Şahsiyet meselesi kavramı insanlık tarihinin kurucu önderi ve rehberi Hz. Adem (a.s) ile başlar. Şahsiyet; kişinin ferdi olarak durum ve davranışları ailesi içerisindeki belirgin maddi ve manevi yaşam tarzı ile beraber toplumsal yaşantıyı da tamamlayıcı alışkanlıkları, davranışları, eylem ve söylemlerinin pratik hayata yansıması şeklinde kabaca tarif edebiliriz. Ancak ıstılahi, sosyolojik manada şahsiyet ise; Müslümanın hayatın her aşamasında İslam’ın tüm emir, tavsiye, öğreti ve yasaklarına karşı ifrat ve tefrite girmeden orta yolu takip ederek oluşturduğu hukuki nitelikler bütünüdür. Zira Müslüman iyi bir ilim adamı olabilir ancak iyi bir baba ve aile reisi de olmalıdır. Çok yetenekli bir idari amir veya yönetici olabilir lakin şefkat, merhamet, yardımsever ve kuşatıcı bir yapıya da sahip olmalıdır. Kendi ailesine sahip çıkmakla beraber akrabalık bağlarına komşuluk haklarına ve hatta mazlum halklara da sahip çıkan ve onları kollayan bir kimlik taşımalıdır.

           Bütün bunların yanında Müslüman doğruluk üzere olmakla nitelik kazanmaya çalışmalıdır. Nitekim imam Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste hayat ve yaşam rehberi şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz doğruluk iyiliğe götürür. İyilikte cennete götürür. İnsan doğru söyledikçe Allah katında sıdık olarak yazılır. Yalan ise Allah’ın emrinden çıkmaya götürür. Allah’ın emrinden çıkmak ise ateşe götürür. İnsan yalan söyledikçe Allah katında kezzab (yalancı) olarak yazılır.

            Müslüman hile yapmadan, aldatmadan ve ihanet etmeden insanlığa karşı hukuki bir karakter ortaya koymalıdır. İmam Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste kâinat rehberi şöyle buyurmuştur: “Bize silah çeken bizden değildir. Bize hile yapan bizden değildir.”

Yine imam Müslim’in başka bir rivayetinde Resulullah s.a.v pazarı dolaşırken elini yiyecek satan bir esnafın küfesine daldırınca bir yaşlık görür. Bu yaşlık ne ey yiyecek sahibi diye sordu. Adam: “Yağmur yağdı, ya Resulullah” dedi. Efendimiz buyurdu ki, “İnsanlar yaş olan kısmı görsünler diye üste çıkaramaz mıydın? Bizi aldatan bizden değildir.”

            Müslüman hased etmez, başkasının kazanımlarına göz dikmez ve onlara karşı haksız bir şekilde rekabet ve hırs yapmamakla toplumun sevgi ve dayanışma ruhuna muhalefet etmez, herkes kendi rızkını yer, anlayışıyla toplumsal bütünleştirici kimliğini ortaya koyar.

İmam Ebu Davut’un rivayeti ile Yüce Peygamber “Hasedden sakının! Çünkü hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer bitirir.”

Akıbetimiz hayrola.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.