Öne Çıkanlar haberler balıklıgöl büyükşehir eyyübiye karaköprü

TOKİ’nin yapısı Urfa’nın dokusuna uymadı

Şanlıurfa’nın Haliliye İlçesi Bamyasuyu Mahallesindeki eski hal pazarı yıkıldı ve yerine TOKİ tarafından dükkanlar inşa edildi. Uzun süren inşaatın ardından yapı tamamlandı. Tamamlanan dükkanları kimse arayıp sormazken, kentin göbeğinde inşa edilen beton yapıların durumu sorgulanmaya başladı.

‘PATATES BASKISI GİBİ PROJE UYGULANIYOR’

Konuyla ilgili olarak konuşan Şanlıurfa Şehir Plancıları Odası Başkanı Mehmet Selim Açar, TOKİ’nin gittiği her yerde patates baskısı gibi aynı projeyi uyguladığını söyleyerek, “TOKİ’nin girdiği her yerde, mesela Urfa’da yaptığı ilk konutlara baktığımızda çatılı konutlar yapmıştır ve bu konutlar Urfa'nın topografik durumuna da, tipolojik konut yapısına da çok uygun durumlar değil. Urfalı damında isot kurutmak ister, damında uyumak ister ama çatı olunca olmadı sonradan düzelttiler. Patates baskısı gibi her yere uyguladıkları projeyi kalkıp her yere uygulayamazlar. Her yerin kendi konut dokusu var, kendi konut psikolojisi var, kültürü var, farklılıkları var bunlar göz ardı ediliyor TOKİ’nin yapıtlarında. Artı TOKİ geldiğinde bir memlekete, oranın dışarıdan ham maddesini getiriyor, iş gücünü getiriyor, oranın kaynaklarını da alıp içinden çıkıyor. Bu kente bir katma değer olarak dönmüyor. Bu vesileyle TOKİ’yle çalışılmasında çok taraftar değiliz biz plancılar olarak gördüğümüz” dedi.

‘ORAYA YÜKLEYECEĞİMİZ FONKSİYONU BİZ ÖN GÖREMİYORUZ’

Eski hal pazarının yerine inşa edilen dükkanların fonksiyonunun bilinmediğini aktaran Açar, bu durumun yanlış olduğunu iddia etti. Açar, açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“Diğer taraftan baktığımızda eski hal pazarının olduğu yere siz şimdi gidip o dönüşen dükkanlarda bir fonksiyon yüklemeye çalıştığımızda, yükleyemiyoruz. Eskiden olduğu gibi nohut, mercimek alma gibi bir durumunuz yok. Ama şimdi orada dökülmüş yapılmış bir kütle var, o kütleye biz fonksiyon yüklemeye çalıştığımızda yükleyemiyoruz. Yine keza, yeni yapılan sanayi alanındaki dönüşümde de aynı şekilde. Ne yapılabilir burada? Mesela bu kadar ofise mi ihtiyaç var, bunların fizibilitesi yapıldı mı, ya da sırf dönüşüm olsun diye mi yapıldı? Biz bunları yanlış görüyoruz. O bölgenin kaderi için de atılan yanlış bir imza olarak görüyoruz. Çünkü; o bölge gerçekten şu anda ortalama emsalin 3 buçuklarda dolaştığı bir bölge oldu. 3 buçuk, şehircilikte çok yüksek bir yoğunluk. Yollarımız orada 25-30 metre olabilir ama o yolların kaldırılacağı anlamına gelmez. İlerde orada çok büyük sorunlar, yoğunluklar görüyoruz. Bir an önce o bölgede, özellikle bölge otoparklarının yapılması, parklanmanın çözülmesi gerekiyor. Çünkü şu anda hal pazarında yapılan, kentsel dönüşümde yapılan otoparklar yetersiz. Orası herhangi bir fonksiyon yüklendiğinde oradaki otoparklar o yapılar için yetersiz kalıyor. Bu noktada aklımıza gelen tek bir durum var, Büyükşehir Belediyesinin o yapıyı Büyükşehir Belediye yapısı olarak kullanması. Başka da oraya yükleyeceğimiz fonksiyonu biz ön göremiyoruz, yetkililer ön görürse bilemiyoruz.”

