YOKSUL ÖĞRETMENLER GÜNÜ

 

“Öğretmeni, severek, isteyerek ve memnun olarak mesleğe bağlayacak, okula ve öğrenciye daha fazla motive ederek ona bütün toplum nezdinde saygınlık kazandıracak düzenlemeler, eğitimin verimliliği ve geleceğimiz adına hayatidir, elzemdir. 

Bu nedenle, mesleğin hak ettiği şekilde tanımlanması, sosyal zeminde öğretmenlerin itibarının, haklarının korunması ve artırılması, yönetmeliklerle, genelgelerle oluşan görev, yetki, ehliyet, liyakat noktasındaki hüküm dağınıklığının giderilmesi için meslek kanununda ivedi olarak değişiklikler yapılmalıdır.”

Bu sözler Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun’ un 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yayımladığı kutlama mesajından. 

Gerçekleşir mi, bilmem. 

Ne zaman bu yönde bir adım atılır, bilmem. 

Ama öğretmenlerin ciddi bir itibar kaybettiği, manevi ve maddi açıdan bir çöküntü içinde olduğu açıkça ortada. 

Açlık sınırının 9 bine yaklaştığı, yoksulluk sınırının ise 25 bini aştığı bir tablonun öğretmeni ve dolayısıyla eğitimi oldukça olumsuz etkilediği ve öğretmenin ayakta kalmasını imkansız kıldığı artık görülmelidir.

Öğretmenlerin temel yaşam gereksinimleri olan konut, gıda, ulaşım, eğitim, giyim ve sağlık gibi ihtiyaçlarını karşılayacak durumları kalmamıştır. 

Öğretmenler için yapılması gereken öncelikli iş, acilen ücretlerini yoksulluk sınırının üzerine çıkararak, onları yoksulluktan kurtarmaktır.

“Eğitim, bir toplumun olmazsa olmazıdır. İnsanı, sosyalleştiren, kendisini tanıma fırsatı sunan en önemli süreç eğitimdir. Toplumları ilerleten de eğitimdir. Eğitimli ve donanımlı toplumlar, tarihte derin izler bırakmışlardır. 

Öğretmenler günü olarak seçilen 24 Kasım’ın; Arapça, Farsça, Kürtçe, Zazaca, Türkçe ve Osmanlıcayı yazıp okuyabildiğimiz harflerimizin kaldırılarak, yerine toplumun yabancı olduğu harflerinin getirilmesinin tarihi olmasına değinip konuyu uzatmadan, eğitimin öteden beri bilinen temel ayaklarından bahsetmek istiyorum. Bunlar, okul/öğretmen, öğrenci ve aile olarak sıralanmakta. 

Şunu unutmamakta yarar var ki, zihni özgür olmayan toplum, başkalarınca eğitilir. Zihinleri şekillendiren eğitimin, özgür olmayışı, özgür bireyler ve dolayısıyla özgür tolum yetiştiremez. 

Eğitim sistemi, müfredat, sınavlar, öğrencilerin mutsuzluğu, uzun hareketsizlik içeren öğrenci yaşam tarzının sağlıksızlığı, eğitimde fırsat eşitsizliği ve daha bir yığın soruna bugün için değinmeyelim. Nede olsa öğretmenler günü. 

Öğretmenler mutlu mu? 

Madem öğretmenler günü, mülki erkan öğretmenlere mesaj gönderiyor, firmalar indirimler yapıyor filan, öyle ise mutlu olmalılar. Ama öyle mi?” /27 Kasım 2017/Öretmenler Mutlu mu?/Gazete İpekyol

Bu bağlamda, değerli, değerleri olan bir öğretmenin haksız yere ayrılmak durumunda bırakıldığı okulundan ayrıldıktan sonra ki mesajını, bir belge niteliğinde olduğunu düşündüğüm ve bu sorumluluğu hissettiğim için, buraya not düşüyorum: 

 

“OKULUMA MESAİ ARKADAŞLARIMA VE BU ŞEHRİN MAĞDUR ÇOCUKLARINA VEDA EDERKEN

Tam beş yıldır çalıştığım bu okulda geldiğim günden bu yana, çeşitli nedenlerle en önemli duyularından mahrum olarak büyük bir mağduriyetle hayata tutunmaya çalışan bu çocukların, zihinlerinde siyahtan ibaret olan yaşamın rengine renk katmaya, yürürken duvara toslamamaları için set olmaya, onların mutluluklarıyla mutlu olmaya çalıştım, bu amaçla da göreve başladıktan yaklaşık altı aya kadar her akşam okuldan ayrılırken odadan bahçeye çıkıncaya kadar gözlerimi kapatarak çıktım, onların yaşadıklarını bir nebze hissetmeye çalıştım.  

