Geçenay içerisinde, Allah bu fakir kuluna da, Umre yapmayı nasip etti.

Tabiönce Allah’ın takdir etmesi, sana takdir edilen ömür su gibi akıyor deyip buralarabir an önce ‘git’ demesi sonrasın da babamın vesile olması, bu dini vecibeyiyerine getirmek için seyahatte çıkmama neden oldu. Şükürler olsun ki, geçkinyaşına rağmen babamla birlikte kazasız belasız Umre yapıp, yurt edindiğimizyere geri döndük.

Eskiyenazaran Umre yapmak, günümüzde çok daha kolay.

Hemde maliyet açısından hem maneviyat açısından çok kolay.

Tabibiraz parası olan için söylüyorum, çünkü günümüz şartlarında, çok da öyle birkülfet gerektirmiyor.

Bununiye böyle rahatlıkla söylüyorum; eskiye oranla kıyasladığımda çok daha rahatsöylüyorum çünkü geçmişte bu vecibe daha çok emek, zahmet, yorgunluk ve çeşitlitehlikeleri, riskleri beraberinde getiriyordu da ondan. Günlerce, aylarca sürenbir yolculuk sonunda buralara varmanız mümkün iken, bu yolculuk şimdilerdeneredeyse;

“İfritBelkıs’ın tahtını göz-açıp kapayıncaya kadar getiririm…” diyeceği kolaylığagelmiş ya da gelmek üzere… Ki bu da ileride mümkün olacaktır.

Kafilemizsabaha yakın, GAP Havalananından, üç saatlik bir yolculuk sonrasında çok rahatbir şekilde Medine Havaalanına iniş yaptı.

Tabibir uçak dolusu Umrecinin oluşturduğu kafilenin, neredeyse üçte ikisi bayanlardanoluşmaktaydı.

Buamcaların, teyzelerin, abilerin, ablaların çoğu da kırsal kesimden, yaniUrfa’nın köy ve kasabalarından gelmişlerdi birçoğu da birkaç kez Umre görmüşyapmış insanlardı.

Düşününkafilenin yaş ortalaması, neredeyse yetmişe yakındı birçoğu okur-yazar değildi,varın bu işin zorluğunu siz tahmin edin.

Çokşükür kazasız belasız sabah Medine Havaalanına indik.

HavaalanıMedine’ye tahminen 15-20 km. uzaklıkta.

Malumunuzüzere, yurtdışı yapanlarınız bu işi daha iyi bilir, pasaport kontrolüdür,emanetlerdir, bagajdır, ıvır zıvırdır, üst aramalarıdır, kemeri indir, bozukparaları dökül vs.

Xrey cihazından geçiyorsunuz üzerinizde firkete (inne) bile olsa meret ötüyorhadi arttan baştan. Yani anlayacağınız insanı bezdiren, söylenmesine neden olanzorluklardan birkaçı bu saydıklarımız. Tabi kabul etmek gerekir ki tüm buönlemler insanların rahatı için, kazasız belasız tekrar yerine yurduna dönmesiiçin.

Havaalanında bekleyiş içersin de olan ve ürkektavşanları andıran kafilemiz, en ufak bir kıpırdamada, fuzuli bir konuşmada,el-kol hareketinde, oturduğu yerden hemencecik ayaklanıyor, sıraya dizilmeden,hak hukuk bilmeden, laf söz dinlemeden öne geçmenin, bir yerlere kaynak olmanıngayreti içerisine giriyor.

Şehirbu sabah kahverengi, çöl ve kum buranın rengini sabah sabah bizlere bariz birşekilde belli ettiriyor. Zaten Arabistan denilince aklıma sıcaklık, çöl, deve,bedevi geliyor ama en çok da aklımda olan mübarek şehir Medine var, bir deMekke-i mükkereme var tabi ki… Medine’yi Medine yapan, maşrıktan mağribe birİslam medeniyet vücuda getiren, iki cihan serveri, Hz. Muhammed S.A.V kabrişerifleri olan Ravzavar. Beni; bir an önce Medine’yi Münevver’i, Ravda’yı,Mescidi Nebeviyi görmenin heyecanı sarıyor. O an gözlerim nemleniyor, içimdefırtınalar kopuyor, tufanlar dolanıyor!

Resulullah’ınMezarı Şerifini görmeyi nasılda arzuluyorum Allah’ım.

Ellerimiaçıp;

”Ya Resulullah bak ben geldim! Dedemiz, babamız İbrahim’in doğduğu yerdenHalilullah’ın memleketinden, seni bağrına basan şehir, Medine’ye geldim yaResulullah!

Senigörmeye geldim ya Resulullah!

Zamanı,mekânı ortadan kaldıran, ‘ol demesi ile her şeyi ‘ol’a çeviren, onukolaylaştıran Allaha sonsuz şükürler olsun ya Resulullah!

