitiremeden bir şey yapamazsınız. Acaba sonu ne olacak, nasıl bitecek? Merak edersiniz. Böyle zamanlarda eşinizin azarlayan bakışlarıyla karşılamamak için elinizden gelen her şeyi yaparsınız.

 Birkaç aydır bu vaziyet içinde serserice kitap taşıyorum eve. Kimse görmesin diye her türlü manevrayı yapıyorum ama en sonunda her defasında yakalanıyorum. Ve tabii ki kızılca kıyametler kopuyor. Aldıklarımın hemen hepsini aynı duygular içinde serserice okuyorum. Stefan Zweig'in Ölümsüz Kardeşin Gözleri, Masalımsı Bir Gece, Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor, Unutulmuş Düşler, Bir Yankesiciyle Tanışmam, Amok Koşucusu, Kızıl, Kitapçı Mendel; Mark Twain'in İnsan Nedir kitapları birkaç gün içinde bitenler.

 Kitapçı Mendel tam da benim hayatımı anlatıyor. Bütün hayatı, dünyası, rüyası, hülyası kitaplar, onların kapakları, muhtevaları. Her kitap kurdu bir parça Mendel'dir. Zavallı Mendel! Onun kitaplardan oluşan dünyasında savaşlar yoktur anlaşmazlıklar da. Bu dünya sadece ve sadece bilimden, kitaplardan, sayfalardan, sahaflardan, kelimelerden ve yazarlardan ibarettir. Gerçek hayatı tanıyınca bir daha ısınamadı kitaplara ve yine kitapların başında öldü. Mendel gerçek hayatı tanıdı yazık ki ben tanıyamadım hala.

 Üniversitede kütüphane ikinci adresimdi. Bütün dersleri alttan alıyordum, sığınabileceğim tek mabed kütüphane idi. Oradaki hemen bütün kitapları tanıyordum, onlar da muhtemelen beni tanıyordu. Saatlerce raflar arasında gezinir, kokularını alır, bir veya iki tane seçer alıp eve giderdim. Onların sayfaları içinde rüyalara dalardım. Benim için gerçek hayat kitaplardaki hayattı. Yaşadığım hayat sanal hayattı. Üniversite, bölüm, dersler, arkadaşlar, finaller, bütünlemeler hepsi sanaldı. Hala da öyle. Bu halet içinde belki binlerce insan, yaşam, kahraman tanıdım. Coğuyla dost oldum, bazıları yıllarca rüyalarıma misafir oldu. Bu hayatta kısmen düzenli olarak olarak yapabildiğim tek etkinlik okumak ve bazen de yazmak. Bu ikisi dışında düzenli olarak içtenlikle yapabileceğim bir şey yok. Bir etkinlikten çok bir tutku bu.

 Bunun için sonsuz özgürlük istiyorum. Şahsi özgürlüğümü kısıtlayan ve sınırlayan her şeyden nefret ediyorum. Üniversite, akademisyenlik, grup, parti, dernek, tarikat, cemaat, kuruluş, vakıf bütün bunlardan onun için uzağım. Tanpınar gibi kendi mahrekimde (yörüngemde) yaşıyorum. Ama ara sıra ayaklarıma dolanan prangalar var: Geçim, çevre, akrabalar, ekonomi, siyaset. Stefan Zweig'i çok kıskanırım, bütün bunlardan müstağni idi, hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktu, aileden varlıklı idi. Orhan Pamuk da öyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şahin Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.