Cenab-ı Hak,kudret ve azametini kullarına göstermek ve kendini onlara tanıttırmak içinkâinatı harika eserlerle donatmıştır. Yaratıp şuurlu gözlerin bakışlarınasunduğu eserleri ve kâinatta her gün gerçekleştirdiğifaaliyetleri olağanüstüdür, benzersiz ve kusursuzdur ki biz buna “mucize” adınıveriyoruz. Fizik, Kimya, Matematik gibi deneysel ilimler kâinattaki buyaratılış mucizesi eserleri incelemektedirler. Demek bu eserler, görenlerihayran bıraktığı gibi ilimlerin konusu olmakla da son derece ilmîdirler.

Ancak ateşekülleri kaplayan zaman, olağanüstü mucizelerin üzerine de bir perde çekiyor.Sıklıkla görmek ve yaşamak bir alışmışlık oluşturuyor. Bunun sonucunda da“harikalık” perde altında kalıp sıradanlık meydana getiriyor. Hayrette bırakanharikalığı gizleyen perdeye biz “ülfet perdesi” diyoruz. Bu perdeningizlemesi sonucu, akılları hayrette bırakan mucize, sıradan bir duruma geliyor.O halde ülfet perdesi gerçeklerin üzerini örten bir perdedir. Eskiden “tabiat”şimdi de “doğa” dedikleri şey aslıda ülfet perdesinin değişik isimleridir.Mucizeyi sıradanlaştırma çabasından ibarettir.

Çiçeklerdenböceklerden tutun, göklere ve yıldızlara kadar her şey mucizedir. Eğri büğrüçubuklara çamur yedirilerek salkım salkım üzümlerin yaratılması; küçücükzehirli bir sineğe en güzel bir gıda olan balın yaptırılması; ineklerin,koyunların birer fabrika gibi çalıştırılmaları;kupkuru bir tarladakikarpuzlardan her birine bir kova kadar şekerli su doldurulması; tuzludenizlerde tuzsuz balıkların yaratılması ve yağmurun yağması gibi eserler veolayların hepsi mucizedir.

Örneğin, sürekligöz önünde cereyan eden ve insan gözünde sıradanlaşmış olan yağmuru ele alalım:Her yıl yeryüzüne düşen yağmur suları bir araya gelse, Akdeniz büyüklüğünde birdeniz meydana gelir. Demek ki her yıl Akdeniz büyüklüğündeki bu deniz, gökyüzünekaldırılıp yeniden yeryüzüne indiriliyor, yer altı kanallarında dolaştırılıpkaynaklarla insan istifadesine sunuluyor. Hiç yağmur yağmayabilirdi, yağmurdurmayabilirdi ya da damla olarak değil de oluk halinde yağabilirdi. İşte bu üçfelaketten bizi koruyan Allah, meleklerini seferber ederek yağmuru rahmetedönüştürüyor.

Mucizelerin hergün tekrar etmesi, ülfet perdesinin kaplamasına yol açar. Söz konusu bu ülfetperdesi zamanla mucizeyi sıradanlaştırır ve bu da gafleti sonuç verir. Gaflet,sürekli zinde tutulması gereken aklın hayretini, merak ve ilgisini söndürür.

Allah’ın eser veicraatlarındaki benzersizlik ve kusursuzluk yani mucizelik algısı, Kudret vevahdaniyetini akla hissettirmektedir. Bu da kulun Allah’a bağlılığını arttırır,imanı kuvvetlendirir. Oysa ülfet perdesinin yol açtığı sıradanlık ve gaflet, bubağı zayıflatır. Şeytanın bir vesvesesi veya zayıf bir şüphe dahi kulunyaratıcısıyla ilgisini koparabilir. Ülfet perdesi bu açıdan tehlikelidir.

Ülfet perdesininzihinlerdeki bir diğer sakıncası da şudur: Harikalıktan düşen, yaratılış düzeniningenel kuralına aykırı ve mükemmel fıtratın dışına çıkan nadir ve istisnai bazıdurumlar,kişinin dikkatini çeker. Şeytanın kopardığı teşvik velvelesinineğilimiyle insan ona odaklanır.Ama sayısızca yaratılan kudret mucizelerisıradanlaştığı için, ilgisini çekmez. Örneğin iki başlı veya üçayaklı birinsanın doğumu istisnai ve süregelen fıtri yaratılışın dışındadır. Böyle biristisnaya odaklanır ama milyarlarca vücutça muntazam doğanlar onun ilgi alanınagirmez.

Dikkatli birtefekkür, mucizenin üstünü örten ülfet perdesini yırtabilir.Kur’an-ı Kerimsıklıkla “Düşünmüyorlar mı? Niçin düşünmüyorlar? Niçin tefekkür etmiyorsunuz?”şeklinde tefekküre ilişkin uyarılarda bulunmaktadır. Peygamberimiz (ASV) “Birsaat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır” buyurarak butefekkürün önemine dikkat çekmiştir. (Suyutî, Camiu’s-sağir, 2/127

Kur’an-ı Kerim’inen önemli belağat özelliklerinden biri de ülfet perdesini yırtarak mucizeyinazara vermesidir. Kur’an, bununla ilgili örneklerle doludur.“Onlar deveyebakmıyorlar mı nasıl yaratıldı?”(Ğaşiye,17) ayetiyle bir kudret harikasıolan ve insanların gözünde sıradanlaşan devenin yaratılışına dikkat çekerekdüşünmeyi ve mucizelik yönünü görmeyi sağlamıştır.

Mucizeninsıradanlaşmaması için Kur’an’ı okuyup anlamak, ayetlerinde tefekkür etmek vebununla düşünceyi canlı tutmak yeterlidir. Şeytanın zihindeki tahribatı daönlenmiş olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.