Bufakiri, bu biçareyi ne olur şehrinde birkaç günlüğüne misafir et ya Resulullah!

Mekkede olduğun günleri hatırla ya Resulullah!

Sanaher türlü işkenceyi reva gören, rıza gösteren, seni yerinden, yurdundan sürüpburaya gelmeye sebep olan o günlerin hatırına bizi/bizleri kabul et!

Beni,bizleri misafirin olarak kabul et ya Resulullah!”

Diyeceğimo saatleri, o dakikaları, nasıl da iple çekiyorum ya Resulullah!

Nihayetişlemler tamamlanıyor.

Bizişehir merkezine götürecek otobüsler gelmiş biz; ‘hurraa’ binip doluşuyoruz.

Verelini Medine…

MescidiNebevi Camiinin minareleri nasılda göğe şehadet parmağı gibi uzamış, uzaktanuzağa yeşil kubbede görünüyor.

Aracımızcenneti Bakiyenin yanından geçiyor.

Rehberimiz;

-Bakın sağ taraftaki mezarlık Cenneti Bakiye, arka tarafta Ravza görünüyor…

Elaçıp Fatihalar okuyoruz.

Tabiyolda gelirken lebbeykler, tekbirlerde arabamızın içerisinden eksik olmuyor…

Nihayetotele varıyoruz.

OtelimizMescidi Nebevinin hemen dibinde… Aramızda ancak 100 metre var-yok gibi…

Oan da başımı çeviriyorum, en net şekilde yeşil kubbeyi görüyorum.

İştenebiler nebisi, efendiler efendisi, iki cihan serveri Hz. Muhammed S.A.V kabrişerifleri burası ne kadarda yakınız artık.

Sağında-solunda,yanında hem bu dünyada, hem öbür dünyada arkadaşları, dostları, canları Halife Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer R.A mezarı şerifleri var.

Aynıgök kubbenin, yani yeşil kubbenin içerisindeler.

Budefa da otele yerleşme eziyeti başlıyor.

Kafiledeyine bir hareketlenme var herkesler oda anahtarı almanın peşinde.

Yok;bana şu kattan ver, yok bana şu odayı ver, yok benim odam şu katta olsun, şukadar kişi olsun, önce ben yerleşeyim vs.

Birkargaşadır, bir curcunadır devam edip gidiyor bakalım nereye kadar.

Benve babam çantalarımızın yanına çökmüş olanları, tüm yaşananları sadeceseyrediyoruz.

Yineinsanımızda söz anlamama, hak, hukuk riayet etmeme, hoşgörüyü sağa-sola savurmahad safhada sabır bir kez daha rafa kalkıyor.

Ensafımız, en bextereşimiz bile, böyle durumlarda, dokuz canlı oluyor her nehikmetse!

Bizsabrediyoruz çünkü burada sabretmesek nerede sabredeceğiz onu düşünmek lazım.

Babamcılız olsa da tepki koyuyor, kızıyor kendi kendine söyleniyor.

Tesellietmek tabi ki bana düşüyor.

Buralardao klasik laf herkesin ağzında:

-Hecisabır! Sabır!

Neysebüyük bir çoğunluğunun odası nihayet belirleniyor.

Herkesanahtarlarını zor olsa da alarak, çantalarını alıp, asansöre biniyor, odalarınayerleşmeye dinlenmeye çekiliyor.

Odasıbelirlenmeyen anahtar almayan birkaç kişi kalıyoruz.

Buoda taksimatı yapan arkadaşın, arkadaşların işi hakikatten de zor çünkü kimselaf anlamıyor, anlasa da dinlemiyor, dinlese de uygulamıyor.

Babamınkızıp, biraz yüksekten söylendiğini duyan şirket sahibi yanımızı yaklaşıp:

-Ahmetabi sabredin, birazden sizi de gönderacağam… Demesi ile devreye giriyorum:

-Abeygözisevim! Sabretemediğ de ne yaptık… İki saattir, “Medine Fukarası” kımın buradaduriyığ, daha ne edağ!

Evet.

İlkdefa bir deyimi belki farkında olmadan, yerinde, yurdunda kullandım çünkü bizMedine’de idik.

Herne kadar bu deyim Mekke'ye alınmayan dilencilerin, Medine'ye gönderilmesindendolayı, bir tür hor görme gibi olsa da bize uydu.

Tabiaklıma Antep ve Urfa arasında ki çekişmede gelmedi değil!

Nasılyani?

Nasılolacak; Antep, dilencilerini, fakirini, fukarasını, Suriyelisini, işineyaramayanını kamyona doldurup getirip Urfa’ya bırakmıyor mu?

-Bırakıyor…

Ee…

NeEe…

Mekkeolabilirsiniz ama mesele biraz da Medine olmak değil mi Avdoulla

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.