Âcizane olarak bizi yakından tanıyanlar; duyup ve bildiğimiz her taziyeye koşulsuz ve karşılıksız olarak gittiğimizi bilirler… Belki de, taziyelere gitmekten veya halka karışmaktan başka bir işe yaramadığımızdan mıdır ne bilemem ama; her Müslümanın başına gelen müşkülat ve sıkıntısını kendimize dert edindiğimizi biliriz… Tabi bazılarınca, bu gibi ifa ve vefa davranışları; her ne kadar bir kesim tarafında önemsenmese de; Müslümanın Müslüman kardeşinin üzerindeki haklarından birisi de, öldüğünde; onun taziyesine gitmek olduğu inancını taşımamızdır!...

                            Her neyse, geçenlerde, mahallemize yakın bir mahalle de; tanıdık dostlardan birinin amcasının vefat ettiğini duyunca, birkaç akrabamla, kalkıp taziye evine gittik… Sünnet-i şerife gereği, merhum için ettiğimiz duadan sonra; ölüm üzerine birkaç da kelam eyledik… Tabiatıyla, sık sık Namaz ve önemine vurgu yapınca; tam çapraz karşımızda yamuk yumuk ve biçimsiz bir şekilde oturan bir bedevinin: “Ya Hocam! Şu namazların tümünü insan bir kerede kılsa olmaz mı? diye, çamura taş atarcasına orta yere cıvık bir laf atınca; bir daha ve yeniden, bedeviliğin sadece geçmişte taşralı olup ta medeniyetten habersiz olanlara ait bir sıfat ve karakter olmadığını, bilakis her devir ve zamana şamil olduğunu anladım ve çok üzüldüm.

                            Ne demek? Namazların cemi? Yani, beş vakit namazı birden ve tek vakitte hepsini üst üste kılmak! Tam bir terbiye ve inanç yoksunluğudur bu! Hani insan dese ki bu gibi mahlûklar, Y. Nurive gibilerinin sabık fikirlerinden mi esinlenmiş acaba?Yok, zaten adamın cahil olduğu; her halinden beli ve bedevice olan tavırları kendisini ele vermekte! Konuştuğu halde, konuşmasına sırıtanların zır zır cahil olduklarını hiçbir zaman unutmayalım.

                            Hani şu sıralar, siyaset ve bürokrasi çevrelerinden; Türkçe ezan ve Türkçe ibadet geri gelsin diye nara atan bazı kanı ve mayası bozuklar var ya; işte, namaz vakitlerinin birleştirilmesini talep eden mezkûr huysuzlarda, tıpkı onlar gibi, Namazla ibadetle alakaları hiç olmayan şu “modern zaman” diye göklere çıkarılmak istenen buasrın sosyal (!) bedevileridir… Edep ve ahlaktan uzak her nasipsiz, her çağ ve zamanda; böyle sulu, mesnetsiz ve yersiz isteklerle insanları meşgul ettikleri vakadan!...

                            Ne ki, bizi ve birçok mütedeyyin insanı üzen şeyin, bu gibi iddia sahiplerinin; cami, Kur’an, ibadet, sohbet ve Müslümanca yaşamaya çalışanların semtine uğramayı kendilerine zül ve gericilik saydıklarıhalde; dinimeseleler konusunda cesurca fikir beyan etmelerinin önünde, hiçbir kanuni engelin olmaması… Gelişmiş olandünyanın şu zaman diliminde, hala yüz yıllarca gerilerden seyreden bu gibi ilkel ve cühela ’nın; sağlam bir yol bulmaktan aciz olup ve bedevikalmakta ısrar etmeleriise tam bir hüsran-ı azimdir. Modern bedevilik, kişinin okuyup okumadığı veya zengin fakir olduğuyla alakalı bir sıfat değildir… Modern bedevilik; ilkellikten, cahillikten, taklitçilikten, dine ve dindarlara karşı, (dini-dar) olmaktan vaz geçmeme ameliyesidir!...

                            Adam birkaç tane Üniversiteyi bitirmiş de olabilir, lakin; şayet hakkı ve hakikati bilmekten aciz, insanın yaratılış gayesinin Allah’a kulluk; insanlığa faydalı birer insan olmak olduğunu bilmiyor, inkar veya yarı inkar gibi (şirk, küfür, ateizm, deizm vs.) insanın ebedi hayatını hüsrana çeviren fikir ve ideolojilerle kafa yorup savunmakta ısrarcı oluyorsa; işte bu gibi zatlar hem bedevi hem de mürekkep yalamış cahillerdir… Evet, aslında bedevi demek, taşralı şehir görmemiş; sosyalleşememiş, insan kalabalığına karışmamış ve kendini ifade etmekten aciz olan kişi demek olsa da… Bizce, asıl olan bedevilik; hak ve hakikatin güneş gibi parlak olan yüzünü görmeyecek kadar kör, hakikati duyamayacak kadar sağırve haykıramayacak kadar lal dilsiz; okumuş ama okumasından hiçbir şey anlamayan kişi veya kişiler demektir…

                            Tarihte cereyan etmiş, bunun gibi pek çok örnek gösterilebilir mesela! İslam’ın Mekke ve Medine dönemlerine bakıldığında, karşımıza okumuş ama bedevilikten kurtulamamış; edebiyat, şiir ve hitabet kesiminden kalabalık bir kitlenin olduğu görülecektir! Yani, lafı fazla uzatmak konunun ana temasını dağıtmaktan başka bir işe yaramayacağını bildiğimizden; Her çağ ve zamanda, nasıl ki hak ve batıl sürekli mücadele halinde olup sürecekse; Dini-Dar olan bir kitle bedevi ve bedevilik de sürüp gidecektir… Siz, siz olun, sakın modern zamanların bedevileriyle asla tartışmaya girmeyin; sonra kendinize kızabilirsiniz… Selam ve dua ile. 25 Ekim 2018.   

                           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.