Medeniyete dair yaklaşımlara baktığımız zaman bir tarafta medeniyeti maddi unsurlar üzerinden teknik, şehirleşme veya ekonomik boyutlarıyla ele alan yaklaşımları görürken öte yanda medeniyeti manevi boyutuyla; estetik, sanat, edebiyat ve musiki yönünü ön plana çıkaran yaklaşımları görürüz.

Medeniyete estetik yaklaşım olarak hülasa edebileceğimiz bu yaklaşımın bizdeki öncüleri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Turgut Cansever, Hilmi Yavuz Sadettin Ökten’dir. Ruh-u selim, kalb-i selim ve zevk-i selimdir esas olan. Bunun için de güzelliğe temas etmek gerekecektir. Turgut Cansever’e göre insanın amacı hüsnü muhafaza etmektir. Yani güzelliği korumak ve yaşatmaktır. En güzelin kulu olarak insan güzellikle irtibat kurduğu oranda mutmain bir kalbe ulaşacaktır. Hayata güzelliğin penceresinden bakmaktır gaye; bunun için de sanata yer verecektir, şiire,  edebiyata musikiye yer verecektir. Zira insan kalbi ile vardır, gönlü ile ruhu ile vardır. Gönlü ile arasını iyi tutmak durumundadır.  Kalbini korumak için güzellikle olmalıdır.

“Aşk imiş her ne var âlemde, ilim bir kıyl ü kal imiş ancak.” Aşk üzere kurulan hayatı, aşkla yaşamaktır aslolan. Gönül hayran olacaktır, aşk elinden tutacaktır, aşkla yanacaktır, aşkla olacaktır, aşk gelince cümle eksiklikler bitecektir, hayretle yaklaşacaktır her şeye. Hayretle güzelleştirecektir hayatı.  Onun için her dem güzellikle olacaktır insan. Asli vatanı cennet olan insanın güzellikle irtibatı özünden gelir. Bu bağlamda insanın hayat yolculuğunu, gözünü özünden gelen g(öz)ellik ile buluşturma, güzellik arayışı ve yolculuğu olarak tanımlamamız yanlış olmaz sanırım. İnsan Cemil olan Allah’ın kulu olarak güzel olanın peşinde olmalıdır ki özüne uzlaşabilsin. Medeniyetimizin sanat anlayışı tam da bu durumun tezahür ettiği, sanatı ortaya koyacaktır. Şiirde, musikide, hat sanatında, ebruda aslolan güzellik ile buluşmak olacaktır. Güzelliğin medeniyetine varmak olacaktır.

"Allah romantizmi sever. Duygusallığı seviyor Allah.” Böyle diyecektir; Sadettin Ökten ve devam edecektir. “Bu medeniyetin mensubu için mensub olduğu medeniyetin değerleri ile düşünmek ve buna göre davranmak gerekmekle birlikte, bu hal asla yeterli olmaz, o kimse ayrıca ve öncelikle bu değerler dünyasının duygusal boyutuna da bütün varlığı ile iştirak etmelidir. Kısacası bir Müslüman gibi düşünüp yaşamakla birlikte esas olarak bir Müslüman gibi duygusallığa ve gönül eleminde zenginliğe ve derinliğe sahip olmalıdır.”

Sanat insanın eksikliğini elindeki eserle tamamlama çabası. Parçadan bütüne ulaşabilmek; Kesret’de Vahdet’i ve Vahdet’de de Kesret’i görebilmek ve gösterebilmektir. Görünenden görünmeyene ulaşmak, görüneni taklit eden sanatın; renk, şekil, ses, ritim vs.den yola çıkarak manayı ortaya koyan, anlatan sanata dönüşmesi. Yani amaç göstermek değil görünenin ardındaki hakikati görebilmek. Görünene bakarak, görünmezi görmek, mutlak güzelliğe ulaşabilmektir.  Sanatı trajik olandan, şuurlu olana, manası olana, değerli olana ulaştırabilmektir gaye.

Medeniyete sanat ve estetik açıdan yaklaşımı deruni bir yaklaşım olarak görebiliriz. Maddi, somut ve rasyonel gerçekliklerin karşısına, manayı, irrasyonalizmi, duyguyu soyutu, hakikat arayışını koyacaktır bu yaklaşım. Bugün yitirdiğimiz bir yaklaşımdır bu. Aslında eksikliğini hissettiğimiz birçok şeyin yokluk sebebidir bu. Ruhumuzu yitirdik, güzellik duygumuzu, estetik anlayışı, sanata bakışımızı yitirdik. Nazarımızı yitirmiş olduğumuz için manzaramızdan hoşnut değiliz bugün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.