Nihayet otel odamıza yerleşiyoruz, onuncu kattayız, pencereyi yarıbeline kadar açıyorum. Mescidi Nebevi ve Yeşil Kubbe, bütün ihtişamıyla gözümünönünde duruyor, ben de birkaç dakika öylece hareketsiz seyrediyorum.

Aşağı inip oraya kadar koşasım geliyor

Nebinin huzuruna varasım geliyor

Esselamun Aleyküm ya Resulullah diyesim geliyor!

Mescidi Nebevi dedim de…

Peki, Mescidi Nebevi ne zaman inşaa edilmiş merak ediyor musunuz, ?

Hemen söyleyelim;

Son Peygamber, kutlu Nebi S.A.V ile birlikte Medine’ye hicret edenResulullah ve onun dava arkadaşları tarafından inşa edilmiş.

Resulullah bizzat Mescidin, inşaatında taş taşımış, bedenen çalışmış.

Peki, Yeşil Kubbe de kimler metfun?

Yeşil Kubbede sadece Hz. Muhammed Efendimiz yok Halifeler Ebu Bekir R.Ave Ömer bin Hattab R.Akabirleri de Resulullah S.A.V ile yan yana ebediistirahatgâhların da uyuyorlar.

Bir rivayete göre Aişe Annemiz buraya yani Yeşil Kubbenin bulunduğuyere defnedilecekmiş ama o yerini, adil halife, adalet timsali Hazreti Ömerefendimize bırakmıştır.

‘Nebevi"  kelimesi,Arapça’da; ‘peygambere ait’ yer manasına geliyormuş.

Mescid-i Nebevî’nin anlamı ise; ‘Peygamber Mescidi’ imiş…

Mekke-i Mükerreme de bulunan Mescid-i Haram'dan sonra, inancımıza göreyani Müslüman dünyası ve inancına göre ikinci en kutsal mescit olaraktanınmakta, bilinmekte.

Medine de bulunan, ‘Mescid-i Nebevî’ ya da ‘Mescid-i Nebi’ ilkyapıldığı haliyle durmuyor?

Tabi ki hayır.

İlk yapılışından günümüze çok değişiklikler olmuş.

O günün koşullarında çok basit bir şekilde inşaa edilmiş ise degünümüz ile ilk yapılışında ki görünümü çok farklı tabi ki… Mesela sütunları,hurma kütüklerinden, işte efendim çatısı, hurma dallarından, ne bileyim işteduvarları taşlardan meydana geliyormuş.

O dönemlerde, bitişiğinde ev varmış, yani bugünkü Peygamberefendimizin kabrin olduğu yer de kerpiçten bir ev yapılmış.

Yani Mescit ilk yapıldığında, ne mihrabı, ne de minberi varmış, onuniçin Kutlu Nebi Cuma hutbelerini ve vaazlarını, minber olmadığı için, ağaçkütüğü üzerine çıkarak cemaatten hafifte olsa bir yükseklikten yapıyormuş.

Yine Mescidin ‘Suffa’ denilen bir bölümü fakirlere ayırmış.

Mescit; Peygamber efendimizin vefatından yaklaşık 22 yıl sonra birdeprem ve çıkan bir yangın sonrası yanmış, geçen zaman zarfında; Emeviler,Abbasiler, Memlukler ve Osmanlılar, Suudi Karalığı tarafından, zaman zamanonarımlar yapılmış, yıkılan yerler tamir edilmiş, genişletme çalışmalarıyapılmış, halen de yapılmaktadır.

Umrede, ikinci günümüzdeyiz.

Babamla sabah namazına gidiyoruz.

İnsanlar akın akın dört bir taraftan mescidi Nebeviye gelmiyor adetasu misali akıyor.

Herkesin üzerinde rahat elbiseler var ayaklarında terlik, sabah ezanıhangi makamla okunuyor bilmiyorum ama müezzinin sesi Medine göklerindeyankılanıyor.

Ezanı dinledikçe, köle Bilal‘dan Hz. Bilal’e geçişinin resmigeçidinibir an olsun anımsamaya çalışıyorsunuz.

Dönemin cahiliye Arap toplumunu, barbar toplumunu, medeni bir seviyeyeçıkartan, insanları özgürleştiren, kâinatın tümüne hitap eden, İslam Dini veakaidi o döneme yeni bir soluk getirmiş.

Son Peygamber ve onun getirdiği ilahi nizam; kavmiyetçiliği, insanrengini, konuştuğu dilin hiç bir öneminin olmadığını üstüne basa basavurgulamış, özellikle de ırkçılığı, kan davasını, köle ticaretini, kızçocuklarını diri diri gömen toplumu uyarmış, dinin emri gereği, gelen vahiy ileyasaklamış.

Önemli olanın, takva olduğunu, yaratıcıya yaklaşma konusunda, şirktenuzak durulmasını, yaratıcıya hiçbir şeyin eşdeğer ya da aracı olaraktutulmamasını emretmiştir.

En güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Kutlu Nebi, hakkın,hukukun, erdemin, güzel ahlakın bu dinin temel kuralları olduğunu belirtmiş, buözelliği ile kısa zaman içerisinde bütün bir coğrafyayı kuşatmış yığınlakitlelerin bu dine girmelerini sağlamıştır.

