Müslüman verdiği söze bağlı insandır, bir söz verdiği zaman yerine getirmeye gayret eder.Müslümanın sadakati imanı gereğidir.Müslüman suyun mecrasında aktığı gibi, rüzgarın meyveyi döllendirmek için estiği yönler gibi sözünde durur.Halkın ve sosyal çevrenin içerisinde sözünde durması ve ahde vefası ile tanınır, kimse onun vereceği sözden caymasını beklemez ve bundan endişe etmez.Yemin ile verilen söz de durulması arasında fark yoktur, ikisi de ortak payda da buluşur şöyle ki: söz ve yemin hak ise yerine getirilir. Batıl bir söz ve yemin geçerli değildir. Resulullah sav bu hususta şöyle buyurmuştur. “Herhangi bir hususta yemin eden kişi, ondan daha hayırlı bir şey görürse yeminin kefaretini versin ve daha hayırlı olan o işi yapsın.”(imam Müslim) Böyle bir imanda ısrar etmenin manası yoktur, bu yemini bozmak daha faziletlidir.

İnsan verdiği sözü hatırlama ile, zorlukları aşıp zevkleri kıracak bir azimle yerine getirir. Sözü yerine getirmek ne derece çetin olursa olsun, azim kırılmamalı ve gerçekleşmesi için her şey göze alınmalıdır. Yarış maratonunda herkesin performansı bir değildir. Bazen verdiğimiz söz ucuz atlatılır bazen de kişinin yakın dost, mal ve haytına mal olur. Bunlar dünya ve ahretin yüce makamlarıdır. Şair şöyle der: “Zorluklar olmasaydı, herkes lider olurdu. Zorluklarda öne atılmak nadir ve savaş kadar zor olurdu.”Müslümanın verdiği ahitler çeşitlidir, bunun en önemlisi Rabbine ahdettiği sözlerdir. Yüce rabbimiz: “Şeytana itaat etmeyin, o size apaçık bir düşmandır diye öğüt vermedim mi? Ey Ademoğulları bana ibadet edin doğru yol budur.” (Yasin suresi) Diye bizden ahde vefa göstermemizi beklemektedir. Verdiği nice nimetlerin vefası kulluktur.

Ahde vefanın güzel misallerinden birisi de; geçmişte fakir ve hasta birisinin iyileşip zengin olduktan sonra, geçmişini unutup şımarması, fakirlik ve hastalık yüzü görmediğini söylemesidir. Bunun yanında çalışanları ezmesi haklarını tam vermemesi ve onlara zorbalık yapmasıdır. Oysaki Allah ona nimetini vermiş, sağlık ve malla onu sınamak istemiştir. Rivayete göre Medineli sa’lebe bir defasında Allah bana mal verse, herkesin hakkını verip akrabalarıma yardım edeceğim diye yemin etmişti. Amcası oğlu ölünce ona çok mal bırakmıştı. Ancak sa’lebe verdiği sözü çoktan unutmuştu bile. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “Onlardan kimi de Allaha şöyle kesin söz vermişti: Eğer Allah bize lütuf ve kereminden ihsan ederse muhakkak zekat vereceğiz. Gerçekten Salihlerden olacağız. Ne zaman ki Allah kereminden istediklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirenler oldular. Zaten yan çizip duruyorlardı. Nihayet Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söylemeyi adet edindikleri için Allah da bu işlerin sonunu kalplerinde kıyamet gününe kadar devam edecek bir nifaka çeviriverdi.Hele o (münafıklar)bilmediler mi ki Allah onların gizledikleri sırları  da bilir, fısıltılarını da… Allah gaipleri hakkıyla bildirendir.(Tevbe 75-78)

                                                                                                                                                                                                                                                 Akıbetimiz hayrola

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.