OKULLAR AÇILMALI/MI?

Salgının ve olumsuzlukları can yakmaya devam ediyor. Her açıdan toplumu tedirginliğe sürüklüyor.

Eğitimden uzun süre uzak kalmanı ve yerine alternatifler koyamamanın verdiği hasar, velilerin bir baskı oluşturması eğitimle ilgili kararların objektif şekilde verilmesini etkiliyor.

Eğitimle ilgili endişeler, endişelerin haklılığı/etkisi ve böylesi zorlu bir salgın karşısındaki çaresizlik anlaşılırdır. Bir diğer anlaşılır olan husus ise elindeki tek çare olan aşı ile okulları yüz yüze eğitime açma girişimleridir. Ancak genel anlamda tüm dünyanın çaresizlik karşısında aynı şeyleri yaptığı hususlarda biz de toplum olarak farklı bir mucize beklentisinde olamayız. Sorun şu ki; krizin yönetilmesinde sağlık dışında da birçok önemli başlık var ve eğitim sadece bunlardan biridir.

Sadece esnaf değil; tüm kesimlerin ve elbette eğitimin önemli bir ayağı olan öğretmenlerin ve tüm memurların ekonomik koşullarının bu süreçte daha da ağırlaşması, yapılan maaş artışıyla gerçek enflasyon arasında ciddi orantısızlıkların olması gibi etkenlerden dolayı yaşanan psikolojik çöküntü ile nasıl ve hangi moralle yeni bir eğitim öğretim yılına başlanacağı merakla beklenen ayrı bir husus. Sadece eğitim ve ekonomi de değil; toplumun ruh sağlığından, birlik ve beraberliğine kadar geniş bir yelpazeye yayılan etkileri oldu salgın sürecinin. Tüm bunlar yüz yüze başlayacak eğitim sürecinin sancılı olacağına dair işaretler.

İkinci yılını yaşadığımız salgın sürecinde yeni bir strateji ürettiğimiz söylenemez.

Mesela hibrit eğitimi başaramadık. Çünkü uzaktan eğitimi başaramadık. Mesele eksiklerimizin olması değil; eksiklerin olması anlaşılırdır. Mesele yanlış yaklaşımdır: Bir an önce salgın bitse de ya da aşılanma gerçekleşse de uzaktan eğitim denen uygulama ve onun getirdiği tartışmalardan kurtulsak anlayışı ile hareket edildiği kanaatindeyim. Oysa yakalanan bu ivme eksiklerin giderilmesine yönelik sürdürülebilir bir politikayla devam edebilir, salgın bitse bile hibrit eğitim (uzaktan ve yüz yüze birlikte) seçeneği oturtulabilirdi. Bu yapılmadığı için ve sadece aşının yeterli bir çözüm olacağı hesaplandığı için geçen yıl bu zamanlarda yaşanan endişeler aynı şekilde yaşanmaktadır.

Aşılar elbette önemli ölçüde katkı sağlayacaktır ama mevcut durumda henüz aşıların tamamen normalleşmeye götüreceği bir sürece ulaşılmış değil. Yani bu yıl yapacağımız başlangıç bu açıdan oldukça önemli. Çünkü havaların soğumaya başlamasıyla 250’lere yaklaşmış ölüm oranlarının daha da artması ve vakaların hastaneleri kilitlenme noktasına getireceğini ihtimali hesaba katılmalıdır. İşte bu ihtimal ve eğitimde geçen yıl yaşananların tekrar edilmesini önlemek için, öncesinde yapılması gereken planlamalar yapılmamış olsa bile, ciddi bir planlama ile başlangıç yapılması önemlidir. Elbette bazı tedbir ve kısıtlamaların farklı şekillerde sürdürülmesi, zorunlu olan faaliyetlerin durdurulmaması şartıyla.

Sonuç olarak naçizane önerilerim şunlardır:

Geçen yıl yaşanan süreçten ders çıkarılarak baktığımızda üniversitelerin, uzaktan ya da hibrit eğitimle bu yıl da devam etmesi. Yanı sıra üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitimi tercih edebilme seçeneğinin de olması.

Üniversitelerin uygulama gerektiren etkinliklerinin, imkanlar ölçüsünde belli bir zaman diliminde yapılacak şekilde planlanması ve mümkünse öğrencinin kendi şehrinde ya da yakın bir şehirde aynı pratiği yapmasına olanak sağlanması.

Bunu yapmak sadece bir planlama gerektirmektedir. Böylece milyonların uzun sürecek ve soğuk mevsimlere denk gelen şehirlerarası insan trafiği önlenecektir.

Yoksullaşmış halkın üzerinden de ciddi bir yük kalkmış olacaktır. Burada bu yıl için ilke şu olabilir: Uzaktan yapılabilecek her eğitim süreci, üniversitelerin kararına bırakılmadan uzaktan yapılması kararının alınması.

Orta öğretim kademesi yani Liseler için de uzaktan eğitim öncelenmelidir ve uygulamalar mümkünse uygun bir mevsimde ve belli bir zaman dilimine sığdırılmalıdır.

Anasınıfları/okulları ve ilkokullarda ise uzaktan eğitimin oturtulması uzun bir süreç gerektirdiği ve salgın sürecinde hibrit eğitim oturtulamadığı için yüz yüze eğitime öncelik verileceği görülmektedir.

Bu öğrenci kesimi milyonlarca çocuğumuzu kapsamaktadır ve kısa sürede yüz yüze eğitime ara vermek zorunda kalınamayacak bir yöntemin/planlamanın en çok gerekli olduğu alan burasıdır. İlkokul kademesinde ve anasınıflarında tüm öğrencilerin tam zamanlı yüz yüze eğitime başlatılması yerine kademeli ve ana derslerin ve kazanım süreçlerinin yüz yüze eğitimle yapılmasının önceleneceği bir başlangıcın daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

İkili hatta üçlü eğitim sisteminin uygulanması.

Dolayısıyla üniversitelerin de dahil edilerek on milyonları bulan tüm öğrenci kesiminin tam zamanlı yüz yüze eğitime başlatılmasının sağlıklı sonuçlar vereceği bir planlama ve başlangıç olmayacağını düşünüyorum.

Devletlerin birçok imkana ulaşmaya güçleri yetmeyebilir ancak planlama, yapılabilecek bir iştir.

Son olarak alınan kararların tekrar gözden geçirilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyorum. Çocukların ve toplumun yeniden olumsuzluk yaşamaması ve psikolojilerinin etkilenmemesi için kararların tekrar gözden geçirilmesini umut ediyoruz.

2021-2022 Eğitim-Öğretim yılının hayırlara vesile olması dileklerimle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsa Dervişoğlu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.