İNSANLARDAN YİYECEK, GİYECEK İSTEMEK

Muhterem Kardeşlerim…

Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin ve hiç yiyeceği yok ise de, sağlam, çalışacak, ticaret edecek hâlde olan kimsenin, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. İstemeden verilmesi ve verileni alması caizdir. Bu kimsenin yiyecek, içecekten başka ihtiyaçlarını mesela, elbise, ev eşyası, kira paraları istemesi caiz olur. Aç veya hasta olanın, oturacak evi olsa da, yiyecek istemesi caizdir. Bir günlük yiyeceği olan, olmasa da, çalışabilecek hâlde olan kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi, yine caiz olur. Parasını harama sarf edene ve israf edene sadaka verilmez.

Efendim;

İnsanlardan istemek zillettir. Tezellül, bayağılık, kendini aşağı tutmak yani zillet demektir. Bir günlük yiyeceği, içeceği olan bir kimsenin, başkalarından yiyecek, içecek, para istemesi, dilenmesi, tezellül olur ve haramdır.

Ebû Ali Rodbârî Hazretleri;

“Dünyayı kazanmakta nefisler için zillet, ahireti kazanmakta ise izzet vardır” buyurmuştur.

Allahü Teâlâ’ya iman eden, Onun emirlerine boyun eğen, başını secdeye koyan, aziz olur. Kendi nefsine, kendisi gibi aciz olan insanlara boyun eğen, dünyalık ele geçirmek için onlara yaltaklık eden de, zelil, hakir olur.

Zillet, aşağılık, hakirlik demektir. İnsan, sadece Allahü Teâlâ’nın huzurunda, kendini böyle aşağı, hakir görür. Yaratanının huzurunda kendini aşağı görmesi, insanı aziz eder, yükseltir. Çünkü ibadet, zül ve zillet demektir. Yani, insanın Rabbine karşı, hakir, aciz, muhtaç olduğunu göstermesidir.

Fazla hediye almak için, az bir şeyi hediye olarak vermek, tezellüldür, bayağılıktır. Zaruret olmadan, herhangi bir kimseden bir şey istemek, dilenmek haramdır. Resûlullah Efendimiz, Hazreti Ömer’e hediye olarak bir şeyler gönderir.

Hazreti Ömer de, bunları almayıp geri gönderir. Karşılaştıkları zaman Peygamber Efendimiz;

- Niçin almadın? diye sual edince Hazreti Ömer;

- Yâ Resûlallah, “En hayırlınız, kimseden bir şey almayandır” buyurmuştunuz, bunun için almadım deyince, Resûlullah Efendimiz;

- O sözüm, isteyip de almak içindi. İstemeden gelen şey, Allahü Teâlâ’nın gönderdiği rızıktır, buyurur.

Bunun üzerine Hazreti Ömer;

- Allahü Teâlâ’ya yemin ederim ki, kimseden bir şey istemeyeceğim ve istemeden gelen her şeyi alacağım cevabını verir.

Herhangi bir ziyafete davet olunmadan gitmek, tezellüldür.

Hadîs-i Şerifte;

“Davet edilen yere gitmemek günahtır. Davet olunmadığı yere gitmek hırsızlık etmek olur” buyuruldu.

Başkasından sadaka istemekte; Allahü Teâlâ’nın nimeti az gönderdiğini haber vermek, kendini zelil etmek ve istenilen kimseye eziyet etmek gibi zararlar vardır. Bunlar, zaruret olmadıkça caiz değildir. Peygamber Efendimiz;

“Aç olan veya bir şeye muhtaç olan, kimseden istemeyip, Allahü Teâlâ’dan beklerse, Allahü Teâlâ, ona bir senelik rızık kapıları açar” buyurmuştur.

Yiyeceği olmayanın, yiyecek istemesi

Bu konuda Muhammed Ma'sûm Fârûkî Hazretlerinin Mektûbât kitabında deniyor ki:

“Bir günlük yiyeceği olmayanın istemesine fetva verilmiştir. Takva ve azimet ise, hiç istememektir. Zaruret hâlinde, istemek mubah olur. Elbisesi olmayanın, giyecek istemesi mubah olur. Çalışıp kazanabilen kimsenin dilenmesi caiz değildir. Din bilgilerine çalışıp da, kazanmaya vakit bulamayanın, istemesi caiz olur. Yazı yazarak kazanabilenin istemesi caiz değildir. Mişkât şerhinde diyor ki; ‘Çalışamayan hastanın, bir günlük yiyecek dilenmesi caizdir. Fazlası caiz değildir. Nafile namaz ve nafile oruç sebebi ile çalışmaya vakit bulamayanın zekât ve sadaka istemesi caiz değildir.’

Sadaka istemekte üç zarar vardır. Allahü Teâlâ’nın, nimeti az gönderdiğini haber vermektir ki, haramdır. Kendini zelil etmektir. Müminin Allahtan başkasına boyun bükmesi caiz değildir. İstenilen kimseye de eziyet etmektir. Zaruret olmadıkça, bu da haramdır. Bunun için, takva sahipleri, kimseden bir şey istememişlerdir. Bişr-i Hâfî, Sırri-yi Sekatî Hazretlerinden başka kimseden bir şey istemezdi. ‘Onun mal verince, sevineceğini biliyorum, onu sevindirmek için istiyorum’ derdi.

Bişr-i Hâfî Hazretleri buyurdu ki; ‘Üç çeşit fakir vardır: İstemez, verince de almaz. Bunlar, İlliyyînde Meleklerledir. İstemez, verince alır. Bunlar, Cennetlerde mukarreblerledir. İhtiyacı olunca ister. Bunlar, Eshâb-ı Yemîn iledirler.’

Zaruret olmadan dilenmek haramdır. Zaruret ve ihtiyaç hâlinde mubah olur. Ölüm hâlinde vacip olur. İstemeyip ölürse, günaha girerek ölür. Resûlullah Efendimiz, Hazreti Ömer’e hediye gönderdi. Hazreti Ömer, almayıp geri gönderince; “Niçin almadın?” buyurdu. ‘Ya Resûlallah; “En hayırlınız, kimseden bir şey almayandır” buyurmuştunuz.’ “O sözüm, isteyip de almak içindi. İstemeden gelen şey, Allahü Teâlâ’nın gönderdiği rızıktır” buyurdu. Hazreti Ömer; ‘Allahü Teâlâya yemin ederim ki, kimseden bir şey istemeyeceğim ve istemeden gelen her şeyi alacağım’ dedi.

Bir Hadîs-i Şerifte; “Aç olan veya bir şeye muhtaç olan, kimseden istemeyip, Allahü Teâlâ’dan beklerse, Allahü Teâlâ, ona bir senelik rızık kapıları açar” buyuruldu.”

Allahu Teâlâ ümmeti Muhammed’i hiç kimseye muhtaç etmesin. (Amin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müslüm ABACIOĞLU - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.