UA-89691712-1

   Ramazan orucunun en önemli hikmetlerinden biri nefis terbiyesidir. Ramazan bu yönüyle nefis terbiyesi için, bir ay süren ilahi bir kurs şeklinde eğitim sürecidir.

Unutulmamalıdır ki hayat imtihan için yaratılmıştır. Bunun gereği olarak bir takım ilahi yasak ve kısıtlamalarla karşı karşıyayız. Vaktiyle bütün beşerin babası ilk insan Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva, Cennette yaratıldıktan sonra bir yasak ağaç tayin edilmekle model bir imtihana tabi tutulmuşlardı. Onlardan olacak nesillerin yeryüzünde tabi tutulacak imtihana hazırlık ve model olması için cennette yasak ağaçla bir sınav uygulanmıştı.  Bunun sonucunda insan nefsinin sınır tanımayan istek ve hevesleri, şeytanın tuzağına düşebilecek zaafları bulunduğu ortaya konularak, yeryüzü imtihanında daha dikkatli olmak gerektiği insanlığa öğretilmişti.

 Nefis, iyi-kötü,  helal-haram demeden, iç yüzünü dikkate almadan her lezzete taliptir. Nefsin bu isteklerine bir sınır konulmamıştır. Bu özellikleri ve zaafları nedenle de insanın azılı düşmanı şeytanın sinsice provokasyonlarına kapıldığı açıktır.

Nefsi durduracak, olgunlaştıracak ve akıllandıracak en etkin yol, açlık ve susuzluğa maruz bırakılmasıdır ki bu uygulamaya oruç adı verilmiştir. Nefsi, bir ay boyunca belli süreler içinde meşru isteklerinden mahrum bırakarak, diğer zamanlardaki gayr-ı meşru isteklerini engelleme amacını taşımaktadır.

Rivayetlerde nefsin gurur ve azgınlığını ancak açlık ve susuzluğun ortadan kaldırabileceğine dair şöyle bir bilgi vardır: Cenabı Hak, nefsi yarattıktan sonra ona sormuş: “Men ene ve mâ ente = Ben kimim, sen nesin?” Nefis mağrur bir şekilde: “Ene ene, ente ente!=Ben benim, sen sensin!” demiş. Bunun üzerine nefse azab etmiş, çeşitli acılar yaşatmış, sonra: “Men ene ve mâ ente?” diye sormuş. Nefis aynı cevabı vermiş: “Ene ene, ente ente!” Bundan sonra Cenab-ı Hak nefsi aç ve susuz bırakmış ve yine “Men ene ve mâ ente?” sormuş. Nefis zelil bir şekilde şu cevabı vermiş: “Ente Rabbi’r-Rahim ve ene abdüke’l-aciz = Sen benim merhametli Rabbimsin, ben de senin aciz bir kulunum!” (Bediüzzaman, Mektubat, 29. Mektup)

Psikolojide “şartlanma” denilen ve hayvanların eğitilmesinde kullanılan sitem de aynı tekniğe dayanır. Hayvan, aç bırakıldıktan sonra yiyecek verilince, hedeflenen davranışı gösterdikleri gözlemlenmiştir.

Nefis de şartlanma ile eğitilebilen bir hayvan durumundadır. Şu farkla ki nefisin üzerinde hükümran olan akıl vardır, bu nedenle nefis akıllıdır; oysa hayvanda duyguların üstünde bir akıl yoktur. Bir ay süreyle uygulanan açlık ve susuzluk eğitimiyle katılığı yumuşar, acımasızlığı merhamete dönüşür. Kendisi açlığı yaşayarak başka açların halini kavrar. Nefsin hayvana benzerliği ise, bir şeyi yaşamadan kavrayamamasıdır. “Tatmayan bilmez” atasözü nefsin bu özelliğini ifade etmektedir.

Ramazanda nefis tutukludur. Alışkanlıklarından uzaklaştırılır. Aslında insana zor gelen, açlık ve susuzluğun yanı sıra nefsin bu tutukluluk halinden dolayı yaydığı psikolojik hoşnutsuzluktur. Ama nefsi, ümidini kestirecek şekilde dinlememek lazımdır. Bu kutsi süreç içinde arınıp teslim olur.

Ramazan-ı Şerif’in oruç ayı olduğu ve bütün hazlarını engellediği için nefsin hoşuna gitmediği, yaklaşınca nefsin tedirgin olduğu herkesçe bilinmektedir. Ancak özellikle son yıllarda Ramazanın, nefsin ürktüğü oruçla anılmaktan ziyade, nefsin pek hoşuna giden yemek, eğlence ve şovlarla anıldığını gözlemliyoruz.

Hangi televizyonu açsanız, yemek programları, hangi sohbet meclisinde bulunsanız yeme- içme muhabbetleri ile karşılaşırsınız. Akşam iftar sofralarında nefsin bile hayal edemediği envai çeşit yiyecek ve içecekler, iftardan sahura kadar yapılan tüketim çılgınlığı, savurganlık ve çeşitli eğlenceler, güya gün boyu oruç ile terbiye eğitimine konulan nefisten oruçtan dolayı özür dileme şölenine dönüşmekte, nefsin daha da şımartılmasına neden olmaktadır. Ramazanla özdeşleştirilen bu yeme-içme ve eğlence etkinlikleri, nefsin Ramazana sempatiyle bakmasına yol açmıştır. Bu durum ise, oruçla hedeflenen nefis terbiyesi sonucuna ulaşılmadığını göstermektedir. Sahi, Ramazan oruç ayı değil miydi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet 2 ay önce

إنّ النفسَ لأمّارةٌ بالسوءِ إِلَّا ما رحمَ ربِّ