İşte böylesi duygular içerisinde Mescidin her noktasını gezmek,görmek, ibadet etmek, hakikaten bir bahtiyarlık.

Yine eğer yanlış saymadıysam, Mescidin yedi minaresi var, estetikaçısından da güzel bir görüntü arz ediyorlar, hele gece ışıklandırmaları, birbaşka güzel minarelerin.

Cennet-ul Bakiye, mezarlığının kuzey batı ucunda inşaatlar devamediyor.

Büyük bir ihtimalle Mescidi Nebevinin genişletme çalışmalarının birparçası olsa gerek.

Onlarca, yüzlerce, koca koca vinç her tarafı kaplamış durumda.

Resulullahın Mezarı şeriflerinin, yani Yeşil Kubbenin yanında durupbaşta Peygamber efendimize ali efradına selam verip birer Fatiha okuyorum.

Resulullah efendimizin makamı şeriflerinin, mezarı şeriflerinin, ilkdefa bu kadar yakınına sokulabildim. Babamla içeri geçip sabah namazınıkılıyoruz.

Her taraf ışıl ışıl, kemerler, revaklar, sütunlar göz alabildiğinceuzayıp gidiyor.

Bu manzara, beni sanki bin yıl geriye götürüyor… Maa Mağribe, oradanEndülüs’e, Kurtuba’ya, Elhamra’ya… Yani Endülüs Emevi devletinin bir zamanlar kökbulduğu, sonra sök saldığı ve uzunca bir süre burada hüküm sürdüğü yere… Hükümsürerken de İslam medeniyetinin estetikte, sanatta, mimaride, kültürde doruknoktaya ulaştığı bu topraklar nedense bir an gözümün önünde canlanıyor.

Mescidi Nebevi’deki mimari tarz, kemerler, sütunlar o dönemiçağrıştırıyor ama ne yazık ki bin yıldan daha fazla geride kalan o medeniyetinestetiğini yakalayamamış üzerine pek bir şey koymamış günümüz mimarisi, oestetiği yakalaması da mümkün değil.

Burası Mescidi Nebevi… İki milyar Müslüman için büyük bir öneme sahip.

Yerler mermer ama kemer ve sütunlar betonarme kaplama ve kaplamalardasuni mermerden yapılmış yani doğal mermer kullanılmamış.

‘Niye suni mermer…’ diyeceksiniz çünkü istediği şekli vermek kalıbadökmek mümkün.

Bu tarz yapıların, girintisi, çıkıntısı işlemeleri, süslemeleri bololur.

İşte böylesi durumlarda suni mermer daha bir kolaylık sağlıyor daondan.

Yeşil Kubbenin arka tarafında orta kısmında mescidin üstü açık…

Böyle bir tarz tasarlanmış.

Bu tarz yapıların, sıcak geçen mevsimsel nedenlerden dolayı ve yağışınçok az olduğu Ortadoğu coğrafyasında yer yer rastlamak mümkün.

Bu tarz cami ve mescitleri Mısır’ın Başkenti Kahire’de TolunoğluCamiinde de görmüştüm.

Yeni yapı bazı camilere de uygulamışlar.

Ama Mescidi Nebevi’deki fark, o bölümde yani üstü açık bölümde,açılan-kapanan dev şemsiyeler yerleştirmişler, bu şemsiyelerde, çok rahat birşekilde açılıp - kapanan cinsten devasa şemsiyeler.

Yaz aylarında özellikle sabah ve ikindi vakitlerinde bazı durumlardageceleri bu şemsiyeler açılarak, içeriye hava sirkülasyonu sağlanıyor.

Gündüz sıcaklarında ise kapanarak, gölge olmasına imkân veriyor.

Yine her sütunun özelliklede yerle bitişen noktalarına merkezi sistemile çalışan soğutma sistemi var ve çok ustaca bir şekilde buralarayerleştirmiş.

Yine Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerimi okumak isteyen herkesin çokrahatlıkla ulaşabilmesi için kolonların sağına soluna raflar yapmış adamlar.

Ayakkabıların konulması için birçok noktada ayakkabılıklar var.

Girişte galoş, naylon poşet alınarak ayakkabılar içerisine koyulupburalara bırakılıyor çıkarken de çok rahat bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.

Yine koridorlara ve iç kısımdaki birçok noktaya, büyük mataralariçerisine zemzem suyu konulmuş, isteyen istediği dakika da, buradan rahatlıkla,bir içimlik plastik bardaklar da, zemzemi içebiliyor.

Mescidin bazı noktaları, çok iyi ışık almasına rağmen ışığınulaşamadığı yerlere, karanlıkta kalan noktaların ışıklandırmalar da çokmükemmel bir şekilde yapılmış.

Yanan ışıkların hiçbirinde kablolar görmek mümkün değil.

Her şey sütunların içerisine, yukarıda, tavanda, kemerlerin içerisineçok ustaca gizlenmiş.

İnsanı rahatsız eden herhangi bir görüntü kirliliğine pek şahitolmuyorsunuz.

Her şey yerli yerinde, süslemeleri de cabası…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dilek 2 yıl önce

Dualarınızla bizede nasip olur inşAllah gidip görmek esselamu aleykum ya ResulAllah demek