UA-89691712-1

Şimdi birileri ‘yaw mizahla Urfa yan yana gelir mi...’ diyebilir.

Bu toprakların mayası mizahla yoğrulmuş hatta ve hatta mizahlakutsanmış.

Bu kadim coğrafyanın her şeyi mizaha döken bir yanı var.

Kürtler şakaya güldürüye espriye adına ne derseniz deyin ‘Mezeke…’derler.

Alaya alan ama güldüren kısmına da ‘Miskere’ derler.

Sanırım mezeke mizahın karşılığı ‘Miskere’ tamamiyele maskara anlamıtaşıyor olabilir.

Tabi bu benim yorumum,

ha sahip çıkmasanız bu benim sorunum.

Peki, Mizah ne?

Mizah da içinde izahı barındıran tek başına bile açıklamayıgerektirmeyen eylem, söz, darbımesel yani hayatın güldürücü yönünü ortayaçıkaran bir sanat türü.

Fabl hayvanları konuşturup ders alıp-verirken, mizah insanı konuşturupbir yerde ders alma-verme hadisesidir.

İnsanı gülmeye ve düşünmeye sevk eden her şey mizahın bir parçasıdır.

Her insanın kodlarına önceden yüklenmiş az veya çok mizah-i bir genvardır her insan illa ki mizahi bir yüzün sahibidir.

Mizahı sadece yapılan espri olarak algılamamalı.

Mizah dediğimiz şey,

bir fotoğraf veya resim olabilir,

bir karikatür olabilir,

birine ders vermek uyarmak için düz bir yazı olabilir…

yani illa ki komik bir fıkra olması gerekmiyor.

Şimdi bana; ‘ e bunun rengi var mı?’

Var tabi ki.

Mesela ‘Kara mizah… ‘

yapılan şakanın, esprinin, komikliğin kara bir şey olduğunu sakın düşünmeyin.

Güldüren,

güldürürken düşündüren,

düşündürürken gülümseten,

esneten yumuşatan, gevşeten yumuşak bir yanı vardır mizahın.

Mamafih mizahi eserleri sadece şaka içerdiğini düşünmeyin,

güldürme maksadıyla söylenip anlatıldığı gibi,

yazılıp, çizildiği gibi,

belli fikir ifade etmek için de pek ala kullanılabilir.

Karikatür, hikâye, roman, komedi, nükte, fıkra, hiciv, taşlama

hatta birilerini haşlama niyetiyle yazılan, çizilen ve bu şekilde karşımızaçıkan eserlerin ortak özelliği işin içinde “espri”nin olması.

espri adı verilen can alıcı noktaların, eserin ayrıntıları arasındayer alması

böyle bir yeteneğin eserin içersin de gizlenmesidir.

mizah, nüktenin ve esprinin, sırası gelince beklenmedik bir anda söylenmesidir,

yani bir yerde; “daşın gediğe” koyulması hadisesidir.

Aslında, en kaba şakadan, en ince espriye kadar bütün mizah örnekleri,birbiri ile uyum içersin de olaylar arasındaki çelişkinin birdenbire ortayaçıkarılması esasına dayanır.

Mizah aynı zamanda gelenek ve göreneklerin, toplumsal kurallarınsorgulanmasında da çok önemli bir rol oynar.

Mizahın iki temel amacı vardır, saldırma ve savunma amaçlı olmasıolarak tarif etmek mümkün!

İnsanın topluca yaşamaya başladığı dönemden itibaren, mizah da ortayaçıkmıştır ve şehirleşmeyle birlikte daha da soyut bir hal almış ve dolaylı birözellik kazanmıştır diyebiliriz.

Tarih de mizahı, bedensel şiddetten ayırıp, keskin dilli bir sanatadönüştüren, Helenler yani Atinalılar olmuştur.

Doğu insanı ve coğrafyası da; şiddetin hüküm sürdüğü bu coğrafyadamizahı nefes almak biraz olsun şiddetten arınmak için kullanmışlardır.

Örneği kendi köyden Kepirce’den vereyim.

Dayı yeğen olmuş uzun bir zaman biri birine kız alıp- vermiş olanlar,vakti zamanı geldiğinde birbirlerine düşmüş ortalığı karıştıranlar her zamanolmuş her zamanda olmaya devam edeceklerdir.

Eski dönemlerde köy yerinde en büyük silah taş dı ilk kavga taşlabaşlar sonra devreye diğer materyaller girer. İki taraf birbiri ile kavgayatutuşmuş komşu köy olan Yaylak’a taraf birbirlerine sürmeye başlamışlar, bu halepey devam etmiş aralarından biri beyaz bayrağı çekmiş ellerini kaldırmış taşkesilmiş. Aralarından birini göndermişler hele gidin dertleri ne sor gel…

Yanlarına varıp ha Apé Hesen Çiye?

‘Yaw her ne kadar kavga ediyorsak da, birbirimizin canınakastediyorsak da… hele bi durun, biraz soluklanağ, biraz su içağ, biraz istireheatedağ, gene kaldığımız yerden devam ederiğ kavğamıza…’ demiş!

Bu olay bize neyi gösteriyor;

Şakayı, mıskereyi, komediyi, mizahın nasılda, en zor durumda bileyapıldığın, kullanıldığını gösteriyor!

Onca kavganın patırtının arasında ancak bizim gibi toplumlardarastlanır.

Neyse…

Ortaçağda kilise ve kralları alaya alan masallar, şenliklerde,panayırlarda, festivallerde, halkı eğlendiren öykü anlatıcıları ve gezginler,bu dönemde açık cinsel çağrışımları ön plana çıkaran yeni bir mizah türünügeliştirdiler ve yaygınlaştırdılar.

20. Yüzyılın başlarına geldiğimizde yeni bir mizah türü doğdu.

Komik öğelerin yanı sıra ürkütücü ve korkunç öğelere de yer verenyukarıda da bahsettiğimiz adın kara mizah dediğimiz bir mizah türü ortayaçıktı.

Siyasal mizah da işte tam bu dönemde önem kazandı, gelişti ve giderek deönem kazanmaya devam ediyor.

Tabi özgürlük alanın, hoşgörü sınırlarının kısıtlanmadığı, daralmadığıyerlerde.

Urfa da epey miktarda mizah var inşallah ileride bunları da yazarız,yazmaya çalışırız lakin Urfa da şöyle bir risk var, deliyi yazarsın, divaneyiyazarsın, remteleyi yazarsın, doluyu-boşu yazarsın sana fatura çıkartırlar.Çünkü ya birilerinin dayısıdır, amcasıdır, halasıdır, teyzesidir, akrabasıdırsen deli dediğin zaman hemen karşılığı gelir; ‘ o senden akıllıydı asıl delisensen!’

E babo…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.