IRKÇILIĞIN KORKUNÇ YÜZÜ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Irkçılık, ırkını ya da kavmini sevmek değildir. İnsan, annesini, babasını, çocuklarını, ailesini sevdiği gibi köyünü, memleketini, ırkını ve kavmini de sever. Bu fıtri ve masumane bir sevgidir, hiç kimseye de zararı yoktur. Hatta dinin emridir, hem dünya ahiret hayatına faydası vardır. Ama asıl ırkçılık, kavmini, ırkını diğerlerinden daha üstün tutmaktır; diğer ırkları aşağılamak, kendi ırkını yüceltmektir. Irkçılığın en kötü boyutu, Yahudiler gibi ırkını efendi, diğerlerini köle veya hizmetçisi olarak görmek ve öyle davranmaktır. Ancak Yahudilerde rastlanan insanlık dışı şeytani akım ırkçılığın birkaç korkunç yüzü vardır. Bunları dikkatlerinize sunmaya çalışacağız.

Kâinatta ilk ırkçı şeytandır. Irkçılığın mucidi piri, ustası, eğitmeni odur. Şeytan, insandaki önemli nefsani duygu olan "benlik" lümmesini kullanarak insanı ırkçılık fikrine sürüklemektedir. Esas itibariyle benlik, insana kişilik kazandıran en önemli duygudur, kişinin farklı ve saygın bir birey olarak varlığını sürdürmesi için zorunludur.

Her insan bu benlik duygusu sayesinde Yüce Yaratıcının kendisine tanıdığı hakları elde eder, tehlikelerden korunur. İnsanlar eşit haklara sahip ve özgür kılınmışlardır. Bu özgürlük sınırsız değildir. Adalet ve eşitlik gereği her bireyin özgürlük alanı diğerinin alanına tecavüz etmemesiyle sınırlandırılmıştır. Ancak vahyin kontrolü ve sınırlandırmasının dışına çıkınca şeytanın oyuncağı olur, başkasına hayat hakkı tanımayacak kadar tehlikeli bir duruma gelir. Çünkü benlik duygusu sınırsız bir özgürlük ve tüm hakların yalnız kendisine ait olmasını isteyen bir istidata sahiptir. Bu konuda doyumsuz bir karakteri vardır. 

Vahiy ve aklın kontrolü dışına çıkmış bir benlik, vahim sonuçlar doğurur; fitnelerin baş müsebbibi olur, Allah’a bile kafa tutacak duruma gelir. İşte ırkçılık fikrini doğuran da budur. Onun için ırkçılığın küfür olduğu bildirilmiştir.

Irkçılığın yerleştiği eski tabirle enaniyetin (benlik), başta kibir olmak üzere, bir takım unsurları ve onu besleyen damarları vardır. İslam âlimleri, Hodbin (Yalnız kendini gören), hodgam (yalnız kendi derdine düşen, başkasının derdini dikkate almayan), hodpesend (yalnız kendini öven), (hodendiş (yalnız kendisi için endişe eden, başkasını düşünmeyen) hodperest (kendine tapan, kendini putlaştıran), hodfüruş (yalnız kendini ön plana çıkaran) şeklinde her birini özel bir kavramla ifade etmişlerdir. Benlik eğer vahyin kontrolü altında tutulmazsa, birçok sapkın düşüncelerin de yetiştiği bir arazi durumunda olacaktır. 

İslam, bu aşağılık ve sapık şeytanî fikir olan ırkçılıkla mücadele etmek ve onu yok etmek için gelmiştir. 

Arnavut kökenli olan Mehmet Akif, ırkçılığın küfür olduğunu şu dizelerinde belirtmiştir:

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne! 

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine. 

“Arnavutluk” ne demek? Var mı Şerîat’te yeri? 

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arab’ın Türk’e; Laz’ın Çerkes’e, yâhud Kürd’e;

Acem’in Çinli’ye rüchânı mı varmış? Nerde!

Müslümanlıkta “anâsır” mı olurmuş? Ne gezer! 

Fikr-i kavmiyyeti tel’în ediyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;

Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!

Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Aslında herkes ırkçılığın ne kadar şeni bir sapkınlık olduğunu vicdanen biliyor. Çünkü herkesin aklı ve vicdanı biliyor ki, hiç kimse kendi ırkını kendisi seçmemiş, ırkına mensubiyeti kendi tercihi, çabası ve emeğiyle olmamıştır. Kişinin emeği ve tercihiyle olmayan hiçbir konuda velev ki faraza bir üstünlüğü olsa da aklî, dinî, insanî ve vicdanî olarak hiçbir şekilde onunla övünme hakkı yoktur. Ayrıca bütünüyle aynı yaratıcının eseri olan ırklar arasında üstün hiçbir ayrıcalık bulunmamaktadır. Bir ırkı üstün görüp diğerlerini suçlamak veya aşağılamak, evvela Yaratıcıya karşı saygısızlık ve hadsizliktir.

Peygamberimiz (sav) ırkçılığı tamamen ret ettiği hadisinde, Kur'an ayetinde de açıkça belirtildiği üzere üstünlüğün ancak takvada olduğunu bildirmiştir. Irkçılığın korkunç yüzü bu noktada ortaya çıkmaktadır. Dinin karşı olduğu, ortadan kaldırdığı ve yerine iman kardeşliğini tesis ettiği ırkçılığa dinî kılıf bulma çabasıdır ki şeytan dahi bunu düşünmemiştir. Karşılık yoktur üstünlük takvadadır diye söylediğiniz zaman ırkçı insanlar "Öyle ya, en takvalı olan bizim ırkımızdır, ecdadımız asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır." gibisinden cevap veriyorlar. Oysa asırlar sonra gelen mirasyedi torunların kendi emekleri olmayan ecdadın yaptıklarıyla övünmeye hakları yoktur. Bir de kimlerin takvalı olduğu yalnız Allahu Teala'nın bilgisindedir; hiç kimse, kimin takvalı olup olmadığını bilemez. Ayrıca takvâ, bireysel bir vasıftır, kurumsal ya da millî bir özellik değildir.

Irkçılığın tehlikeli korkunç yönünden biri de ırkçılığını ilahi bir özellik yakıştırarak ırkını Allah'a ortak koşmasıdır. Bu yönüyle ırkçılık bir tür şirktir. 

Bir diğer korkunç yönü de ırkçılık kendi ırkını üstün diğerlerini suçlu ve aşağı gördüğü için başlarına gelen her felaketlerde, üstün gördüğü kendi ırkına karşı hizmet ve görevlerini ihmal ettiklerinden, ya da bu üstün ırka itiraz etme hadsizliği yaptıklarından dolayı olduğu vehmine kapılarak, merhametsiz, acımasız ve haksız bir tutum içine girmeleridir. Mel’un İsrail’in soykırımına maruz kalmış Filistinliler için, “Bir zamanlar milletimize ihanet ettiler, bunun cezasını çekiyorlar.” şeklindeki ırkçı düşünce İsrail’den daha zalimdir.

IRKÇILIĞIN KORKUNÇ YÜZÜ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.