AMOK

 

Amok'un ne olduğunu biliyor musunuz?

Amok mu?.. Sanırım hatırlıyorum. Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk.

Bu sarhoşluktan daha fazla bir şey. Bu delilik, bir tür insan kudurması. Ölümcül, anlamsız bir saplantının krize dönüşmesi hali, bunu başka hiçbir alkol zehirlenmesiyle karşılaştıramazsınız. Orada kaldığım süre içinde bizzat birkaç vakıayı inceleme fırsatım oldu. Ama kaynağının korkunç gizemini ortaya çıkaramadım. Bir şekilde iklimle ilgisi vardı, ani bir patlama noktasına gelinceye kadar sinirler üzerinde bir fırtına gibi baskı yaratan o yorucu, o boğucu atmosferle. Sonuç olarak Amok şöyle bir şey:

Bir Malezyalı son derece sade, son derece iyikliksever bir insan, içkisini içiyor, orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk... tıpkı benim odamda oturduğum gibi. Ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor. Dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru. Nereye olduğunu bilmeden. Yolda karşısına ne çıkarsa çıksın, insan, hayvan hançeriyle vurup yere seriyor ve kan sarhoşluğu onu daha da öfkelendiriyor. Koşan adamın ağzından köpükler saçılıyor delirmiş gibi uluyor. Ama koşmaya devam ediyor, koşuyor, koşuyor, artık ne sağa bakıyor ne solda duruyor, sadece tiz çığlığıyla, elinde hançeriyle öyle korkunç bir halde ileriye doğru koşmaya devam ediyor. Köylerdeki insanlar bir Amok koşucusunun hiçbir gücün durduramayacağını bilirler. Onun koşarak gelmekte olduğunu gördüklerinde herkesi uyarmak için bağırırlar. Amok! Amok! ve herkes herkes kaçışır. Ama o koşmaya devam eder ve hiçbir şey durmaz, sürekli koşar, hiçbir şey görmez, karşısına çıkan herşeyi yere yıkar. Ta ki biri onu kuduz bir köpek gibi vurup yere serene ya da kendiliğinden köpükler içinde yere yığılana kadar... (Stefan Zweig, Amok Koşucusu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s.30-31)

 Hepimizin hayatı bir parça Amok'un hayatı değil mi? Anne karnında aylarca sessiz, sakin, umarsamaz bir şekilde bekliyoruz. Sonra birden doğumla dünya denilen acayip bir diyara fırlıyoruz. Koşuyoruz, ağlıyoruz, gülüyoruz, öldürüyoruz, dağıtıyoruz, evleniyoruz, çoluk çocuk sahibi oluyoruz, birbirimize nispet yapıyoruz, fakirlik çekiyoruz, zenginlik yaşıyoruz, hastalık yaşıyoruz, mutluluk yaşıyoruz, mutsuzluk yaşıyoruz, saadet yaşıyoruz, felaket yaşıyoruz, kısaca dünyanın bin bir türlü hâlini yaşıyoruz ve tıpkı Amok gibi günün birinde bir yerde yığılıp kalıyoruz. Sonra tabut, cenaze, defin ve ebedî unutuluş... Bunların hemen hiçbiri elimizde değil. Amok'un elinde olmadığı gibi. Amok biziz. Her birimiz birer Amok'uz.

 Bütün insanlık bir Amok. İnsan bu dünyaya ayak basar basmaz, cinayetler başladı, hırsızlık başladı, yolsuzluk başladı, binlerce canlı türü öldürmeye başladı, devleti icat etti, parayı icat etti, işkenceyi icat etti, kılıcı icat etti, tüfeği icat etti, silahı icat etti, atom bombasını icat etti, yapay zekayı icat etti, ta ki kendi eliyle küresel bir kıyametle topyekûn imha oluncaya kadar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şahin Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.