‘TOKİ’NİN YAPTIĞI YOĞUNLUK ÇOK ÇOK FAZLA’

TOKİ’nin bölgeye bir yoğunluk getirdiğini bildiren Açar,  “Zaten kentin o bölgesinde yaklaşık 7-8 bin metrekarelik bir alan harici herhangi bir yeşil alan kullanımı söz konusu değil. Alan Bamyasuyu gibi çok yoğun bir konut yoğunluğunda. Diğer taraftan ticarilerin emsalinin 9 olduğu alanlar var, 20 katlık kullanımların olduğu imar durumları var. Bu noktalar orayı bir çıkmaza koyacaktır bunu biz öngörüyoruz, söylüyoruz. TOKİ de buna zaten katkısı yadsınamaz. TOKİ’nin yaptığı yoğunluk çok çok fazla.”

KENTSEL DÖNÜŞÜM KONUSU

Kentsel dönüşüm noktasında çok geç kalındığının altını çizen Açar, dönüşümün kültürel ve sosyolojik olduğunu kaydetti. Açar, kentin yüzde 35-40’lık bölümünün gecekondulardan oluştuğunu, bu bölgelerin kentsel dönüşüme nasıl konu edileceğinin belirlenmesi gerektiğini aktardığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kentsel dönüşümde gerçekten çok geç kaldık. Kentsel dönüşüm 3 katı yıkıp 5 katı yapmak değildir, TOKİ’nin hal pazarında ve sanayi alanında yaptığı gibi. Kentsel dönüşüm aynı zamanda bir kültürel ve sosyolojik dönüşümdür. Bununla beraber düşünülmesi gerekir. Urfa'nın merkezinin yüzde 35 ile 40 arasında bir gecekondu bölgesi var, bu bölgenin bir an önce fizibilitelerinin yapılıp nasıl kentsel dönüşüme konu edebileceğinin ortaya çıkartılması lazım. Çünkü bu alanların çoğu 3. derecede ve 2. derecede. Sit alanı olan yerler bile var. Bu alanları saptayıp gerekirse altın taramalarının yapılıp, jeoradar dediğimiz aletle, keza geçen bir evin altında mozaikler vs. bulundu. Bu tür durumların olmaması için kentsel dönüşüme konu ederken bu tür fizibilitelerin yapılması gerekir.”

‘BELEDİYEMİZİ ŞEFFAF OLMAYA, DAVET EDİYORUM’

Belediyelerin kentsel dönüşüm noktasında şeffaf olmasını gerektiğini vurgulayan Açar, “Diğer bir parametre de kaynak. Bu kentsel dönüşüme bir kaynak hazırlanması gerekir. Bunu da geçen sene de gündeme gelen Kaşmer meselesi var meclise gelen. Kamuyla paylaşılmayan ve hala plandan haberimizin olmadığı, meclisten geçti askıya çıkmadı, askıya çıksa bizim inceleme gibi bir durumumuz olacaktı. Siz halka karşı halk için bir şey yapamazsınız, halktan saklayarak bir şey yapamazsınız. Bu noktada belediyelerimizi şeffaf olmaya davet ediyorum. Diyorsunuz ki, burası kamu arazisi, burası kentsel dönüşüm için kullanılacak ama diğer tarafta kalkıp bunu halktan, STK'dan, ilgililerden saklama gereği duyuyorsunuz, bu çok yanlış bir yöntem. Geçen seneki basın açıklamasında da usulen yanlış olduğunu beyan etmiştik esas noktasında da plan askıya çıktığında inceleyeceğimizi söylemiştik ama hala plan askıya çıkmadı. Yeni meclise sevk edildi geçen ay hala beklemekteyiz. Aynı şekilde bu yönetimimizde geçen yönetimimiz gibi gayrı şeffaf bir yönetim sergilemekte. Bu noktada belediyemizin şeffaf olmaya, bu tür durumları halkla paylaşmaya davet ediyorum. Halk için halka rağmen bir şey yapamazsınız. Antalya’da mesela proje yarışmaları açılıyor, o yarışmalar teşhir ediliyor, her teşhir ünitesinin önüne bir sandık konuluyor, herkes hangi projeyi kazanırsa ona oy veriyor. Siz bunu bırakın, ilgili STK'lardan saklama gereği duyuyorsanız bunun altında biz de bir şey ararız. Durum bundan ibaret. Bu noktada da kentsel dönüşüm gerçekten günümüzde gerekli olan bir durum. Urfa birinci derece deprem kuşağı değil ama garanti olan bir durumumuz da yok. Bizim hazırlık yapmamız lazım, doğal afetler, depremler 100 sene de bir olur ama olur. Biz de ne zaman olacağını bilmediğimiz için hazırlık yapmamız gerek diye düşünüyorum” diyerek sözlerine son verdi.

Hüseyin ÖZKAN / İPEKYOL - ÖZELHABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.