Çalıştığım bu zamana kadar gelen her velinin çocuklarının engelliliği dolayısıyla taşıdıkları en ağır yük olan, yürek yüklerini, yüreğimde hissederek onları ailemden biri gibi karşıladım, yürek yüklerine ortak olmaya çalıştım. 

Bu zaman zarfında okulun kapısından içeri girdikten sonra zihin ajandamda bu çocukların eğitimi ve onlara yardımcı olma dışında hiçbir madde yer almadı. Bu beş yıl boyunca bu mağdur çocuklara yardımcı olmaya çalışan öğretmenlerimizin işlerini daha iyi yapmaları için mümkün olduğunca yardımcı olmaya ve işlerini kolaylaştırmaya çalıştım. Zaman zaman yaşanan olumsuz insan ilişkilerinde yapıcı, onarıcı ve uzlaştırıcı olmaya gayret ettim.  

Herkese karşı dürüst olmayı, inandığım değerlere sadık kalmayı en temel prensip edindim. Hiç kimsenin yüzüne söylemediğimi arkasında söylemedim. Hiç kimseye karşı ikiyüzlü olmadım. Sorumluluğum dahilinde hiç kimsenin özlük işlerini ertelemedim, bununla ilgili tüm işleri vaktinde yaptım. Bütün bunları bir vazife bilinciyle yaptım. Ancak bu çocukların hak ve hukuku, eğitimi, hayata tutunmaları; ajandalarında yer almayan, basit dünyalık çıkarlar peşinde koşan ve bu altından kalkınamaz vebale ortak olan, yürekleri puthaneye dönüşmüş, hiçbir ahlaki değer tanımayanların okulda yarattığı kirli hava karşısında sağlığım etkilendi. Bu sebeple; mutluluklarrına katkı sağlayarak mutlu olduğum bu mağdur çocuklardan ve bütün mesai arkadaşlarımdan ayrılmak durumundayım. Bu okulu, kibir, kapris ve basit dünyalıklar uğruna cadı kazanına çeviren, çok yüzlü, ıslah olmaz insancık ve avaneleriyle asla helalleşmeyeceğim, dünyada ve ahirette hesaplaşmadan önce.

Bunun dışında, bütün öğretmenlik yaşamım boyunca en huzurlu beş yılımı beraber geçirdiğim tüm mesai arkadaşlarıma sonuna kadar hakkımı helal ediyorum. sizlere karşı farkında olmadan bir kusur işlediysem hakkınızı helal edeceğinizi umut ediyorum. 

Kırk yalan asla bir doğru etmez. Allah açıkça söyleneni de yüreklerde saklı tutulanı da bilir. 

Allahın cezası uyarma kınama ya da maaş kesimi değildir. Allahın cezası ateştir bundan asla gafil olunmamalı. Hiç kimse Allahı asla aldatamaz. 

Allah'ın affetmeyi vaad ettiği günahlar; ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin işlediği günahlardır; Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da kendilerine ölüm gelip çatınca «Ben şimdi tevbe ettim» diyenler ile kâfir olarak ölenler için bağışlanma yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa suresi 17-18) 

Hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının. (Bakara suresi:123. Ayet) 

Sakın zulmedenlere meyletmeyin; sonra size de ateş dokunur…(Hud suresi:113) 

Yürekleri en iyi bilen Allah'tır,şaşmaz Adalet Allah'ın hakimiyetindeki adalettir. Ondan kaçacak hiç kimse yoktur. Son dönüş Allah'a dır. Görüşmek dileğiyle …ALLAHA ISMARLADIK.”  

Hala bu tarz öğretmenlerimizin olması umut verici ancak ne yazık sayıları oldukça az. İdareci iken, okulundan ayrılan öğretmenimizin bu mesajı üzerinde düşünelim derim. 

Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsa Dervişoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.